Türk Millî Takımı, ABD ve Meksika'da düzenlenen Dünya Kupası'na büyük umutlarla gitti. Aslında sadece takım değil, bir millet olarak hepimiz umutlandık. Parklara, meydanlara dev ekranlar kuruldu. İnsanlar sabahın erken saatlerinde kalktı, formalarını giydi, ay-yıldızlı bayrağın etrafında kenetlendi. Milyonlarca yürek aynı heyecanla çarptı.
Dualar ettik. Sıradan dualar değil; samimiyetle, inançla ve yürekten gelen dualar... Çünkü Millî takım, sadece sahadaki on bir futbolcudan ibaret değildir. O forma, bir milletin ortak sevinci, ortak umudu ve ortak kimliğidir.
Ancak sahaya baktığımızda, tribünlerdeki ruhu sahada göremedik. Mücadele eden, karakter ortaya koyan, formasının ağırlığını hisseden bir takım yerine; öz güven sorunları yaşayan, dağınık ve zaman zaman şımarıklığın gölgesinde kalan bir görüntü izledik.
Oysa futbol sadece yetenek işi değildir. Karakter, disiplin ve aidiyet duygusu olmadan başarı kalıcı olmaz.
Kibir, insanı kör eder. Zirveye çıktığını zannederken fark ettirmeden uçurumun kenarına sürükler. Demek ki mesele saça şekil vermek değil, topa şekil verebilmektir. Gösterişle değil, sahadaki performansla konuşulmalıdır.
Daha da önemlisi, bu durum sadece futbolla sınırlı değildir. Kimliğini kaybedip başkalarına benzemeye çalışan, kendi değerlerinden ve aidiyet duygusundan uzaklaşan toplumlar ne sahada ne de hayatta kalıcı başarı elde edebilir. Çünkü başarı, taklitte değil; özünü koruyabilmektedir.
Milli ruh; dilde, inançta ve aidiyette yaşar. Kendi diline, kendi inancına, kendi kültürüne yabancılaşan, özüne de yabancılaşır. Bir milleti millet yapan sadece sınırlar değil; ortak değerler, ortak hafıza ve ortak kültürdür. Bu bağlar zayıfladığında, toplumların ayakta kalması da zorlaşır.
Özüne sahip çıkanlar kazanır. Kendi köklerinden güç alanlar ayakta kalır. Ruhunu kaybedip başkalarına benzemeye çalışanlar ise ilk başta kazanmış gibi görünseler bile zamanla kaybetmeye mahkûmdurlar.
Çünkü gerçek başarı; başkası olmakta değil, kendin olarak kalabilmektedir.
Sahada eksikliğini hissettiğimiz şey de tam olarak buydu: Ruh, karakter ve aidiyet...
Ve unutulmamalıdır ki, ruhunu kaybeden hiçbir takım, hiçbir kurum ve hiçbir toplum uzun vadede kazanamaz.
"RUH OLMADAN ASLA"
Yorumlar
Trend Haberler
Trabzon'da silahlı kavga! 1 kişi yaralandı
İki İsim Kulisleri Hareketlendirdi!
Duruşmada kalp krizi geçiren Cumhuriyet Savcısı hayatını kaybetti
Trabzon'da AK Parti Toplantısında Gerginlik: Vatandaş Salondan Çıkarıldı
Bakan Gürlek’in Trabzon programında flaş gelişme!
Trabzonspor Camiasını Yasa Boğan Kayıp!




