Kalemlerinde kan vardır

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Başkanı Metin Feyzioğlu, " Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan aklanmamıştır. Bunlar aydın filan değil. Bunlara aydın muamelesi yapılmasın. Bunlar Türk Mahkemeleri kararlarıyla suçlu ilan edilmişlerdir.'' dedi. Feyzioğlu, "Kişisel düşüncem her ikisinin kaleminde kan vardır. Onlar gazeteci değil. Onlar, haindir diye bu ülkenin vatanseverleri zindana atılırken sevinç çığlıkları atmışlardır. Ben bunları unutmam." ifadelerini kullandı.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Anadolu Yayıncılar Derneği tarafından düzenlenen Anadolu Sohbetlerinin konuğu oldu. Feyzioğlu toplantı sonunda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

'SEMBOLİK CUMHURBAŞKANI DEĞİL, YETKİLİ CUMHURBAŞKANI'
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Yönetiminin, 12 baronun olağanüstü genel kurul çağrısını oy çokluğuyla reddettiğini kaydeden Feyzioğlu,bazı kesimlerce yaptıklarının anlaşılamıyor olabileceğini belirterek,"Barolarımız 'Metin Feyzioğlu, neden külliyeye gitti' demişler.

Metin Feyzioğlu, Avrupa Parlamentosuna gitse bunu diyecekler miydi? Alman Şansölyesine gidip. Türkiye'de insan hakları yoktur, hapishanelerde işkence vardır. Deseydi bana kızacaklar mıydı. Soruyorum sadece. Metin Feyzioğlu meslektaşların ve vatandaşların 10 yıllardır birikmiş sorunlarının çözümünde hükümet sisteminde en yetkili ve siyasi sorumluluğu olan Cumhurbaşkanına gitti. Sembolik Cumhurbaşkanı değil, yetkili Cumhurbaşkanı. Çözüm orada. Yargı stratejisi paketi nasıl olur da külliyede açıklanır diye tepki gösterdiler. Biraz ironi ile sordum; 'sizin evde mi açıklasın' diye. Bize mi gelsin açıklasın. Cumhurbaşkanı imzalı senet veriyor;' ben bu yargı paketi strateji belgesini paketler halinde açıklayacağım' dedi. Meclis başkanı neden açıklamadı, adalet bakanı neden açıklamadı diyenler oldu. Daha güvenceli sağlam bir makam açıklıyor. Senet veriyor, senet. Yapılmaz denilen yapıldı. Ankara adliyesi projesi hayata geçiyor muazzam işler bunlar" dedi.

'TERÖR İÇİN ORTAYA KOYSAK, TERÖRÜ BİTİRİRİZ'
Türkiye ittifakı cümlesinin kendisini heyecanlandırdığını ifade eden Feyzioğlu , "Sonucu gördüğüm için heyecanlanıyorum. 30 senem hizmet telaşıyla geçmiş. Bu milletin bana verdiğini geri ödemeye gayret ettim. İlk kez bir adalet Bakanı çok kapsamlı bir reform çalışmasın başlarken bize birlikte yapalım dedi. Türkiye ittifakı nasıl olacak kuru kuruya mı olacak. Gel bir birlikte çalışalım demek bunun bir tezahürüdür. Türkiye ittifakı gel benim siyasi partimde saf tut demek değil. Herkes kendi ilgi , görev alanında birlikte çalışsın. Kafa kafaya verip ortak aklı üretsin. Bu ittifak Maçka Hatay çizgisinin ortadan kalmasını yüzde yüz sağlar. Biz yargı paketi strateji belgesindeki çalışmayı terör için ortaya koysak terörü bitiririz. Kıbrıs çözümünde aynı yaklaşımı izlesek bu meseleyi çözeriz. Bu anlayışı hayata geçirsek kalkınır gideriz. Doğru iş yapılmıştır. Doğru işten feyz almak lazımdır. Türkiye Suriye'de doğru bir dış politikaya dönmüştür, 3 kutuplu dünyayı doğru okumaktadır. Cumhuriyet'in kuruluşundan gelen politikayı doğru uygulamaktadır" diye konuştu.

 

'BUNLARLA GURUR DUYMAK EN MİLLİ HİSTİR'
Türkiye'nin savunma sanayinde milli ürünler kullanmasının kendisini mutlu ettiğini kaydeden Feyzioğlu , Barış Pınarı harekatıyla yakalanan büyük başarıya ilişkin,"Türkiye'de ihtiyacı olan silahları vermedikleri için teşekkür ediyorum. Kendi silahımızı ürettik teknolojik anlamda en gelişmiş oldu. Kötü ev sahibi kiracıyı mülk sahibi yaparmış. Bizde mülk sahibi olduk. Tanklarımız geliyor. Drone'larımız dünya çapında oldu. Vermeyince biz yapıyoruz. Bunlardan gurur duymak en milli histir. Bu üç kutuplu dünyada Türkiye ordusunun gücünü 250 yıllık diplomasi birikimini kullanarak muazzam bir başarıya imza attı. Sahaya girdi, M4 karayolunu bıçak gibi kesti. Bir gün sonra ABD başkan yardımcısı koştu geldi. Aynı 8 gün içerisinde ABD ve Rusya ile mutabakat yapıldı. Göreceksiniz kalanı da çekecekler. Buradan sesleniyorum; benim düşüncem şudur, oradaki yabancı güçler çekilmeden Türkiye zaten çekilemez. Yabancı güçlerin oradan çekilmesi ve Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması için Türkiye'nin Rusya ilgili atması gereken önemli bir adım vardır" diye konuştu.

'BURAYI SURİYE'NİN YÖNETMESİ LAZIM'
Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanmasına ilişkin konuşan Feyzioğlu," Esat yönetimini yaptığı yanlışlardan ders alır hale getirmek. Hatalarını anladığından emin olmak. Orta vadede çok uzatmadan Esat'ı insan haklarına saygılı, kendi vatandaşları arasında ayrımcılık yapmayan, mezhepçilik yapmayan, etnik temizliğe kalkışmayan, öç almayacak bir noktaya getirip Suriye ile birlikte doğrudan ilişki kurmalıyız. Bu bir başarı olmalı bizim için. Biz Suriye ile baş başa kalacağız burada. Burayı başka devletin değil Suriye'nin yönetmesi lazım. Biz işgalci değiliz. Cumhurbaşkanımız da bunu söylüyor. Biz de üstümüzde düşen ne varsa yaparız. Bu yumuşama döneminin yavaş yavaş başlaması gerek diye düşünüyorum" dedi.

"BENİM BİLDİĞİM KADARIYLA ÜZERİNDE AŞAĞI YUKARI ÇALIŞILMIŞ BİR TASLAK VAR"
Ceza infaz indirimine ilişkin soruları da yanıtlayan Feyzioğlu," Cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminde bakanlıklar çeşitli taslaklar hazırlayabilirler. Bakanlıkla irtibatlı çalışıyoruz. Milletvekilleriyle de çalışıyoruz. Benim bildiğim kadarıyla üzerinde aşağı yukarı çalışılmış bir taslak var. Bunu açıklamak bana değil millet vekillerine düşer. Milletvekillerinin bunu açıklaması lazım. Gördüğümüz kadarıyla rahatsız edici bir taslak değil. Uyuşturucu suçlarının kapsam içine alındığı bilgisi varken biz rahatsızlığımızı dile getirmiştik. Cinsel istismar sularının alınmasını doğru bulmayız demiştik. İhtiyaç vardır. İki husus vardır kamuoyunda konuşulmaya başlanınca olur. Erken seçim ve af . Erken seçim konuşulmuyor çok şükür. Türkiye'nin ihtiyacı önümüzdeki dört yılda aralıksız, seçim telaşı olmadan hizmet etmek. Bu af olmayacak. Denetimli serbestlik süresinin daha erkene çekilmesi olacak. Kamu düzenini bozmayacak bir düzenleme gelmek zorunda. Cezaevlerinde kapasitenin iki üç katı insan var. Bizim cezaevlerimiz ıslah etmiyor. O kalabalıklarda cezaevleri insanları suça teşvik ediyor. Amaca aykırı. Amaca uygun bir ceza infaz sistemine geçmemiz gerekiyor. İnfaz indirimi ikinci paketin parçası değil. Geçici bir düzenleme o ayrıca gelecek. Bütçe maratonuna girmeden bu çıkar. Bunun çözülmesi şart" dedi.

'BUNLARIN EZİCİ ÇOĞUNLUĞU İKTİDARA MUHALİF'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talebiyle Yargı Paketi Strateji Paketinde istinaf aşamasında kesinleşmiş hükümlerin düşünce özgürlüğü ile ilgili olanların hepsinin temyiz denetimine açıldığını ifade eden Feyzioğlu, "İstinaf aşamasında cezası kesinleşmiş cezası başlamış 10 bin kişi Yargıtay denetimi açıldığı için hükümlü olmaktan kurtuldu, sanık pozisyonuna geri döndü. Yargıtay denetleyecek. Bunların ezici çoğunluğu siyasi iktidara muhalif. Hadi bunu yazın. Cumhurbaşkanına hakaret suçu temyiz denetimine açılmış. Yazsanıza bunu arkadaşlar. Yargı reformuna sabahtan akşama sövenlere söylüyorum. Burada samimi bir adım var. Bu adım çerçevesinde ana muhalefet partisinin eski milletvekili istinafta cezası kesinleştiği için cezaevindeydi. Temyiz imkanı çıktı. Temyiz etti, tahliye oldu. Bir muhalif denilen gazetenin yazarı istinafta cezası kesinleştiği için cezasının infazını çekiyordu, hapisteydi. Yargı reformu çıktı tahliye oldu" ifadelerini kullandı.

'ÖNEMLİ BİR ADIM'
Yargı paketindeki düzenlemeden çok farklı kesimlerin yararlandığına dikkat çeken Feyzioğlu,"Bu gazete sabah yargı paketini destekliyorum diye sabah akşam bana saldırıyor. İşte buyurun eski yazarınız çıktı. Kimler yararlanıyor görüyorsunuz. Bu Türkiye'yi kucaklamak yolunda önemli bir adım.  Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan ve Ahmet Altan. Bunlardan üçü, 'Hükümeti ortadan kaldırmak, Meclisi ortadan kaldırmak, anayasal düzeni ortadan kaldırmak ve terör örgütüne bilerek, isteyerek destek olmaktan' İstanbul Ağır cezada mahkum oldular. İstinafa gitti istinaf onadı. Cezalar 5 yıl üstünde olduğu için temyize gittiler. Temyiz mahkemesi dedi ki, Mehmet Altan onun açıklamalarını eleştirici ve muhalif olma anlamında alıyorum. Terör örgütünü desteklediğine dair somut bir delil bulamadım. 15 Temmuz'u bildiğine, darbe yapılacağına dair delile rastlamadım dedi. Bozdu. Ilıcak ve Ahmet Altan ile ilgili ise; 15 Temmuz'da darbe olacağına dair bir bilgiye sahip oldukları dosyada yok. Bunlar çok yoğun bir şekilde terör örgütü FETÖ'yü yoğun bir şekilde desteklemişler dedi. Terör örgütü olduğunu bilerek, isteyerek desteklemişler dedi. Bakın aklamıyor. Terör örgütünün bilerek isteyerek desteklemişler ama bu terör örgütünün darbeye kalkışacağına dair delil dosyada yok dedi. Bu sebeple bozdu. İstanbul ağır ceza mahkemesi Yargıtay kararı gibi beraat ettirdi. Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan ile ilgili, darbeyi destekleyen bir delil bulamadım. Terör örgütüne verdikleri destekten 10 yıl 6 ay cezalandırıyorum dedi. 10 yıl 6 ay. Aklanma yok. Nazlı Ilıcak ile ilgili tüm yargılama safhasında pişmanlığını dile getirdi. ' Ben ettim siz etmeyin, dedi. Onun hakkında indirimine gitti. Ahmet Altan'a döndü ; Ahmet Altan pişman değilim, bugün olsa yine yaparım dedi. Onunla ilgili indirim uygulamadı. Hukuk işliyor. Yattığına baktı , 'hüküm kesinleşinceye kadar ben bunları tahliye edeyim, hüküm kesinleşince ben bunları yatarı varsa içeri alırım' dedi" şeklinde konuştu.

Yargının adil bir şekilde işlemesinden en çok FETÖ'nün zarar göreceğini belirten Feyzioğlu,"Yargı adil bir şekilde işlesin ki FETÖ bundan istifade etmesin. FETÖ; çuvala doğru ve yanlış konulsun, yanlışlar doğruları gölgelesin ve Türkiye adaletsizliği ile gündemde olan bir ülkeye dönüşsün istiyor. FETÖ'nün kumpas davalarında yaptığını yapmamalıyız. Bizim FETÖ'den farkımız Bu devletin adaletle var olacağını biliyor olmamız. Ilıcak ve Altan aklanmamıştır. Bu kişiler sırf siyasi iktidara muhalif diye vaktiyle devleti ele geçirme noktasına gelmiş bir hain kanlı, sefil bir terör örgütünü her cümleleriyle desteklediklerini kendine demokratım diyenler unutmasın. Bunlar aydın filan değil. Bunlara aydın muamelesi yapılmasın. Bunlar Türk Mahkemeleri kararlarıyla suçlu ilan edilmişlerdir. Gazetecilik yapmadıkları suç işledikleri sabit olmuştur. İşledikleri suç darbeye teşebbüs değil terör örgütlerini desteklemek olarak karar vermiştir. İstinafı gördük, Temyizi göreceğiz bakalım ne çıkacak. Kişisel düşüncem her ikisinin kaleminde kan vardır. Onlar gazeteci değil. Onlar, haindir diye bu ülkenin vatanseverleri zindana atılırken sevinç çığlıkları atmışlardır. Ben bunları unutmam. Vicdanıma da unutturmam. Onlara gazeteci, kahraman muamelesi yapmak söz konusu olamaz. Silivri zindanının kapıları kırılıp FETÖ mağdurları çıkınca onlar kahraman olarak çıktılar. Bunlar cezalarını çekince utanç içinde çıkmalılar. Bunu hep birlikte sağlamalıyız" diye konuştu.

.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.