EMPERYALİZMİN KISKACINDAKİ TÜRKİYE-I

Biz muhalefeti organize edeceğiz. İktidara karşı dizayn edeceğiz. Kime karşı, neye karşı, neden, niçin ve ne gibi sorular aklımıza geliyor. Eskiden beri Türkiye siyaseti ABD’nin bakış açısına göre düzenlenir. Bu düzenleme Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü ile birlikte özellikle 1940-1960 yılları arasında zirve noktasına ulaştı. Aslında Türkiye, adım adım ABD uydusu bir devlet haline dönüştürüldü.

Şimdi neden ve nasılına gelelim.
Türk milletinden tarihi gerçekler hep gizlendi. İktidarlar değişse de yönetimi elinde tutan bir güç, diğer tabirle beyaz Türkler, ülkenin üzerinden elini hiç çekmedi. Her daim devletin asıl sahibi olarak kendilerini gördüler. İdareleri altından kaymaya başladığı anda, ya yargı, ya üniversiteler arası kurul, ya YÖK, ya da silahlı kuvvetlerdeki uzantıları vasıtasıyla muhtıra verdiler; olmadı darbe yaptılar.
Kıyıda köşede kullanabilecekleri insanları hep ellerinin altında tuttular. Bu kullanışlı mankurtlar vasıtasıyla iktidarlara ayar verdiler. Bir gün 10 Kasım’da bir meczup bulunur Atatürk’e kem söz söyletilir, yetmedi bir sarıklı bulunur baston ve asayla sokakta şov yaptırılır, öbür gün resmi ideolojiye ters gelen bir film sahneye sürülür. Sonuçta istenilen netice kamuoyuda kullanılarak elde edilir.
1940-1960 arası Türk Devletine geçirilen prangaların dönemidir.

Peki, bu dönemde ne oldu, ne gibi anlaşmalar yapıldı?
Truman Doktrini, Marshall yardımları, Barker Raporu, Fulbright vs. Hepsinin temelleri 1940-1947 yılları arasında İnönü döneminde atıldı. Bunu uygulayan Menderes ise 1960 darbesi sonrası canı ile ödedi. Çoğunluğun iradesi azınlığın iradesine teslim edildi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün iki temel amacı vardı; ülkemizin az gelişmişlik yapısını kırmak ve demokrasinin yani halkın kendi kendini yönetebilmesinin önündeki engelleri kaldırmak. O dönem için yani yeni kurulan bir devlet için bunu gerçekleştirmek çok zor bir durumdu. Netice itibarıyla Atatürk’ün hedefi; tam bağımsızlık, az gelişmişlikten kurtularak gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmak ve Türk milletine ulusal kimlik, ulusal bilinç, milli şuur kazandırmaktı.
Atatürk’ün ölümü ile birlikte çok partili döneme geçiş çalışmaları hızlandı. Bu tarih ABD’nin Türkiye’nin iradesi üzerine koyulan ipoteğin resmi tarihidir. Türkiye’nin ABD uydusu haline dönüştürülme çalışmalarının anahtarı 1945-1950 yılları arasında yapılanlardır. Bu yıllar, Rusya tehdidinden kurtulalım derken, ABD uydusu bir devlet haline dönüştürülmesinin mihenk noktasıdır. Çok partili hayata geçiş, ABD’ye şirin gözükmenin yolu ve Rus tehdidinden kurtulmanın temel taşı olarak görüldü. Ülkemiz üzerinde ABD etkisinin artması demek Rus tehdidinden korunmanın yolu demekti. Amerikan yardımının yolu demokrasiden geçiyordu.
İsmet İnönü tarafından yabancı uzmanlara 1949 yılında hazırlatılan ve Barker Raporu olarak anılan, Türkiye’nin izlemesi gereken yol haritasını çizen ülkemizin sanayileşmemesi için verilen bir rapor. Artık bu tarihten sonra ABD’den gelen her şey sevinçle karşılanıyor, ülkemize yapılan iyilik olarak görülüyor, dönemin gazete manşetlerinde (Cumhuriyet Gazetesi) ‘ABD memleketimize ihracatı serbest bıraktı’ manşetleriyle yapılan işler övülüyordu. Türkiye artık ABD mallarının pazarı haline gelmiştir. 
Dış yardım emperyalizmin en önemli sömürü aracıdır. IMF ve Dünya Bankasının kuruluş amacı da budur. Borç alan emir alır sözünü unutmamak gerek.
23 Şubat 1945 yılında ödünç verme ve kiralama antlaşması ile 10 milyon dolara ülke esir alınmış oldu.
12 Temmuz 1947 tarihinde Truman Doktrini ile ABD uydusu olmanın yolu bulundu:
4-8 Temmuz 1948 tarih ve 5253 sayılı yasayla onaylanan Marshall Yardımı antlaşmasıyla yardım alarak ABD’nin uydusu olmanın onaylanması,
27 Aralık 1949 yılında ABD ile imzalanan ve gelecek nesillerin yetişmesini ipotek altına aldığımız Türkiye/ABD arasında eğitim komisyonu (Fulbright Antlaşması) kurulması ABD kontrolüne girmemizin resmiyete dökülmüş hali oldu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat karagöz 2 ay önce

Özellikle Soğuk savaş döneminde Rusya'nın her hangi müdahalesini karşı1950,1960 yılları arasında tamamen Amarikan yörüngesine sokan zihniyet,Malasef şu an da da Başka saitlerle değişik güç odaklarına Türkiyemizi içimizdeki kiralık Beyaz Türkler tarafından boyunduruk altına alınmak istenmektedir.Bu kronolojisi çok iyi anlatmışsınız,Emeğinize saglik

Avatar
Murat karagöz 2 ay önce

ABD UYDUSU HALİNE GELDİGİMİZ 1950 SONRASİNİ COK İYİ OZETLEMİSSİNİZ,KALEMİNİZE VE EMEGİNİZE SAHLİK

Avatar
CELAL KARA 2 ay önce

Yazınız ezber bozan cinsten. Devamını dört gözle bekliyorum. Bize farklı ufuk açtınız.