ALTIN YUMURTLAYAN TAVUĞU KESELİM Mİ?

Geçmiş yıllara baktığımızda Arap turistler, ülkemize genelde İstanbul’u gezme amaçlı gelirlerdi. Hatta İstanbul iline gelen her dört turistten birİ Araptı. Son 10 yıldır bu değişmeye başladı. Artık Arap turistler yaylaları ve yeşili ile ünlü Doğu Karadeniz Bölgesine (Trabzon, Rize, Ordu, Giresun ve Samsun) yoğun ilgi göstermeye başladılar. Bölgede genellikle Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Ürdün'den gelen turistlere rastlamak mümkün. Rize Ayder, Trabzon Uzungöl Yaylası onlar için gözde yerler olarak karşımıza çıkmakta. Peki Arap turistlerin Doğu Karadeniz ekonomisine katkısı ne kadardır.  

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) 2014 yılı raporuna göre, 2012 yılında Körfez ülkeleri vatandaşlarından oluşan uluslararası turist sayısı 46 milyon civarında. Biz bu pastadan %20 payı bile zor alıyoruz. Yüksek harcama yapan turist grubu olarak dikkat çeken Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, BAE, Kuveyt ve Umman gibi ülkelerden gelen turistlerin ülkemize gelişleri son dönemde artmakta. 2014 yılında yapılan bir araştırmada turistlerin, Türkiye’de ortalama kişi başı harcamalarında;
Yerli turist bin 150 dolar, 
Yabancı turist 749 dolar, 

Arap turistler ise 3 bin dolar civarında bir harcama yaptıkları tespit edilmiştir.
Özellikle yaz aylarında gördüklerimiz, yaşadıklarımız ve resmi kaynaklardan yapılan açıklamarda sadece Trabzon iline Arap turistlerin bıraktığı döviz asgari 1,5-2 milyar dolar civarında. Azımsanamayacak değerdeki yüksek meblağ ekonomiye can suyu olmakta, esnaf yaz aylarının gelmesini iple çekmektedir. Yaz dönemlerinde özellikle Trabzon yaylaları, merkez cadde ve sokakları, oteller, alışveriş merkezlerini dolduran Arap turistlerin yaptıkları harcamalar ile küçük esnaf bayram yapmakta. Buna karşın her zaman olduğu gibi, sığ düşünen bir koro var ülkemizde. Arapların burada işi ne, her taraf Arap istilasında gibi sığ söylemlerle turizme darbe vuran bir koro. Bu tipler Yunanlıların ülkemize gelişinde de, Rusların gelişinde de, Arapların gelişinde de aynı teraneyi okudular. Yunanlılar Pontus’u canlandırma amaçlı geliyor diyerek, milliyetçi/muhafazakar kimliği üst seviyede olan halka, ülkeyi bölecekler gibi gerçekleşmesi hayal mahsulu korkularla turizmin canına okudular. Sonunda Yunan turist neredeyse ülkemize gelmez oldu. Bu mikro milliyetçilerin söylemleri, zihniyet yapısı hep aynı olacaktır. Bunlara aldırmaya gerek yok. 

Peki biz ne yapıyoruz, altın yumurtlayan tavuk olan Arap turistlere nasıl davranıyoruz? Bazı örneklemelerle anlatayım. 
Bizler Arapları yolunacak kaz gibi görüyor, hakkımız olanın üstünde paralar talep ederek turisti kazıklama peşinde koşuyoruz. Farkında değiliz ki kendi ayağımıza, kendi ekonomimize ve Türk milletinin misafirperver duruşuna kurşun sıkıyoruz. 
Arap turiste yiyeceği eti 150-200 TL, yerli halka 80-90 Tl’ye, bir tabak yemeği normal satış fiyatının üç katına satarken, taksiye aldığımız Arap’tan normal tarifenin üç dört katı fazla fiyat alıyoruz. Otellerde veya apart evlerde fahiş fiyatlar uyguluyor, manifatura mağazalarında indirimsiz fiyatlarla satıyoruz vs vs
Hıdırnebi yaylasına yaz aylarında birçoğumuzun yolu düşmüştür. Yol üzerinde kadın ve çocuklar tabaklara kayısı, kiraz, erik, dut gibi meyvelerden koyarlar. Yoldan geçen turistlere satmaya çalışırlar. Pazardan 3-5 Türklirasına aldıkları meyveleri 25-30 Türklirasına turiste satmaya çalışırlar. Güya yerli, organik ürün gibi satarlar. Bir kilo eriği 5 kilo erik olarak satarlar. Tabağa koydukları 3-5 erik 5 Türk lirasıdır, 10 türk lirasıdır. Mantık belli, ne koparırsam, ne kadar kazıklarsam kardır. Olmuyor beyler olmuyor. Türk Milleti bu değil, biz bu değiliz. 

Size kısa bir anektod anlatayım. Okullar, okul bitiminde yaylalara geziler düzenlerler. İlimizde de bir okul öğrencilerine yönelik Uzungöl’e piknik amaçlı gezi düzenler. Uzungölü biraz geçince küçük, düzlük bir alanda dururlar. Öğrenciler araçtan inmeye başlar. Ansızın yukarıdan, ağaçların arasından bir kadın koşarak gelir  ve geziye katılan ekibe; ‘burada piknik yapmak ücretli, bedeli 300 tl.’ diye çıkışır. Sorumlu öğretmenin; ‘biz öğrenci grubuyuz, arap değiliz’ şeklinde karşılık verir ancak kadın geri adım atmaz. Bunun üzerine öğrencileri toplayarak oradan uzaklaşır. 

İlimiz Çukurçayır mevkiinde evini satılığa çıkartan vatandaşımızın evini bakmaya bir Arap gelir. Onu eve götüren bizim yerli vatandaşımız şoför turiste çaktırmadan ev sahibine der ki; ‘abi bu ciddi alıcı, evi 350 bin TL değilde 370 bin TL de. 20 bin TL’yi de bana ver.’ Tabi ev sahibi şoförün bu teklifini reddeder. Talep ettiği fiyatı veren turiste evini satar. 
Asıl sorgulanması gereken şu; lafa gelince dürüstlükten, ahlaktan, vicdandan dem vuran insanlarımız para için bu kadar nasıl değişebiliyor. Türk insanı olarak neleri kaybettiğimizin farkında mıyız? Değerlerimizi, kültürümüzü nasıl sömürdüğümüzün farkında mıyız? Türk milletinin imajını nasıl yok ettiğimizin farkında mıyız? Haram ve helale dahi bakmıyoruz. Biz bu değiliz dostlar.  

Bizler ülkemizi gezmeye gelen insanlarla hem dalgamızı geçip hemde parasını alıyoruz. Ekonomik krize bir umut olan turisti sömürmek için elimizden geleni yapıyoruz. Sonrada kendimizi haklı görme yoluna gidiyoruz. Toplum kalitemiz bu maalesef. Denetim de olmayınca iyice azıtıyoruz. 
Burada Valiliğe, Belediyeye, esnaf odalarına büyük görevler düşmekte. Vatandaşımız bilinçlendirilmeli. İlimiz ve bölgemize yönelik turist akımını yıl 12 aya yaymamız gerekir. Ekonomiye can suyu olan bu insanları kazıklamaktan önce hakkımız olanı alıp tekrar gelmelerine vesile olmalıyız. Türk milletinin misafirpervliğini onlara göstermeliyiz.
Burada amacım Arap seviciliği değildir, onları korumakta değildir. Amacım ülke ekonomisine can suyu olmalarına vesile olmaktır. Şimdi kafamızı iki elimizin arasına alıp düşünelim. Altın yumurtlayan tavuğu keselim mi yoksa daha çok altın yumurtlasın diye bakalım mı? Cevabını siz değerli okurlarıma ve kamuoyuna bırakıyorum.

İlgili Galeriler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Dursun Ali Atmaca 1 ay önce

Cemil bey yazınızı okudum, gerçekleri yazmışsınız ama az bile yazmışsınız.
Bende bir anekdot aktarayım, iki yıl önceydi bizim Eczaneye bir Arap geldi ilaç sordu ve İngilizce olarak birşeyler dedi bende Ecz sordum Serdar ne dedi diye!
Baba, pahalı söyleme demiş. Çocuklar ilaçı okutup ekranda rakamı gösterdiler ve o Arap hersene bize alış verişe gelir.

Avatar
Selim kalkışım 1 ay önce

Arap turistlerin ülkemize ve yöremize yaptıkları ekonomik katkıyı gittiklerinde anlayacaklar