GÜNCEL

6 faili meçhul daha çözüldü! İsim isim o dosyalar

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda; Balıkesir, Denizli, Hatay, Samsun ve İstanbul’da yıllardır karanlıkta kalan 6 cinayet dosyası teknolojik ve kriminal imkânlarla tamamen aydınlatıldı. DNA eşleştirmelerinden HTS kayıtlarına kadar titizlikle yürütülen soruşturmalar neticesinde, aralarında çocuk cinayetinin de bulunduğu dosyaların şüphelileri yakalanarak tutuklandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, adaletin hafızasının güçlü olduğunu vurgulayarak, hiçbir failin geçen zamana güvenerek adaletten kaçamayacağını ifade etti.

Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen titiz çalışmalar, yıllar önce işlenen 6 cinayet dosyasındaki karanlığı aydınlattı. 2005-2016 yılları arasında farklı şehirlerde meydana gelen ve kamu vicdanını yaralayan olaylar; gelişen teknolojik imkânlar, DNA eşleştirmeleri, HTS kayıtları ve baz analizleri sayesinde çözüldü.

ESRA AŞIK DOSYASI: 21 YIL SONRA GELEN KUNDAKLAMA İTİRAFI
21 yıl önce kundaklanan bir evde hayatını kaybeden çocuk Esra Aşık'ın dosyasında, daha önce hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen şüpheli yönünden soruşturma yeniden açıldı. Gerçekleştirilen operasyonla bir şüpheli tutuklandı.

Balıkesir'in Kasaplar Mahallesi Şeref Sokak'ta 21 Nisan 2005 gecesi saat 03.00 sıralarında meydana gelen ev yangını, aradan geçen 21 yılın ardından mercek altına alındı. O dönem Mustafa Aşık, eşi Fatma Aşık ve kardeşi Yahya Aşık'ın yaralandığı, çocuk yaştaki Esra Aşık'ın ise hayatını kaybettiği olay, faili meçhul olarak rafa kaldırılmıştı. İstanbul Adli Tıp Kurumunun o yıllarda hazırladığı raporda, yangın atıklarında benzin tespit edildiği belirtilmiş ancak şüpheli Bayram Yılmaz hakkında delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verilmişti.Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulmasının ardından Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde oluşturulan özel ekip, dosyayı yeniden açtı.Şüpheli Bayram Yılmaz hakkındaki takipsizlik kararı kaldırılarak düzenlenen operasyonda 4 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki sorgularında samimi beyanlarda bulunan Cihat Yılmaz ve Fatma Yılmaz ile savcılık ifadesinin ardından Güldane Yılmaz serbest bırakılırken, baş şüpheli Bayram Yılmaz sevk edildiği Sulh Ceza Mahkemesince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

DENİZLİ'DE BAKKAL CİNAYETİ: HTS VE TANIK İFADELERİ ÇÖZDÜ

Denizli Lozan Caddesi'nde 15 Ağustos 2006 tarihinde "Türkmen Bakkal Tekel" isimli iş yerinde meydana gelen olayda, iş yeri sahibi Mehmet Ali Türkmen 11 yerinden bıçaklanarak öldürülmüştü. Pamukkale Üniversitesi'nde yapılan otopsi raporunda iç organ yaralanması ve kan kaybından öldüğü belirlenen Türkmen'in katil zanlılarına, olay yerinde suç aleti bulunamaması nedeniyle ulaşılamamıştı. Soruşturmanın ilk aşamasında tanık olarak dinlenen Perihan Şen ve Emine Şen, maktulün kendilerine cinsel davranışlarda bulunduğunu iddia etmiş, şüpheli görülen Ercan Tercaner ve Kemal Tercaner'in ise yalnızca HTS kayıtları incelemeye alınmıştı.Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın koordinasyonunda dosya yeniden ele alınarak soruşturma derinleştirildi. Şüpheliler Aşkın Şahlan ve Kemal Tercaner'den mahkeme kararıyla alınan kan örnekleri Adli Tıp Kurumuna gönderilirken, tanıkların HTS kayıtları ile birbiriyle örtüşen yeni beyanları delil kabul edildi. Emine Şen'in samimi anlatımları doğrultusunda operasyon başlatan Denizli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği, 5 şüpheliyi gözaltına aldı. Şüphelilerden Aşkın Şahlan, Emine Şen ve Perihan Şen adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, cinayeti birlikte işledikleri değerlendirilen Ercan Tercaner ve Kemal Tercaner tutuklandı.

TERME'DEKİ İNFAZDA ŞAŞIRTMACA İHBARI 19 YIL SONRA ÇÖKTÜ
Samsun'un Terme ilçesi Sütözü Mahallesi Kocabicinlik mevkiinde 8 Eylül 2007 tarihinde başından vurulmuş halde bulunan "Kör Ali" lakaplı Ali Sarıoğlu cinayetinde, adli makamları yanıltmaya yönelik yapılan planlı ihbar 19 yıl sonra deşifre edildi. Olayın ertesi günü Samsun İl Jandarma Komutanlığını arayan kimliği meçhul bir şahsın, cinayeti Y.G.'nin azmettirmesiyle G.A.'nın işlediğini iddia ederek soruşturmayı yanlış yönlendirmeye çalıştığı belirlenmişti. Çarşamba Cumhuriyet Başsavcılığı, günümüzün teknolojik imkânları ve daraltılmış baz çalışmasıyla dosyayı sil baştan inceledi.

Yeminli bilirkişiler tarafından BTK'den alınan HTS kayıtları üzerinde yapılan incelemede, 2007 yılındaki asılsız ihbarın İstanbul Bayrampaşa'daki bir adresten, şüphelilerle bağlantısı bulunan K.K. isimli şahıs tarafından yapıldığı tespit edildi. Alınan yeni ifadelerle şüphelilerin geçmişteki beyanlarının çeliştiğini ortaya çıkaran savcılık, olay hakkında bilgi sahibi olan 11 kişinin ifadesine başvurdu. Düzenlenen operasyonla belirlenen 12 şüpheliden 4'ü yakalanarak adli makamlarca tutuklandı.

KAYIP DOSYASINDAN ÇİFTE CİNAYET ÇIKTI: KEMİKLERİ PORTAKAL BAHÇESİNDE BULUNDU
Hatay'ın Dörtyol ilçesinde 2011 yılında Mehmet Uygur'un kaybolmasıyla başlayan ve eşi Hatice Uygur ile Yaşar Tekeli'nin tutuklanmasıyla sonuçlanan cinayet soruşturması, bu kez olayın kayıp şüphelisi Selbi Uygur dosyasının açılmasıyla yeni bir boyut kazandı. Selbi Uygur'un annesinin 2012 yılındaki kayıp başvurusunun ardından Kırıkhan'da bulunan bir kadın cesedinin DNA eşleşmesi olumsuz sonuçlanınca dosya faili meçhul kalmıştı. Yeni kurulan daire başkanlığının koordinasyonunda Hatay Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Kayınpederini öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ve Tarsus Kapalı Kadın Cezaevi'nde bulunan hükümlü Hatice Uygur ile yeniden yapılan görüşmede korkunç gerçek ortaya çıktı. Uygur, Selbi Uygur'u cezaevinde bulunan Osman Çil ve Yaşar Tekeli ile birlikte öldürüp Dörtyol'da bir portakal bahçesine gömdüklerini itiraf etti. Yapılan yer gösterme işlemlerinin ardından portakal bahçesinde yapılan kazıda kadın kıyafetleri içinde insan kemikleri bulundu. İzmir 1 Nolu T Tipi Cezaevi'nde bulunan Osman Çil'in de "Selbi Uygur'un öldürülmesi olayında tüfeği ateşleyen kişinin kendisi olduğunu" itiraf etmesi üzerine, Adli Tıp Kurumunda yapılan DNA testinde kemiklerin Selbi Uygur'a ait olduğu kesinleşti.

OTOGARDAKİ SIRRI CEKET ÇÖZDÜ
İstanbul Bayrampaşa'da 24 Haziran 2014 tarihinde otogar ile bir yapı market arasındaki yeşil alanda Gültekin Yıldırım'ın göğsünden bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgili açılan dosya, 12 yıl sonra adli laboratuvarların titiz çalışmasıyla aydınlandı. Olay yerinde bulunan ve maktulün eşi Nilgün Yıldırım tarafından "Eşime ait değil" denilen ceket ile bir teneke kutu üzerinden alınan biyolojik svap örneklerinde, maktulden farklı bir erkeğe ait DNA profili çıkarılmış ancak o dönem bir eşleşme yakalanamamıştı.

İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21 Kasım 2025 tarihli uzmanlık raporu, faili meçhul dosyada dönüm noktası oldu. Ceketteki epitel hücre ve kan lekesi genotiplerinin, Sinop'ta bir yaralama olayına karışan Metin Özden'in DNA'sı ile tam uyumlu olduğu belirlendi. HTS analizlerinde şüphelinin olay tarihinde Bayrampaşa'da baz verdiği tespit edilince, savcılık teknik takip kararı aldı. İstanbul Cinayet Büro ekiplerince yakalanan şüpheli Metin Özden, sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

FATİH'TE TEKNE CİNAYETİ: İTİRAF 10 YIL SONRA GELDİ
İstanbul Fatih'te 10 Aralık 2016 tarihinde Kumkapı Muhsine Hatun Mahallesi Kennedy Caddesi'ndeki Yediemin Gemi Limanı'nda Yusuf Sayaner'in ölü bulunmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada kritik bir gelişme yaşandı. Adli Tıp Kurumu'nun o dönem hazırladığı raporda, kanında yüksek düzeyde alkol bulunan Sayaner'in, boyun bölgesine bası bulguları ve kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç kanama sonucu hayatını kaybettiği tespit edilmişti. Yıllarca izi sürülemeyen cinayet dosyası, bakanlık bünyesindeki yeni birimin devreye girmesiyle yeniden incelendi.

Soruşturmayı derinleştiren savcılık, şüpheli Furkan Karaca'yı 3 Temmuz 2026 tarihinde sorguya aldı. Karaca ifadesinde suçunu ikrar ederek, maktulün arkadaşları nedeniyle ailesinin evine ateş açıldığını öne sürdü. Olay günü saat 04.30 sıralarında Yusuf Sayaner'in kaldığı tekneye gittiğini belirten şüpheli Furkan Karaca şunları söyledi:

"Teknede sadece Yusuf vardı, alkol alıyordu, yanımda bıçak bulunuyordu. Eve ateş edilme olayını konuşurken kendisinin haberi olmadığını söyledi. Aramızda tartışma çıktı, bıçak ile göğüs bölgesine 3-4 kere vurdum."

Olay yerinden elde edilen DNA örneklerinde maktul haricinde iki farklı erkek şahsa ait izler bulunurken, Karaca'dan alınan kan örnekleriyle kıyaslama işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. Şüpheli Furkan Karaca, Kasten Öldürme suçundan tutuklandı.

BAKAN GÜRLEK: "ADALETİN HAFIZASI GÜÇLÜDÜR"
6 faili meçhulün aydınlatıldığını duyuran Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul suçların aydınlatılması ve faillerin adalet önüne çıkarılması için kararlılıkla çalıştıklarını vurguladı.

Bakan Gürlek, kurumlar arası güçlü bir koordinasyon sağlandığını belirterek şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde; İçişleri Bakanlığımızla tam bir koordinasyon ve ilgili tüm kurumlarımızla güçlü bir eş güdüm hâlinde, faili meçhul suçların aydınlatılması ve faillerin adalet önüne çıkarılması için kararlılıkla çalışıyoruz."

Bakanlığın yürüttüğü titiz ve kapsamlı incelemeler neticesinde; Ali Sarıoğlu, Esra Aşık, Gültekin Yıldırım, Mehmet Ali Türkmen, Selbi Uygur ve Yusuf Sayaner'in hayatını kaybettiği olayların tamamen aydınlatıldığını ifade eden Gürlek, adaletin zaman tanımadığını şu sözlerle dile getirdi:

"Vatandaşlarımız müsterih olsun. Adaletin hafızası güçlüdür. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, her dosyanın izini sonuna kadar sürecek; karanlıkta kalan olayları aydınlatmak için devletimizin bütün imkânlarını seferber edeceğiz."

Bakan Gürlek, acıları dinmeyen mağdur ailelerin yanında olmaya devam edeceklerinin altını çizerek, "Hiçbir cinayet unutulmayacak, hiçbir delil göz ardı edilmeyecek ve hiçbir fail geçen zamana güvenerek adaletten kaçamayacaktır." ifadelerini kullandı. Gürlek, çalışmalarda emeği geçen Cumhuriyet Başsavcılıklarına, emniyet ve jandarma teşkilatına, Adli Tıp Kurumuna ve BTK'ye teşekkür etti.