* KAMU KURUMLARINDA ÜSLUP KRİZİ....TRABZON'DA GENÇLİK SPOR MÜDÜRLÜĞÜ KENDİNİ GÖZDEN GEÇİRMELİ
Ülkemizde yaşanan en önemli sorunların başında “üslup” konusu geliyor. Keyfi uygulamaların Trabzon'da nasıl tavan yaptığını sizlerle bir kez daha buradan aktaralım. Kapağı devlet kurumlarına atanların nasıl bir tavır içerisinde olduklarını buradan başta Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak'a iletelim istedik. Neden Bakan Bak'a iletmek istedik. Çünkü Trabzon'da kurumun başındaki ismin duyarsızlığını yakından biliyoruz. En azından çalıştırdığı yardımcılarının nasıl duyarsız davrandıklarına dün şahit olduk. Ehlikeyif insanlarla dolu kurumaların çözüm odaklı çalışmak yerine kaçmayı tercih etmelerine maalesef şahit oluyoruz.
Akyazı bir süre önce Trabzonspor'a devredilmişti. Burada sahil bandından alkol alındığı ve rahatsızlık verildiği gerekçesiyle bölge özel araçlara kapatılmıştı. Bordo mavili takımın alt yapısında top koşturan çocukların aileleri idman sahasına Gençlik ve Spor Müdürlüğü kapsından girerek ulaşıyor. Eğer çocuğunuzu bırakıp dışarı çıkarsanız saat 17.00'dan sonra içeri alınmıyorsunuz. Kısacası çocuğunuzu almaya gidemiyorsunuz. Aracınızı dışarı park edip, çocuğunuzu terli terli idman sahasından alıp aracınıza götürmek zorunda kalıyorsunuz. Trabzonspor ise kapıları çalışanları hariç hiç kimseye açmıyor. Akıllara tabi Güngör Şahinka'nın ayağının nasıl kaydırıldığı geliyor. Bu uygulanan yasaklardan Başkan Ertuğrul Doğan'ın haberinin olup olmadığını bilmiyoruz.
TRABZON'DA ÇOCUKLAR CEZALANDIRILIYOR
Ama asıl sorun Gençlik ve Spor Bakanlığı kapsında bulunan güvenlik görevlisinde, oturduğu yerden talimat veriyor. 'Giriş Yasak'. Açma emri alınmış ya ayağa kalkma nezaketinde bile bulunmuyor. Trabzonspor kapısından girin diye çıkışıyor. Bir de güvenlik odasının penceresini kapatarak muhatap bile olmuyor. Bu sırada olay yerinden geçen ve görevlinin müdür diye hitap ettiği arkadaşa titrini sorunca, üslup yanlış karşılığını alıyoruz. Hitap etmek için sorduğumuzu söyleyince kaçmayı tercih ediyor. Bu sırada çıkış yapanlar için açılan kapıdan içeri girmiyoruz. Kendisi kurtarmak için bizi yönlendirdiği Trabzonspor kapsına gidince acı gerçeğin içeri girmenin yasak olduğunu öğreniyoruz.
Demir parmaklıklar kapatılmış, araçla gezme ihtimalinin olmadığı Akyazı'da bu yasak çocuklara mı, yoksa velilere mi uygulanıyor? Kim için o koltuklarda oturduğunuzu sorgulayın.Çocuklar bu yaptıklarınızı hak etmiyor.
*ORTAHİSAR'DA SOSYAL MEDYA YENİDEN YAPILANIYOR
Ortahisar Belediyesi'nde yeni bir değişim olduğunu öğrendik. Seçim sonrasında Büyükşehir Belediyesi'nden kaçarak Ortahisar Belediyesi'ne sığınan Kemal Bektaş'ın yürütemediği Sosyal Medya Birimi, bir süre önce Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Elif Çavuş'a bağlanmıştı. Çavuş'un üzerindeki iki görevin ağırlığını hisseden Başkan Ahmet Kaya, yakın çalışma arkadaşları ile bir toplantı yaparak, Elif Çavuş'u rahatlatmak adına Sosyal Medya Birimi için Salih Bilazer'i görevlendirdi. Elif Çavuş ile Salih Bilazer'in uyumlu çalışacağını düşünen Başkan Ahmet Kaya'nın bu attığı adımı gecikmiş bir hamle olarak değerlendiriyoruz. Görevden alınan Kemal Bektaş ise Elif Çavuş'a bağlandı. Başkan Kaya'yı ikinci doğru hamlesi için bir kez daha tebrik ediyoruz.
* BU SES KULAK VERMEK GEREKİR
Devlet kurumları arasında “önemli” bir yere sahip polis teşkilatı, 181 yılı geride bıraktı bugün itibarıyla.“12 saat çalışma karşılığında 36 saat istirahat” uygulamasının kanunla belirlenmesini istiyor. Özlük haklarını istemekten yoruldular. İşte Trabzon'da bir ses polisin haklarını nasıl istediğini sizlerle bir kez daha paylaşalım istedik.
SAYIN İÇİŞLERİ BAKANIMIZA ÇAĞRIMIZDIR
Bir 10 Nisan’a daha girerken, görevdeki ve emekli polislerimizin yıllardır biriken sorunlarını, artan mağduriyetlerini ve görmezden gelinen haklı taleplerini doğrudan zat-ı âlinize ifade etmek zorunluluğu doğmuştur.
Ne yazık ki polis için bayram; sevinç değil, hüzün, yalnızlık ve unutulmuşluğun adıdır.
Çalışanıyla, emeklisiyle polis teşkilatı, yıllardır dile getirilen, raporlanan ve yetkililere iletilen sorunların ağırlığı altında bir 10 Nisan’ı daha karşılamaktadır. Verilen sözler tutulmamış, vaatler ertelenmiş; çözüm üretmesi gerekenlerin sessizliği artık kabul edilemez bir noktaya ulaşmıştır.
“Polis güvende olmadan toplum güvende olamaz.”
Ülkemizin huzur ve güvenliği için gece gündüz demeden görev yapan polislerimiz; bayramını, ailesini ve hayatını ikinci plana atmaktadır. Ancak bugün; uzun ve düzensiz çalışma saatleri, karşılıksız fazla mesai, yetersiz hukuki güvenceler ve artan mesleki baskı altında tükenmektedir. Yükselen intihar vakaları ise bu ağır tablonun en acı ve en sessiz çığlığıdır. Bu durum artık bireysel değil, açıkça sistemsel bir sorundur.
Emekli polislerimiz açısından tablo daha da ağırdır. Yıllarca canı pahasına hizmet edenler, bugün düşük maaşlarla yaşam mücadelesi vermekte; kesilen haklar ve eriyen gelirler karşısında adeta unutulmuşluğa terk edilmektedir.
Bizler ayrıcalık değil, hakkımız olanı istiyoruz.
İnsanca yaşamayı, emeğimizin karşılığını almayı ve mesleğimizin saygınlığının korunmasını talep ediyoruz.
Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da hamaset dolu nutuklarla polislerimizin gerçek sorunları örtbas edilmektedir. “Anadolu’nun yanık yağız evlatları” olarak sahada en önde gördüğümüz polislerimiz; fedakârlıkta başrolde, haklar söz konusu olduğunda ise maalesef geri planda bırakılmaktadır.
Bayram sabahında ailesiyle bir araya gelemeyen, çocuğuyla bir kahvaltı yapamayan, vatandaşın huzuru için kendi huzurundan vazgeçen polislerimizin yaşadığı zorluklar görmezden gelinmektedir. Maçlarda, konserlerde, eylemlerde, afetlerde ve en riskli görevlerde en önde yer alan polisler; hak ettikleri değeri ve karşılığı bulamamaktadır.
Soruşturma dahi açılmadan verilen idari kararlar, ani tayinler ve mesleki güvencesizlik; teşkilat içinde derin bir adaletsizlik duygusu oluşturmaktadır. Hakarete uğrayan, baskıya maruz kalan, her şartta görevini yapan polisler çoğu zaman sahipsiz bırakılmaktadır.
Yıllardır gündemde olan 3600 ek gösterge düzenlemesinde dahi geri planda kalan polisler, fedakârlıkta ön sırada; haklarda ise son sırada yer almaktadır.
Oysa taleplerimiz açık ve nettir:
İnsan onuruna yakışır, sürdürülebilir çalışma saatleri
Fazla mesainin adil ve eksiksiz karşılığı
3600 ek gösterge başta olmak üzere özlük haklarında adalet
Emniyet hizmetleri tazminatının emeklilikte devamı
Emekli maaşlarının insanca yaşam seviyesine çıkarılması
Psikolojik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi
Hukuki ve kurumsal güvencenin açık ve etkin şekilde sağlanması
Eşit işe eşit ücret ve adil soruşturma süreçleri
Sayın Bakanım,
Bugün polis hâlâ görev başındadır.
Ama soruyoruz: Devlet, polisin ne kadar yanındadır?
Bu sessizlik hayra alamet değildir.
Bu görmezden geliş sürdürülebilir değildir.
Unutulmamalıdır ki;
Güvenliği sağlayanlar kendini güvende hissetmezse,
hiçbir toplum gerçekten güvende olamaz.
181 yıllık köklü bir teşkilatın mensupları olarak artık nutuk değil, çözüm bekliyoruz.
Yetkililere çağrımız nettir:
Bu sesi duyun.
Bu yükü görün.
Bu sorumluluğu daha fazla ertelemeyin.
Ve aziz milletimize de çağrımızdır:
Hayatını sizin güvenliğinize adayan polislerimize dua ve desteğinizi esirgemeyin.
Cemil Alparslan
Trabzon Polis Emeklileri Derneği Başkanı