Demek ki sistem adamı değildi!

Demek ki sistemin içine dahil edildiğinde, kendisinden beklenen performansı gösteremiyor!

Demek ki hiçbir şey dışardan göründüğü gibi değilmiş!

Demek ki sistemle oynayan bir takımda pek öne çıkılmıyormuş!

Demek ki Sistem içersin de oynadığın zaman, beyninden geçenleri sahaya yansıtmak istesen de, sistem sana engel oluyormuş!

Sörloth  Trabzonspor’dayken, ele-avuca sığmayan bir oyuncuydu.

Her maçta mutlaka maç skoruna etki eden, oyuncu sıralamasında ilk baştaydı.

Peki, şimdi ne oldu ki? Gitmesini istemeyen bazı taraftarlar, şu an  “İyi ki gitmiş” diyorlar Sörloth için…

Dedik ya… Sisteme bağlanınca, sistemin içerisinde ne yazık ki boğuldu gitti.

Trabzonspor’da adeta serbest güreşçi gibiydi. Sağdan dalıyor atıyordu.

Soldan gidiyordu asist yapıyordu.

Ceza sahasında istediği topla buluştuğunda golü yapıyordu.

Açıkçası sistemsizlikten rahat oynuyordu TRABZONSPOR’DA.

O Nedenle Sörloth sistemle oynayan hangi takıma giderse gitsin, Trabzonspor’da gösterdiği performansı göstermesi mümkün değildir.

Zira bu anlamda başarılı olması da mümkün değildir.

Ne diyelim?

Çok arar Trabzonspor’u.

Ha bulabilir mi?

Hiç de belli olmaz, bakarsınız günün birinde yine Trabzonspor’la yolu kesişebilir.

TAMAM DA DİĞERLERİNİ NEREYE KOYACAKSIN?

Başarı nedir.

Başarı bu değerlerin bir arada olmasıdır. Faruk Özak, Şenol Güneş, Hüseyin Usta, Hayrettin Hacısalihoğlu Süleyman Atal, İskender Önal, Ali Sürmen ile koyu bir sohbet.

Eyvallah kardeşim Cevat Kol.

Sosyal medyada paylaştığın bu yazının altına ben de imzamı atıyorum.

Ancak bu yazıya imzamı atarken, yazına ben de küçük bir yorum getirmek istiyorum.

Bak benim güzel kardeşim.

Trabzonspor sadece Faruk Abiden, Sadece Hayrettin abiden, sadece Süleyman Abiden, sadece Şenol Güneş’ten vs. ibaret değildir.

Mutlaka her biri Trabzonspor için değerdir.

Önemli hizmetleri olmuştur hepsinin.

Olmaya da devam ediyor.

Ne var ki, başarıyı sadece bu isimlere bağlarsan, işte o zaman ben de sana derim ki, “Senin bu bakışını ‘Küçük olsun bizim olsun, biz varsak Trabzonspor var, biz varsak Trabzonspor başarılı oluyor”a’ yorumlarım.

Ha saydığın isimlerle dostluğun olabilir.

Ağabey kardeşliğinde.

Ya da ne biliyim, ahbap-çavuş ilişkilerinde.

Ama unutma ki aslolan Trabzonspor’dur.

Trabzonspor’a kim hizmet ediyorsa, Trabzonspor’un başarısına kim, kimler imza koyuyorsa, hepsi bizler için bir değerdir.

Yanlış ve hata yapanlar mı var?

Tabi ki onlara eleştirilerimizi son noktasına kadar yapmalıyız.

Ne olur Cevat kardeşim, kullandığın gözlük numarasını değiştir, Trabzonspor’a birkaç kişiyle değil, camia olarak bak.

İnan öyle bakarsan neler neler göreceksin.

Bir arkadaşın olarak sana tavsiyem bunlardır.

Az daha unutuyordum, bu isimleri sürekli zikredip yazman, inan camiada bu isimlere müthiş antipati yaratıyorsun.

Yapma be kardeşim!

Trabzon ve Trabzonspor için önemli olan bu isimleri toplumun önüne atma!

ÇOK MU ALIYOR?

Her şey bir kenara bırakılmış, konuşulan ve tartışılan ne biliyor musunuz?

Abdullah Avcı’nın aldığı yıllık ücret…

Avcı yıllık, beş milyon, eski parayla beş trilyon alıyor.

Vay efendim Avcı’ya bu para nasıl veriliyormuş?

Kitabın ortasından konuşup yazarsak, Abdullah Avcı gibi bir teknik adamın aldığı ücret ligde teknik adamlık yapan çoğu hocadan az olduğunu görürsünüz.

Avcı gibi derken, adam kariyerli…

Adam başarılı.

Adam istikrarlı.

Adam liglerde ismi-cismi olan beş teknik adamdan birisi…

Avcı bu ücreti alırken, Ünal Karaman’ın çalıştığı dönemde aldığı ücreti bir irdeleyin…

Newton’un çalıştığı süre içerisinde ne aldığını öğrenin?

Kafayı Abdullah Avcı’nın aldığı ücretle bozmayın.

Avcının sahada yapacak olduğu işlere kafanızı yorun, gözünüzü oraya dikin.

             
 

BIRAKIN ATMAYI

Lig başlayalı dokuz hafta oldu.

Takip edebildiğimiz kadarıyla altı teknik adamla takımlar yollarını ayırmış.

Kulüplerin her biri yeni bir teknik adamla anlaşmak için görüşmeler yapıp, bir an önce teknik direktör sorununu çözmek istiyorlar.

Kulüplerin teknik adam sorunu çözmek için spor kamuoyunda ismi geçen hocalara bakıyoruz.

Bir kulüp çıkıp da önceden Trabzonspor’u çalıştırıp da, şu an boşta olan bir teknik adama talip olduklarını söylemedi.

Bırakın söylemeyi, isimleri bir kulüple geçtiği ne yazıldı ne çizildi?

Hani ya son dönemde Trabzonspor’da görev yapan hocalar çok başarılıydı.

Hani ya onlar iyi hocalardı!

Hani ya Trabzonspor o hocalar sayesinde zirveyi yakalamıştı!

Hani ya Trabzonspor’un başarısında onların imzası vardı?

Bu başarıyı yakalayan bir teknik adama, bir kulüp el atmaz mı?

Bir kulüp çıkıp da, ‘Biz bu isimlerle görüşüyoruz’ demez mi?

Atmayın beyler, böyle atarsanız Hamidiye kruvazörü geçmeniz an meselesi…

Ne demişlerdi Hamidiye Kruvazörüne  "Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuz, vergi de vereceğuz".

BAŞARI MI ARIYORSUNUZ!

Altyapıda kurulan kaleci departmanının Trabzonspor için ne kadar önemli olduğunu buradan verecek olduğum bir-iki örnekle sizlere anlatmaya çalışacağım.

Trabzonspor’un son dönemlere Türk futboluna kaleci olarak kazandırdığı oyuncuların her birinde departmanın başına getirilen, Bilal Çetinkaya’nın büyük emeği vardır.

Bunu kim inkâr ederse yalan söylüyordur.

Trabzonspor’da yıldızlaşıp Beşiktaş’a giden Tolga’nın yeşerip büyümesinin arkasında Bilal hocayı görürsünüz.

Yine bugün kalede oynayan Uğurcan’ın yeşerip, yetişmesinde ve Trabzonspor’da kalmasında, Bilal hocanın emeği vardır.

Daha dün Selim Pastanesinde bizler takılırken, Uğurcan’ın o dönemlerde adı-sanı futbol piyasasında yoktu bile. İşte o zamanlar Uğurcan’ın Selim Pastanesine uğrayıp, Bilal hoca ile oturup dertleştiğini, Bilal hocanın ona ne nasihatler ettiğini en yakinen bilenlerdenim.

Uğurcan bugün Trabzonspor’da dolayısıyla Türk futbolunda varsa bunda Bilal hocanın emeği asla inkâr edilemez.

Zira inkâr edilmeye kalkarsalar, elimde öyle argümanlar var ki, işte size bir kaçı… Yazımızın ekindeki bu fotoğraflar her şeyi anlatmıyor mu?

Sadece bu iki ismi mi Türk futboluna kattı Bilal Çetinkaya?…

Tabi ki hayır…

Kaleci Yavuz, Trabzonspor’un alt yapısından yetişip Türk futbolunda birçok takımın kalesini korumuştur. Bu takımların içerisinde Bursaspor, Adanaspor, Sivasspor vardır.

Altyapıda yetişen bir isim daha kaleci İbrahim, hala futbol yaşantısını sürdürmektedir.

Şu an Hekimoğlu FK’da oynayan kaleci Azatta Bilal hocanın Türk futboluna kazandırdığı ve geleceği olan bir kalecidir.

O nedenle diyorum ki, Bilal hocanın, kurulan kaleci departmanın başına getirilmesi çok doğru bir karardır.

Bu kararı verenleri kutluyorum.

Şunu da eklemek istiyorum, Belki abartılı olacak ama, Bilal hoca gibi Trabzonspor ve Türk futboluna bu düzeyde kaleci yetiştiren bir ikinci isim var mıdır?

Ben bilmiyorum, bilen varsa bir zahmet bana da söylesin!

RÜYA OLUR

Allah Allah.

Nereden çıkıyor?

Kim söylüyor?

Ya da kim pişirip kamuoyunun önüne koyuyor.

Aslı astarı var mıdır?

Bir türlü çözemiyoruz kurulmaya çalışılan bu denklemi?

Gerçi matematiğimiz de zayıftı okul yıllarımızda ya!

O nedenle kurulmak istenen denklemleri çözmekte zorluk çekiyoruz!

Uğurcan, ”O yoksa ben de yokum, giderim” diyormuş.

Vay anasını be?

Lafa bakın hizaya gelin!

Daha önce Doktor Hakan Ayaz’ın gidişi Abdulkadir Ömür e bağlanmıştı.

Bizler de bağlamayı pardon bağlantıyı yazmıştık.

Ömür Hakan Ayaz’ı istemediğini başkana söylemiş. Başkan Ağaoğlu da Ömür’ün bu isteğini kıramayarak, Ayaz’la Trabzonspor’un yollarını ayırmıştı.

Şu an gelinen noktada Ömür’ün gittiği yoldan Uğurcan koşmaya devam etmek istiyor.

Allah aşkına Trabzonspor’da yönetiş şekli futbolcuya dayalı sisteme mi dönüştü?

Futbolcu tak diyor, başkan şak diye karşılık veriyor.

Ey ahali böyle devam etmeniz halinde, gelecekte Trabzonspor diye bir takım görmeniz ya da bulmanız rüyaya dönüşür.

Trabzonspor kimseyle baki değildir.

Trabzonspor’da kim hak ediyorsa o göreve geliyor ve gelecektir.

SAKIN KARIŞTIRMA!

Doğru mudur bilmiyorum.

Ama derler ya küçük sinek mide bulandırır.

Midemizi bulandırmadan biz bu sineği kovmaya çalışalım.

Duyduğumuz kadarıyla, ya da konuşulanlara bakıldığında, Abdullah Avcı saha içerisini bırakmış gözünü Trabzonspor’un medya departmanına cevirmiş!

Hesapta Ulaş Özdemir ile Can Karyağdı’yı istemiyormuş!

Arkadaş senin başka işin gücün yok mudur?

Sen sahayla uğraşsana…

Sana ne departmanlardan?

Sana ne ondan bundan?

Daha dün bir, bugün iki… Onu istemiyor, şu gitsin, bu gelsin diyorsun!

Bak Avcı kardeş seni de istemiyordu camia ama aslanlar gibi getirildin.

Avcı kardeş, sakın İstanbul ile Trabzon’u birbirine karıştırma!

Ben yine uyarayım seni…

Eğer ki olur da işi karıştırmaya çalışırsan, inan Trabzon’daki ömrün kelebeğin ömrü kadar olur:

Bu karıştırma olayında size kim telkinde bulunuyorsa, yanlış yapıyordur.

Yapılan bu yanlışa sen çanak tutma!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.