CEZALARI ÇOK OLDUĞUNU İÇİN İADE YAPILMADI
Örgütün üst düzey yöneticileri ve kritik isimleri hakkında yürütülen soruşturmalarda, Avrupa ülkelerinin en sık arkasına kullandığı mazeretlerin başında Türkiye'deki ceza yaptırımları geliyor.
Örgütün tayin heyeti üyesi ve Sakarya Üniversitesi imamı olduğu belirtilen firari Suat Yıldırım'ın iadesi amacıyla hazırlanan önceki taleplere Almanya makamlarından ret yanıt geldi. Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Yıldırım'ın Almanya'da olup olmadığının tespit edilemediğini öne sürerken, bundan bağımsız olarak Türkiye'de "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmesi ihtimali bulunması" nedeniyle iadenin onaylanmasının hukuken mümkün olmadığını bildirdi.
"İKİLİ ANLAŞMA YOK" DENİLDİ
Birçok ülke, Türkiye ile aralarında doğrudan bir suçluların iadesi anlaşması bulunmamasını firarileri korumak için yasal bir boşluk olarak kullanıyor. Bu sorunu diplomasi yoluyla çözülme çalışmaları devam ederken FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in uzun yıllar özel doktorluğunu yapan Tuncay Delibaşı, Abdullah Sabri Tok ve Bursa il sorumlu abisi olduğu belirlenen Cansun Sarıyıldız hakkında Kanada iletilen iade taleplerini geri çevirdi.
Kanada Dışişleri Bakanlığı tarafından iletilen bilgilerde, iki ülke arasında suçluların iadesine ilişkin ikili bir antlaşma ya da her iki ülkenin de taraf olduğu çok taraflı bir sözleşme bulunmadığı gerekçe gösterildi. Kanada hükümeti, "karşılıklılık ilkesi çerçevesinde iadenin mümkün olamayacağını" savunarak talepleri yerine getirmeyi reddetti.
"VATANDAŞIMIZ OLDU" DENEREK RED YAPILDI
Firari FETÖ'cülerin kaçtıkları ülkelerde hızla o ülkenin vatandaşlığına geçirilmesi de iade süreçlerinin önünü kesen en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor. Örgütün çekirdek kadrosunda bulunan, "Amerika imamlığı" ve "Avrupa imamlığı" gibi görevler yürüten, istişare heyeti üyesi Abdullah Aymaz hakkında Türkiye'nin yaptığı iade başvurusu tam anlamıyla bu duvara çarptı. Almanya makamları, firari ismin "Alman vatandaşlığına haiz olması" sebebiyle Türkiye'nin iade talebini doğrudan reddetti. Vatandaşlık kimliğiyle Aymaz'ın daha sonra ABD'ye geçtiği tespit edildi.
"ÇİFTE CEZALANDIRILABİLME" ŞARTI UYUŞMAZLIĞI GEREKÇE GÖSTERİLDİ
Bazı iade talepleri ise uluslararası hukuk metinlerinde yer alan teknik maddelerin manipüle edilmesiyle sonuçsuz bırakıldı. Türkiye ile ABD arasında yürürlükte olan "Suçluların İadesi ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Adlî Yardımlaşma Antlaşması" olmasına rağmen Washington yönetimi iadeleri talepleri reddediyor.
Örgüt adına faaliyet gösteren Kuzey Irak ve Ortadoğu İmamı Turgut Karabulut'un hakkında düzenlenen dosyada, iade talebine konu suçlamaların ABD ve Türkiye arasındaki antlaşmanın 2'nci maddesinde öngörülen "çifte cezalandırılabilme" şartını yani suçun her iki ülkede de aynı karşılığa sahip olması standardını karşılamadığı iddia edilerek iade taleplerinin reddedildiği biliniyor.
İSPANYA "BU EYLEMLER BİZDE SUÇ TEŞKİL ETMİYOR"
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iade talepnamesinde yer alan suçlamalara göre; Ayhan Erik'in, kaymakam adaylarının dil stajı için gittiği İspanya'da örgüt adına dil kursu stajına gelenleri karşıladığı, paralel yapıya ait evlerde cemaat sohbetleri verdiği ve FETÖ kitapları okuduğu ortaya kondu. İspanya ise talebi 2020 yılında geri çevrildi. İspanya yönetimi, operasyonel faaliyetleri barındıran eylemlerin İspanya kanunlarında suç teşkil etmediğini iddia ederek Türkiye'nin iade talebini reddetti.
TALEPLERE DÖNÜŞ YAPILMADI
Sabah'ın haberine göre; Siyasi korumacılığın en yaygın yürütüldüğü alan ise hukuki süreçleri zamana yaymak ve dosyaları yanıtsız bırakmak oluyor. Örgütün Mahrem Hizmetler Ankara Bölge Talebe İmamı yöneticisi olan ve savunma sanayi casusluk organizasyonunu yürüten Suat Yiğit gibi isimler için ABD'ye iletilen iade evraklarına karşı sürekli yeni ek bilgi ve belge talepleri öne sürülüyor.
Türkiye istenen ek klasörleri yeniliyor ancak ABD başta olmak üzere İngiltere, Belçika ve Hollanda gibi ülkeler, aradan yıllar geçmesine rağmen iade dosyalarına henüz bir yanıt vermeyerek süreci uzatıyor. Belçika'nın ise 2018 yılında yapılan; kumpas davalarında sahte delil üretmek, Başbakan, Bakanlar ve MİT Müsteşarı'nı yasa dışı dinlemek suçlarından aranan eski hakim İsmail Tandoğan'ın iade sürecine aynı şekilde karşılık verdiği öğrenildi.