Meclis’te Yumruk Değil, Söz Yükselmeli

Meclis’te Yumruk Değil, Söz Yükselmeli
Bazen bir görüntü, sayfalarca analizden daha fazla şey anlatır.
İki bakanın yemin töreni sırasında yaşananlar da tam olarak böyle bir görüntüydü. 86 milyonun gözü önünde, milletin kürsüsünde, milletin temsilcileri birbirine yumruk salladı. O an izlediğimiz şey bir siyasi tartışma değildi; temsil sorumluluğunun zedelendiği bir tabloydu.
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Bu manzarayı gören gençlere ne anlatacağız? Okulda akran zorbalığına maruz kalan bir çocuğa, “Şiddet çözüm değildir” derken hangi örneği göstereceğiz? Milletin vekilleri, milleti bu görüntülerle mi temsil edecek?
Demokrasilerde sert tartışmalar olur. Olmalıdır da. Eleştiriler yüksek sesle dile getirilir, tansiyon yükselir, karşılıklı ithamlar havada uçuşur. Fakat demokrasinin görünmez ama çok net bir çizgisi vardır: Fikirler çarpışır, insanlar değil. O çizgi aşıldığında, kaybeden sadece taraflar olmaz; kurumun itibarı da aşınır.
Üstelik mesele yalnızca bir “anlık öfke patlaması” değildir. Asıl kaygı verici olan, demokratik sürecin en temel adımlarından biri olan yemin töreninin dahi bir güç mücadelesine dönüşebilmesidir. Elbette sert muhalefet yapılabilir, protesto hakkı kullanılabilir. Ancak “yemin ettirmem” tavrı, demokratik rekabetin sınırlarını zorlayan bir anlayışı işaret eder.
Sandıktan çıkan iradeye itirazın yolu yumruk değildir. Hukuktur. Siyasettir. Sözdür.
Demokrasi biraz da tahammül rejimidir. Beğenmediğimiz sonuçlara katlanabilme, hoşumuza gitmeyen durumlarda dahi kuralları savunabilme olgunluğudur. Kurallar sadece kazandığımızda geçerliyse, ortada demokrasi değil, güç mücadelesi vardır.
Meclis, kişisel hesaplaşmaların sahnesi değildir. Orası kamusal aklın tecelli ettiği yerdir. Sert eleştiriler yapılabilir, ağır sözler söylenebilir. Fakat fiziksel müdahale ya da kurumsal süreci fiilen kilitleme girişimi hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Bu tür görüntüler yalnızca içeride güven duygusunu zedelemez; dışarıda da ülkenin itibarını gölgeler.
Toplumun da bu tabloyu bir spor müsabakası heyecanıyla değerlendirmemesi gerekir. Mesele “kim kime ne yaptı” sorusu değildir. Asıl soru şudur: Meclis’in itibarı korunuyor mu?
Siyaset bağırarak değil, ikna ederek güç kazanır. Meclis’te yükselmesi gereken şey yumruk değil, halkın gerçekleridir. Çünkü bir ülkenin geleceği, hakikatin nasıl savunulduğuyla doğrudan ilgilidir.
Ve unutmayalım: Temsil makamında sergilenen her davranış, aslında topluma verilen bir mesajdır. O mesajın dili şiddet değil, söz olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.