Türk bayrağı; bu toprakların bağımsızlığının, şehit kanıyla yazılmış istiklalinin ve bir milletin onurunun, ruhunun sembolüdür. Ay yıldızlı al bayrak sadece bir kumaş parçası değil; Malazgirt’ten Çanakkale’ye, Sakarya’dan 15 Temmuz’a kadar verilen destansı mücadelenin emanetidir. Bu yüzden bir gencin elinde Türk bayrağı taşıması, onu gururla açması ve altında birlik çağrısı yapması hiçbir şekilde suç, provokasyon ya da düşmanlık olarak görülemez.
Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Türk bayrağının açılması bir provokasyon aracı değil, ancak birliğin sembolü olabilir. Bunun aksini düşünmek, bu millete ve bu topraklara ait olamamaktır. Çünkü bu bayrak; vatanın, milletin, ezanın ve şahadetin ortak simgesidir.
6 Mayıs 2026 tarihinde ODTÜ Devrim Stadyumu’nda yaşanan olaylarda, Türk bayrağı açan öğrencilere yönelik saldırılar toplum vicdanında derin bir rahatsızlık oluşturmuştur. Kimseye fiziksel müdahalede bulunmadan protesto hakkını kullanan gençlere karşı organize şekilde saldırılması, bira şişeleri fırlatılması ve insanların hastanelik olması; fikir özgürlüğüyle değil, tahammülsüzlükle açıklanabilir. Bu durum, Türk milletine ve onun varlığına duyulan düşmanlıktan başka bir şey değildir.
Farklı düşünceler elbette olabilir; ancak bir ülkenin ortak değerine, bayrağına ve milletin hassasiyetlerine öfkeyle saldırmak kabul edilemez. Hatta bu durum, içimizdeki kini ve nefreti büyüterek kardeşliğimize zarar verir.
Bu vatan, binlerce şehit ve gazinin fedakârlığıyla ayakta durmaktadır. Bugün özgürce konuşabiliyor, üniversitelerde okuyabiliyor ve fikir beyan edebiliyorsak; bunu toprağa düşen kahramanların emanetine borçluyuz.
Türk bayrağına sahip çıkmak yalnızca milliyetçilik değil; aynı zamanda geçmişe vefa, geleceğe sorumluluk ve vatana sadakattir. Çünkü bu bayrak altında Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkes’iyle aynı kaderi paylaşan büyük bir millet yaşamaktadır. Bu milletin külüne üflesen altından iman çıkar. Bu imanla bu devlet kurumlu ve hala ayakta durmaktadır. Bu millet, beklenen ve özlenen bir millettir. Birkaç soysuzun, beynini kiraya vermiş ithal zihniyet mensuplarının oyuncağı değildir.
Türk bayrağı o kadar kutsaldır ki o al bayrağa sadece bu vatan için bedel ödeyenler sarılabilir; bedel ödetenler değil. Çünkü ay yıldızlı bayrak; makamların, ideolojilerin ya da geçici siyasi hesapların değil, doğrudan milletin namusudur. Ona uzanan her saygısızlık, milletin ortak hafızasında derin bir yara açar.
ODTÜ’de okuyan gençliğin ne kadar zeki olduğu değildir mesele; mesele, ne kadar bu ülkeye ait olduklarıdır. Ne kadar bu ülke için çırpındıklarıdır. Ne kadar bu ülkeye hizmet aşkıyla dolu olduklarıdır. Çünkü gerçek aydınlık; birbirine saldırmakta değil, ülkesine değer katmaktadır.
Bilim üreten, teknoloji geliştiren, savunma sanayisinde çalışan, ülkesinin geleceği için emek veren gençler; bu milletin gerçek umududur. Türkiye’yi büyütecek olan da nefret dili değil; çalışkanlık, birlik ve ortak değerler etrafında kenetlenmiş bir gençliktir.
Ay yıldızlı bayrak yere düşmez. Çünkü o bayrak; şehidin son nefesi, annenin duası, milletin haysiyetidir. Ona saygı duymak, bu topraklarda yaşayan herkesin ortak sorumluluğudur.
BAYRAKTAN RAHATSIZ OLANIN DERDİ TÜRKİYE’DİR
Bunlar da ilginizi çekebilir