S-400 İLE ISINAN HAVA 

Yakın zamanda S-400 Hava Savunma Sistemi ile ilgili bir yazı kaleme almıştım. Bu yazımda özetle; 'Türkiye’nin bu sistemi almak istemesinde ki temel etken, kendimize ait bir hava savunma sistemi kurmak istemesinden başka bir şey değil.’ demiştim. 

Mayıs ayının sonu Haziran ayının ilk haftası itibarıyla havanın iyice ısınacağına şahit olmaya başladık. CNBC; ‘Türkiye, iki haftanın sonunda Rusya ile anlaşmayı iptal etmez ve bunun yerine ABD’den Patroit füze savunma sistemini almazsa, F-35 programından ihraç edilme, vaat edilen 100 adet F-35’i kaybetme, yaptırım uygulama ve NATO’nun tepkisi ile karşılaşacak.’ diye haber yaptı. 
Ardından daha yeni ABD temsilciler meclisinden, ‘Türkiye’nin S-400 alımını durdurması ve F-35 uçaklarının anlaşmasından dışlanması yönünde ABD hükümetine yönelik tavsiye’ kararı çıktı. ABD lobilerle yönetilen bir ülke. Türkiye karşıtı lobiler artık net olarak harekete geçti. ABD’nin bu kadar telaşa kapılmasının tek amacı olabilir, oda Türkiye’nin, ABD için açık hedef olduğunun ortaya çıkması.  Şöyle ki; Prof.Dr.Sencer İmer: ‘Çevremizde yaşanan tüm gelişmeler Türkiye’ye yönelik bir askeri operasyonu işaret ediyor.’ diyor.
ABD Türkiye’nin kendisini tehdit olarak algıladığını biliyor. Savunma sistemini ABD ve İsrail’in ülkemize yapabileceği saldırıya karşı aldığımızın farkındalar. ABD ve İsrail için Suriye’nin Kuzeyinde bir PKK devletinin kurulması olmazsa olmazlardan ve bunun karşısında durabilecek tek gücün Türkiye olduğunu çok iyi biliyor. Artık son kozlarını oynuyor. Alınmazsa işgal kaçınılmaz hale gelir. Yapılan yığınaklar İran’a karşı değil Türkiye’ye karşıdır. İran hem ABD’nin hemde İsrail’in İslam dünyasını kontrol altına almak, tehdit etmek için kullandığı araçtan başka bir şey değildir. Tarihin hiç bir döneminde İran, Hristiyan ve Yahudilerle savaşmamıştır. Sadece kuru sıkı tehditler savurmuştur. 
S-400’den vaz geçmek, geri adım atmak veya ertelemek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a vurulabilecek en büyük darbe olur. Ne dünya ‘beşten büyüktür’ söyleminin nede ‘One Muniut’un’ bir espirisi kalmaz. Halkın gönlündeki dik duran, haksızlığa karşı direnen Erdoğan imajının dumura uğraması anlamına gelir. 

S-400’ün alınmasının vereceği zarar, alınmaması yönünde verilecek karardan daha az olacaktır. Söz konusu vatan ise gerisinin teferruat olduğunu unutmadan, milli menfaatlerimiz doğrultusunda hareket etmeliyiz. Tarihin önemli dönemeçlerinden birine şahit oluyoruz. Safları sıklaştırıp bu dönemi en az zararla atlatmalıyız. ABD ile er veya geç karşı karşıya geleceğiz. Bu ha bugün ha yarın olmuş önemi yok. Vazgeçtiğimiz gün boynumuza giyotin’i geçirdiğimiz gündür. 
Artık S-400 Sarı Öküzdür. Onu verdiğimiz gün bir daha manda konumundan kurtulamadığımız gün olur. Öleceksek de adam gibi çarpışarak ölelim. S-400 demek ülkemizin alenen füzeyle vurulmasının önüne geçmek demektir.
Bu ülke bıçak kemiğe dayanmadan hiç bir şey yapmıyor. Bunu 1974 Kıbrıs Harekatında uygulanan ambargoda gördük. Gününmüzde de ayn tarihi örneği yaşamaktayız. Hisar (Alçak İrtifa Hava Savunma) Projesi, MMU (Milli Muharip Uçak) Projesi 20 yıl önce başlamış olsaydı bugün ne S-400 nede Patroit’lerden bahsetmiş olacaktık.  
ABD’nin ipi ile kuyuya inilmeyeceğini Mümbiçte gördük, Suriye’nin Kuzeyinde gördük. Hala anlayamadıysak buyrun iptali yapalım. Burada halkımızın büyük çoğunluğu ABD’ye boyun eğilmemesi yönünde tavır koyacaktır. Milletimizde şunu artık net olarak diyebilmeli; kuru ekmek yer ama teslim olmayız, hergün ölmektense birgün ölmek yeğdir. 
Şapkayı önümüze koyup, ideoloji üreten üniversiteleri, bilim, teknoloji üreten, yerli motorumuzu yapacak, yerli uçağımızı yapacak, maddenin (paranın) devletin varlığından önemli olmadığı bilincini yaşayacak, önce vatan diyebilecek bir sisteme döndürmek zorundayız. Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe.......

İlgili Galeriler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Songül 3 hafta önce

Yazıdaki tespitleriniz önemli. Ne pahasına olursa olsun s 400'ü almalıyız.