PENÇE KARTAL’DAN KAPLAN’A

Devletin tüm kurumlarından paralel yapılar temizlendikçe aydınlık günler görmeye başladık. 15-16 Haziran’da başlayan son yılların en büyük kara ve hava harekatı bize devlet kurumları arasındaki koordinasyonun önemini bir kez daha gösterdi.
Bundan çok değil 10-15 yıl kadar önce sabah erken kalkan devlete, hükümete ayar veriyordu. Herkes kendi özerkliğini ilan ediyor statükonun sözcülüğünü yapıyordu. Ülkesini seven vatandaş televizyonlara bakarak, acaba bugün ses Danıştay’dan mı, Yök’ten mi, Üniversiteler Arası Kurul’dan mı, Yargıtaydan mı, Barolar birliği’nden mi, TÜSİAD’dan mı, yoksa bir kuvvet komutanından mı çıkacak diye dört gözle bekliyordu. Artık sabah kalkan özerkliğini ilan edemiyor ülkemde. Devlet kurumlar içerisine sinmiş paralel yapıları temizledikçe hakimiyetini her alanda hissettirmeye başladı.
Bu hakimiyet bize Akdeniz’de, Libya’da, Suriye’de, Irak’ta var olmamızı sağladı. Emperyalistlerden bağımsız politikalar üretmemize vesile oldu. 1699 Karlofça antlaşmasından itibaren devam eden, toprak kaybeden, sürekli geri adım atan devlet imajı artık kaybettiği topraklarda hak iddia eden devlete dönüşmeye başladı. Her açıdan sahada varlığımızı hissettirmeye başladık öyle bir hissettirdin ki Fransız politikacı Mıchel Scarbonechi; “Türkleri artık birileri durdurmalı” söylemine kadar getirdi. İçeride ki işbirlikçileri dahi artık Türkiye’nin ilerleyişine engel olamıyor ki Avrupa devletlerine, liderlerine çağrıda bulunuyor. Beyninin arkasında yatan haçlı ittifakını, haçlı ordularını harekete geçirmeye çalışıyor. 
Yerli silah, yerli politika ve kurumlar arasındaki koordinasyon arttıkça emperyalistlerin oyunlarına alet olmaz, onların politikalarına boyun eymez, bağımsız politikalar geliştirirsin. 
Bu operasyonun en büyük amacı Libya ve Suriyedeki başarımızı perçinleyecek olmasıdır. Libya’da ve Suriye’de ısınıcak olan havayı bertaraf edebilmek için, sınırlarımızın içine kadar giren terörün akamete uğratılması gerekiyor. Bu operasyon vekâlet savaşçısı teröristlerin, Haftanin’den, Sincar’dan, Mahmur’dan, Kandil’den silinmesi operasyonudur. İran’ın Şii hilali hayaline, İsrail’in terör devleti hayaline büyük bir darbedir. Türkiye’nin içinde varlığını kaybetmeye başlayan emperyalizminin vekâlet savaşçısı teröristleri, Irak’ın içinde de yani sınırlarımız boyunca da temizleme operasyonudur.
Burada dikkatinizi çekmek istediğim nokta, Türkiye’nin bu operasyonları yaparken BM’ye göre, “Bir devlet kendi güvenliğini tehlikede gördüğü anda BM Güvenlik Konseyi kararını beklemeden meşru müdafaa hakkını kullanır” der. Ülkemiz sınır ötesi operasyonu bu karara istinaden yapmaktadır.
Bu durumdan rahatsız olan Arap Birliği her zaman olduğu gibi üç maymunu oynayarak, Türkiye’nin terörle mücadelesini görmeden, sahibinin sesi vazifesini yerine getirerek, Türk ordusunun Irak’tan izin almadan Irak topraklarında operasyon yapmasını eleştirme vaziyetine düşüyor. Sanki ABD orada operasyonu yaparken, Rusya ve İran oralarda operasyon yaparken o devletlerden izin alıyormuş gibi çifte standartlı bir açıklama yapıyor. 
İran geri kalır mı, İranda yarı resmi ajansı Fars aracılığıyla yaptığı açıklamada ülkemizin yapmış olduğu operasyona karşı şöyle demektedir: “İran ordusu Türk ordusu’nun PKK’ya karşı düzenlediği operasyonun bir parçası olmamıştır” Bana ilginç gelmedi ya size? İster Arap ligi ister Müslüman görünümlü mezhepçi İran, isterse onların ağa babaları emperyalist güçler bu operasyona engel olamayacaktır. Ne Arap birliği ne de müslüman görünümlü İran ümmetin bir parçası olamamıştır. Her daim küresel emperyal güçler ile haçlı İttifakı ve siyonizmin kullanım aracı olmuşlardır. Bu operasyonla bunu bir kez daha görmüş olduk.
Türkiye’nin tüm bu karşı çıkışlara rağmen, içteki İşbirlikçilerine rağmen, Libya’da, Mavi vatanda, Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, Irak’ta, Karadeniz’de ve Ege de aynı anda var olabilmesi ülkemizin hangi noktaya geldiğinin en büyük ispatıdır. Bu başarı kurumlar arası koordinasyonun başarısıdır.
Bu yaz çok sıcak geçecek. Libya’da başarılı oldukça İdlip’de havayı ısıtacaklar. İdlip’de hava ısındıkça, ülkemiz başarılı oldukça, içerideki işbirlikçileri harekete geçirecekler. Bu konuyla ilgili olarak daha önce yazmış olduğum yazıları okumanızı öneririm. 
Rusya, Suriye’deki iki üssüne Libya’da da üs ekleme sevdasındadır. Sirte bu yüzden Rusya için çok önemli. Sirte’nin düşmemesi için her türlü ayak oyunlarına baş vuracaktır. Bunu başardığı gün sıcak denizlere inme hayali gerçekleşmiş, orada operasyonel bir güç haline gelmiş olacaktır. Hem doğu Afrika’ya hem de Akdeniz’de varlığını perçinlemiş olacaktır.
Milletimiz artık herzamankinden daha uyanık olmak zorunda. Geri dönüşü olmayan bu yolda ya olacağız ya öleceğiz. Ölmemek için Âkif’in dediği gibi; “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez” Bir olalım iri olalım diri olalım. Anadolu’da var olabilmemiz için bu olmazsa olmaz şartlardandır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bayan Pipo 3 hafta önce

Okurken insanı doyuma ulaştıran bir yazı. Kalemine sağlık

Avatar
Serdar 3 hafta önce

bugüne kadar tüm yazılarınızı okudum. Özellikle bölge ile ilgili yazılarda ki öngörülerinizin gerçekleştiğine şahit oldum. Tebrikler Cemil bey