SANAT

Yeni oyunuyla geliyor

Kadınla erkek arasındaki farklılıklar bir tehdit mi yoksa varoluşsal bir birleşme çabası mı? Alper Kul, yeni oyunuyla modern insanın en eski düğümünü, kadın ve erkek arasındaki o ince çizgiyi sahneye taşıyor.

İnsanlık tarihinin en kadim ve çözülemediği düşünülen denklemlerinden biri, kadınla erkek arasındaki 'Çatışma'...

Toplumsal düzlemin yapıtaşı olan bu denklem, aslında sosyolojik beklentilerin ve iletişim dillerinin çarpıştığı büyük bir arena olma özelliğine sahip. Felsefe tarihinin ilk gününden bu yana düşünürler, bu durumu, kadınla erkeğin kopuşu olarak değil, iki farklı varoluş biçiminin birleşme çabası olarak değerlendiriyor.

SINIRLAR BULANIKLAŞTI

Geleneksel toplumlarda; erkek koruyan, kadın ise düzenleyen tarafta yer alan rollere sahipti. Ancak modern dünya, kadınla erkeğin rollerinin sınırlarını bir hayli bulanıklaştırdı. Kadınların iş hayatındaki yükselişi, bunun sonucu olarak ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları, binlerce yıllık dengeyi temelinden sarstı.

Günümüzde kadınla erkek arasında yaşanan çatışmanın temelinde doğuştan gelen farklılıklar değil; bu farklılıkların birer tehdit olarak görülmesi bulunuyor. Geleneksel normlarla moderliğin sunduğu yeni imkânlar arasına sıkışan bireyler, birbirlerinden ne beklemeleri gerektiğini yeniden tanımlayamadıkları bir boşluk içinde debeleniyor.

YANLIŞ YORUM ÇATIŞMAYA NEDEN OLUYOR

Psikolojik araştırmalar, çatışmanın iletişimsel bir çeviri hatası olduğunu gözler önüne seriyor. Örneğin; sonuç odaklı erkek zihni, bir sorunu derhal çözüme ulaştırma eğilimindeyken süreç odaklı kadın zihni, çözümden önce o sorunun yarattığı duygusal yükün paylaşılmasını ve anlaşılma ihtiyacını önceliyor. İşte tam bu noktada, partnerinin aynasında kendini tanımaya çalışan kişi, gördüğünü yanlış yorumladığında çatışma kaçınılmaz hale geliyor.

Romanlardan; tiyatro oyunlarına, şarkılardan; sinema filmlerine, resim sanatından; televizyon dizilerine kadar insanın kendi içindeki eril ve dişil dengesini kurma çabası her dönemde sanatın merkez konusu oldu.

SEYİRCİLER SAHNEDE KENDİSİNİ GÖRÜYOR

Alper Kul, aynı zamanda şarkıları kendisine ait olan tek kişilik yeni oyunu 'Çok Tatlı Bi hikâye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz'da kadınla erkek arasındaki 'Çatışma'nın nedenleri ve sonuçlarını 'İsmail'in eşinden ayrılık süreci üzerinden sunuyor. İster bekâr olsun, ister evli. İster evliliği / ilişkisi mutlu olsun, isterse sorunlu...

Oyun, her seyirciye sahnedeki 'İsmail'in anlattıklarının aslında kendi yaşantısından parçalar olduğunu gösterme fırsatı sunarken, kahkahaya dönüşen keyfin de hüzünle beliren duygusal derinliğin ortak paydası göz yaşı oluyor.

'Çok Tatlı Bi hikâye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz', Alper Kul'un insanın modern dünyada kendini bulma çabasının etkili bir sahne çalışması olma özelliğine sahip. Kul, daha önce de yine insanın kendini bulma çabası odaklı; aile bağlarını, kuşak çatışmalarını ve babalık konusunu merkezine alan 'Babamın Oğlu' adlı tek kişilik oyunu sahneye koymuştu.

Her iki oyununda da modern dünyanın karmaşası içinde insanların birbirine olan ihtiyacını, dostluğu ve sevginin altını çizen Alper Kul, iyiliğin ve güzelliğin bulaşıcı olduğunu 'Çok Tatlı Bi hikâye Ama Finalde Üzüyor Az Biraz'da bir kez daha anlatmaya uğraşıyor.