Bitlis'te aralarında bir başçavuş ve güvenlik korucusunun da bulunduğu define çetesi, savcıya rüşvet teklif etti, savcı ahlaksız teklifi kayda aldı. 70 milyon liralık vurgunda 21 kişilik define çetesi çökertildi.
Bitlis’te bir savcı, odasında kendisine rüşvet teklif eden adliyenin güvenlik görevlisini gizli kamerayla kaydedip define çetesini çökertti.
Adliyenin güvenlik görevlisi Maşallah Erbay, Güroymak Savcısı M.Ç.Ö'yü 23 Haziran 2025'de telefonla aradı. Savcı'nın odasına gelen Erbay, "Çok zengin olacağız" dedi. Ermeni bir kişinin elinde harita olduğunu, buradan define çıkartılacağını, savcıdan ise Muş'ta bulunan defineyi Malatya'daki alıcısına götürecek olan aracın yolda bir aramaya takılmamasının garantisi istediklerini, bunun karşılığında savcıya da pay vereceklerini söyledi.
SAVCI TEK TEK İTİRAF ETTİRDİ
İlk etapta savcı bu teklifi reddetti, daha sonra çeteyi sıkı takibe aldı. Teklifi değerlendireceğini söyleyen savcı, çete üyesinin ağzından laf almak ve adeta itiraf ettirmek için Erbay'ı odasına çağırdı. Görüşmeyi kaydeden savcı, Erbay'a her şeyi tek tek anlattırdı.
Gazeteci İsmail Saymaz bugünkü köşe yazısında olayı şöyle anlattı:
Savcının odasına giden Erbay olayı savcıya anlattı: Bir arkadaşı Muş’ta define bulmuştu; defineye Malatya’dan bir alıcı çıkmıştı. Bu satıştan tastamam 70 milyon TL kazanacaklardı. Sevkiyatı Erbay yapacaktı. Acaba savcı kendilerine yardımcı olur muydu? Sevkiyat aracı Muş’tan Malatya’ya giderken, arama yapılmamasını sağlar mıydı? Bu yardım karşılığında elbette savcıyı da göreceklerdi!
Erbay, ikna etmek için “Bütün belediyeler rüşvet yiyor. Herkes yolunu buluyor. Bizim kanunsuzluk yapmamız lazım” dedi.
Savcı ahlaksız teklifi reddetti.
Aynı gün Bitlis Başsavcılığı’na bilgi verdi.
Tarihi eser kaçakçılığı şebekesine soruşturma açıldı.
GİZLİ KAMERAYLA KAYIT
Erbay, 2 Temmuz günü tekrar Savcı M.Ç.Ö.’nün odasına geldi.
O konuşurken, odadaki gizli kamera kayıttaydı.
Savcının kendisinin ağzından sözler almaya çalıştığından habersiz anlattıkça anlattı.
SAVCI VE ÇETE ÜYESİ ARASINDA GEÇEN KONUŞMA:
Savcı: Şu geçen söylediğin mevzu ne oldu?
Erbay: Valla iyi para var savcım.
Savcı: Sonradan düşündüm ama...
Erbay: Bak ağabey savcılığın bir yana, kardeş olarak konuşuyorum, yemin ederim en tepedeki insanların eline fırsat geçtiği zaman... Neyi haram? Ermeni koymuş, adam diyor ki ‘Bu benim dedemin malıdır, gelmiş çıkartmış, satmışlar savcım.
Savcı: Yakalanma boyutu var, savcılığımız gider.
Erbay: Savcım senin adın geçmeyecek. Ne ben ne o arkadaş.
Savcı: Kim o arkadaş? Güvenilir biri mi?
Erbay: Buralı değil, güvenilir. Bana geçen gün dedi, ‘Ben malı sattım, adam gelip götürecek, parayı getirme şeyim yok.
Savcı: 70 milyonluk malı satmış mı?
Erbay: Sattı
Savcı: Nereye satmış?
Erbay: Malatya’da kuyumcunun birine.
Savcı: Nasıl götürebilmiş?
Erbay: Savcım bilmiyorum, ben de olsaydım, hiç olmazsa bir şeyler koparırdık
Savcı: Bizlik bir şey kalmamış, çıkartmış elinden malı, parayı mı getiremiyor?
Erbay: Parayı getiremiyor savcım.
Savcı: Hımmm…
Erbay: Savcım sadece parayı arabana koyacağız, gerekirse iki araba geçeriz.
Savcı: Yarın görüşecen öyle mi bununla.
Erbay: Evet savcım, ‘Yarın öğleden sonra çarşıya geleceğim, üç dört gibi görüşelim’ dedi. Savcım biz bu yola girdik. Bugüne kadar ne haram yedik ne hırsızlık yaptık. Biz öyle bir aileyiz. Ben düşündüm, bu mal çalıntı değil, hırsızlık yapmıyoruz. Adamın haritası elindedir, dedesinin haritası, gelmiş malını çıkartmış, götürüyor, satıyor. Bunun neyi haramdır savcım?
Savcı: Sen bir görüş bakalım yarın, bizim üzerimize düşen ne var, sen bir anlat, ‘Savcı bey kararsız ama yine de sıcak bakıyor’ de.
DÖRT METRELİK ÇUKUR
Bu görüşmenin devamı gelmedi.
3 Temmuz’dan 7 Temmuz’a kadar her gün takip işlemi yapıldı.
Kazıda delme işleminde kullanıla karot aleti, yeraltı görüntüleme cihazı kullanıldığı, ev üzerinde drone uçurulduğu görüldü.
11 Temmuz’da Taşüstü’nde kazı yapılan eve baskın düzenlendi. Evde dört metre derinliğinde bir kazı çukuru tespit edildi. Kazı için izin alınmadığı anlaşıldı.
BAŞÇAVUŞ DA ÇETEDE
M.N.S., yeğenine ait arazideki kazıyı bütün köylülerin bildiğini belirterek, “Yeğenim köyün en fakiridir, umut edip bu işe girdiğini düşünüyorum” diyor.
Muzaffer Erbay ve Haşim Karagöz’ün kazıya öncülük ettiklerini anlatan M.N.S., şunları söylüyor:
“Haşo, evde define olduğunu söyledi. Elindeki telefona bakarak bu yeri gösterip ‘Altında oda var’ dediğini duymuştum. Şikayetçi olacaktım ancak bana ‘Savcının da komutanın da bilgisi var, devlet arkamızda, bizimle beraberdir’ dediler. Saat 19’dan sonra gelir, kazı yaparlardı. Çok rahatsız olmuştum. Bu işi bırakmaları yönünde uyardım ama beni dinlemediler.”
E.K. ise duyduklarını şöyle anlatıyor:
“Ermeni olduğunu iddia eden bir kişinin geldiğini ve köylülere ‘Bu köyün altında 7-8 odalı bir yapı ve odalardan birinde yüksek miktarda altın var. Hazine bütün köyün gençlerine, tüm Güroymak’a yetecek kadar büyük. Savcılıktan, valilikten, karakoldan iznimiz var’ diyerek, kazıya köyün gençlerini davet etmiş. Kazıyı gece yaptıklarını, bazı günler Güroymak Jandarma Karakolu’nda çalışan sivil kıyafetli iki rütbelinin kazıya katılanların isimlerini aldıklarını ve kazının resimlerini çektiklerini duydum.”
Rütbeli diye söz edilen iki kişiden biri, Y.A.
Y.A.’nın define alanının güvenliğini sağlamak karşılığında pay alacağı ileri sürülüyor.
Sivil olan U.T. ise ‘Demir Komutan’ lakabını kullanıyor.
21 kişiye dava
Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 21 sanık yer alıyor. Tutuklu Maşallah Erbay ve Haşim Karagöz’e ‘kültür varlıklarını bulmak amacıyla izinsiz kazı yapmak, rüşvet, suç örgütü kurma ve yönetme’ suçlamaları yöneltiliyor. Diğerleri izinsiz kazı ile örgüt üyeliğiyle suçlanıyor.




