TÜRKİYE’DE BAŞIBOŞ KÖPEK GERÇEĞİ


Türkiye’de sokak köpekleri meselesi, duygularla gerçeklerin sık sık çatıştığı bir alan haline gelmiş durumda. Oysa konuya basit bir yerden bakmak mümkün:
Evcil hayvanlar sokakta değil, insan sorumluluğu altında yaşamalıdır.
Gelişmiş ülkelerde sokakta başıboş köpek görülmemesi, hayvan sevgisinin eksikliğinden değil; tam tersine, onların refahının bu şekilde korunamayacağının kabul edilmesindendir.
Bu toplumlarda hayvan sahiplenme oranı yüksekken, sokak hayvanı sayısı yok denecek kadar azdır. Çünkü sistem işler: kayıt, kısırlaştırma, denetim ve sahiplendirme. Olmadı uyutma.
Türkiye’de ise kontrolsüz üreme ve yetersiz uygulamalar nedeniyle büyüyen bir popülasyon sorunu vardır. Sokaklar sanki Tanzanyanın Serengeti milli parkı gibi. Hele sabah saatlerinde sokaktan yalnız geçebilene aşk olsun.
İşte bu durum yalnızca hayvanların sağlıksız koşullarda yaşamasına değil, aynı zamanda saldırılar, trafik kazaları ve kuduz riski gibi ciddi güvenlik problemlerine de yol açmaktadır.
Hükümetin yasa çıkartmasına rağmen belediyeler direnç göstermekte ve hiçbir şekilde müdahil olmamaktadırlar. Olabildiğince süreci geciktirerek seçimlerde malzeme yapma derdindeler. Halkı kanalize etme, oy devşirme adına sürekli geciktirmekteler. Mama lobileri de cabası. Araştırılsın Türkiye belki de Avrupa ülkeleri içerisinde mama satışında ilk üçtedir.
Burada unutulmaması gereken şudur: Sorunun kaynağı hayvanlar değil, ihmaldir. Çözüm de duygusal tepkilerde değil, sistemli politikalardadır.
Etkili kısırlaştırma, güçlü barınaklar, sahiplendirme ve sıkı denetim bir arada uygulanmadıkça bu sorun çözülemez.
Kutuplaşmak yerine ortak noktada buluşmak gerekiyor:
Ne insanlar sokakta güvensiz hissetsin ne de hayvanlar sahipsiz yaşamak zorunda kalsın. Çünkü gerçek çözüm, sokakta değil; sorumlulukta yatıyor.