CEMİL ALPARSLAN YAZDI...

2023, 2053 Ve 2071 Vizyonu, Siyasi, Bürokratik, Ve Ekonomik Kadro-1

Ülkemiz toplumuna yönelik 1700’lü yıllardan itibaren devam eden siyasi, ekonomik ve toplumsal kuşatma günümüze kadar hız kesmeden devam etmektedir. Batı, Osmanlı İmparatorluğu'nun gelişmiş medeniyetlerin, teknolojisini, gelişimini yakalamak amacıyla ülke dışına göndermiş olduğu gençlerimize, ideolojik maske giydirerek tekrar bize geri gönderdi. Bizden olması gereken gençler bize düşman oldular. Bilimsel eğitimden çok ideolojik eğitim aldılar. Karşımıza değişik adlarla çıktılar, bazen Jöntürk oldular bazen İttihat Terakki. Kendi halkını, kendi vatandaşını küçük gördüler. Yüklenen ideolojik maske gereği bir siyasininde dediği gibi ‘145 yıllık sözde demokrasi mücadelesine’ dönüştürdüler. Bize giydirilen deli gömleği bizim sonumuzu getirdi. Padişahları astık, padişahları tahta getirdik, padişahları tahttan indirdik. İndirilirken resim verenlerin neredeyse hiç biri bu milletin evladı değildi. Bu milletin evlatları demokrasi yalanları ile kandırılarak olmayan bir rüyaya inandırıldı. Sonucunda koca bir imparatorluk kendi çocuklarının elleri ile yok edildi.
 

Osmanlının yıkılışı ile birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlayan Milli Kurtuluş Savaşı başarıya ulaştı. Küllerinden doğan bir devlet geçmişin yükü altında tekrar milli ekonomik hamle başlattı. Beş yıllık on yıllık kalkınma planları ile milli ekonomi oluşturulmaya çalışıldı. Evet bunda bir nebzede olsa başarılı olundu. Ancak Atatürk sonrası hiçbir devlet başkanı milletin önüne vizyon koyamadı. Taki Turgut Özal’a kadar. Turgut Özal bu ülkeye üretmeyi, üretilen ürünü satmayı öğretti. Yine Necmettin Erbakan sürekli ağır sanayi hamlesi dediyse de ülkemizi işgal eden, bizden gibi görünüp bizden olmayan, devlet büroksasine hakim sebatayist kılıklı bürokratlar tarafından alaya alınarak engellendi.  Ülke sürekli darbelerle meşgul edildi. Başını kaldırıp çevresine bakma imkanı tanınmadı. Her silkinişinde ideolojik gömlek giydirilmiş, bilim üretemeyen üniversiteler ve yetiştirdikleri ideolojik maske giymiş hukukçular önümüze dikildi. Bazen 'Ordu Görev' dediler, bazen hükümete bildirilerle ayar vermeye kalktılar. Asıl amaçları olan bilim üretmekten başka herşeyi yaptılar. Oysa ki üniversitelerin görevi bilim üretmekti. Bu çocuklar da uzayda yetiştirilip Türkiye’ye ışınlanmış değillerdi. Bizim Okullarımızda okuyan adı Mehmet, İsmail, Fatma, Erdem olan....Demekki kişilerden ziyade ilk önce değiştirilmesi gereken bilim üretmekten çok ideoloji üretmeye yarayan eğitim müfredatımızdı. 1700’lü yıllardan beri gençlerimizi ülkemize yabancılaştıran sorun bu olsa gerek.

Batı sadece üniversitelere giydirdiği ideolojik gömlekle bizi kontrol etmiyordu. Türk Milletinin manevi değerlerine bağlılığını bilen batı bizi bizden iyi tanıyordu. İçimize yapmacık tarikat ve cemaatlerle nufüz ettiler. Erich Hoffer’in dediği gibi Âklın olmadığı yerde cemaatler, tarikatlar, hurafeler, kölelik cirit atar’. Akıldan, bilimden çok hurafelere inandırdılar, bizleri. Gerçek tasavvufu bize bir türlü göstermediler. 

Bir teoriye göre; Batı kalkınıp güçlenmesini istemediği toplumları içe kapatıp kısır bir döngüde tartıştırır.Kitleler içi boş kavramlarla bir birini yerler ve asla kalkınamazlar. Tıpkı bizde olduğu gibi. Yıllarca Laiklik, Kamusal Alan gibi içi boş kavramlarla oyalandık. Bizi eğitim, din, medya, kültür yoluyla değiştirerek kendileri için kullanışlı koyun sürüsüne çevirdiler. Mankurtlaştırdılar. Modern dünyanın Türk insanını mankurtlaştırması tamda bu olsa gerek. Bu konuyu halk arasında çok kullanılan bir sözle bitirip 2023, 2053 ve 2071 vizyonu önündeki engellerle bir sonraki yazımda bahsedeyim. Eğitimin okul diplomasıyla sona erdiğine inanan bir kişiye, eğitimle verilebilecek hiç bir şey yoktur.

İlgili Galeriler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol