Trabzonspor'da forma giyen milli futbolcu Ozan Tufan ve eşi Rojin Tufan, bayrama özel GÜNAYDIN'a konuştu. 4 yaşında Aren Kuzey adında bir oğulları olan çift, bayram geleneklerini çocuklarına yaşatmaya özen gösterdiklerini söyledi. Ozan Tufan, "Oğluma özellikle aile büyüklerini ziyaret etmek, harçlık almak ve birlikte sofrada vakit geçirmek gibi küçük ama değerli gelenekleri öğretmeye çalışıyorum. Bayram sabahı mahallede veya evde top oynamak gibi eğlenceli ritüelleri de aktarmak istiyorum. Bayramın neşesini ve samimiyetini hissetmesi önemli" dedi.
■ Ozan Bey, futbol Türkiye'de en çok takip edilen spor dalı. Bu kadar göz önünde olmak zor mu?
Kesinlikle zor. Her yaptığınız hareketin, sahadaki performansınızın ve hatta günlük hayatınızdaki davranışlarınızın insanların gözü önünde olduğunu bilmek farklı bir baskı yaratıyor. Ama zamanla bunu kabul edip, sahada ve hayatta kendi ritmimi korumayı öğrendim. Önemli olan, eleştirilerden korkmak yerine onlardan ders çıkarabilmek ve her zaman kendin olmaya devam etmek.
■ Bursa'nın Orhaneli ilçesinde doğdunuz. Mahallede top oynayan o çocuğun böyle büyük başarılar elde edeceğini tahmin eder miydiniz?
Hiç sanmazdım açıkçası. Orhaneli'de mahallede top peşinde koşan o küçük çocuk olarak sadece eğlenmek, arkadaşlarla oynamak vardı aklımda. Ama içten içe hep bir hayal vardı; "Ya bir gün olur mu?" diye düşündüğüm bir umut. Şimdi geriye bakınca, o hayallerin peşinden gitmenin ne kadar değerli olduğunu daha iyi anlıyorum.
■ Lisedeyken Milli Takım'a girmiştiniz. Sizi o günlere götürsek neler hissetmiştiniz? Büyük takımlarda oynamak tabii ki her futbolcu için önemli ama Milli Takım'da oynayıp ülkenizi temsil etmek ayrı bir gururdur...
O günlere dönersem hissettiklerimi kelimelere sığdırmak zor... Öncelikle büyük bir heyecan vardı, formayı giymek, sahada ayyıldızlı bayrağı taşımak tarifsiz bir gurur. Bir yandan sorumluluk hissi, bir yandan çocukluk hayallerimin gerçek olması... O yaşta hissettiğim o karışık mutluluk ve heyecan hâlâ içimde canlı. Milli Takım'da olmak, her futbolcunun rüyasını süsleyen bir deneyim; sadece kendiniz için değil, tüm ülkeniz için sahada oluyorsunuz ve bu gerçekten çok özel bir duygu.
■ Antrenmanınız olmadığı bir günü nasıl geçiriyorsunuz? Tatil günlerindeki temponuz nasıl?
Antrenmanım olmadığı bir gün genellikle aileye ve dinlenmeye ayırdığım bir gün oluyor. Oğlumla vakit geçirmek en keyifli kısmı; parkta top oynamak, sahilde yürüyüş yapmak ya da evde oyunlar oynamak bana enerji veriyor. Bazen de sadece oturup kahve eşliğinde dinlenmek, günü sakin geçirmek yeterli oluyor. Yani tatil günleri hem dinlenme hem de aileyle kaliteli zaman demek.
MAÇ ÖNCESİ MÜZİK DİNLERİM
■ Maçlara çıkmadan önce bir ritüeliniz var mı?
Evet, küçük ama bana iyi gelen bir ritüelim var. Maçtan önce kısa bir süre yalnız kalıp kulaklıkla motivasyon müzikleri dinliyorum, kafamı toparlıyorum ve sahaya odaklanıyorum. Bu birkaç dakika bana hem sakinlik hem de enerjik bir motivasyon veriyor; sahaya hazır hissetmemi sağlıyor.
■ Aren Kuzey adında bir oğlunuz var. Baba olmak sizi değiştirdi mi?
Kesinlikle değiştirdi. Baba olduktan sonra öncelikler tamamen farklılaştı; artık sadece kendi hayatımı değil, onun mutluluğunu ve güvenliğini de düşünüyorum. Ama bu değişim çok tatmin edici ve bana yeni bir enerji veriyor. Her an onunla vakit geçirmek, onun gülüşünü görmek bana inanılmaz bir mutluluk veriyor.
■ Çocukluk yıllarınıza dönersek, bayram sabahları sizin evde nasıl başlardı?
Bayram sabahları evimizde hep erkenden başlardı. Önce güzel bir kahvaltı, sonra büyüklerimizi ziyaret etmek ve ailecek sohbet etmek... Ama en unutamadığım ritüel, sabahları birlikte yapılan kahvaltı ve hemen ardından arkadaşlarla veya mahallede top oynamaktı. O samimi kalabalık, gülüşmeler ve koşuşturma hâlâ aklımda.
■ Şimdiki bayramlarla çocukluğunuzdaki bayramları kıyasladığınızda en büyük fark sizce nedir?
En büyük fark, o samimiyet ve sadelik bence. Çocukken bayramlar daha basit, koşuşturmalı ve tamamen neşeyle doluydu; herkes bir aradaydı, oyunlar oynanırdı, gülüşmeler eksik olmazdı. Şimdi bayramlar daha planlı ve bazen yoğun, ama duygusu hâlâ aynı; aileyle birlikte olmanın ve sevdiklerinle vakit geçirmenin değeri artmış durumda.
■ Baba olarak çocuğunuzla bayramlaşmak size nasıl duygular yaşatıyor?
Artık bir baba olarak çocuğumla bayramlaşmak tarif edilemez bir mutluluk veriyor. Aren'in gözlerindeki heyecanı, gülüşünü ve bana sarılışını görmek, kendi çocukluğumdaki bayram anılarımı onunla yaşamak gibi. Bayram artık sadece bir gün değil, aynı zamanda aile bağlarını ve sevgiyi hissettiğim çok özel bir zaman.
■ Çocuğunuza kendi çocukluğunuzdaki bayram geleneklerinden hangilerini yaşatmaya çalışıyorsunuz?
Oğluma büyükleri ziyaret etmek, harçlık almak ve birlikte sofrada vakit geçirmek gibi küçük ama değerli gelenekleri yaşatmaya çalışıyorum. Bayram sabahı mahallede veya evde top oynamak gibi eğlenceli ritüelleri de aktarmak istiyorum; bayramın neşesini ve samimiyetini hissetmesi önemli.
ÖNCE FUTBOLU SEVİN SONRA SABIRLI OLUN
■ İleride sizler gibi başarılı bir sporcu olmak isteyen gençlere ne tavsiyede bulunursunuz?
Onlara şunu söylerdim: Önce futbolu sevin, çünkü sevgi olmadan hiçbir başarı uzun sürmez. Sonra sabırlı ve disiplinli olun; yetenek yetmez, çalışmak ve kendini sürekli geliştirmek gerekir. Hedeflerinizi küçük adımlara bölün ve pes etmeyin. En önemlisi de keyif almayı unutmayın; oyun oynamaktan zevk almak sizi hem motive eder hem de zorluklarla başa çıkmanızı kolaylaştırır.

BAYRAMLAR ANTRENMANLARLA GEÇİYOR
■ Futbolcu olduktan sonra bayramları yaşama şekliniz değişti mi?
Kesinlikle değişti. Artık bayramlar bazen maçlar ve antrenmanlarla çakışıyor, o yüzden eskisi gibi uzun ve sakin bayram sabahları olamıyor. Ama aileyle geçirdiğim her an artık çok daha değerli.
■ Trabzonspor forması giyerken bayram günlerinde taraftarlardan gelen mesajlar size neler hissettiriyor?
Bayram günleri taraftarlardan gelen mesajlar ve ilgi bana çok şey hissettiriyor. İnsanlar sadece maç performansımı değil, bayram mutluluğumu da paylaşıyor. Bu, hem formayı giymenin verdiği gururu hem de taraftarla kurduğumuz bağı hissettiriyor. İyi dilekler, bayramın sıcaklığını ve anlamını daha da artırıyor.
AREN'LE ARAMIZDA ÇOK GÜÇLÜ BİR BAĞ VAR
■ Baba oğul ilişkiniz nasıl?
Baba-oğul ilişkimiz çok samimi ve sıcak. Aren'le birlikte oyun oynamak, top çalışmak, güldüğümüz anlar günümün en değerli anları. Aramızda güçlü bir bağ var ve her geçen gün daha da derinleşiyor; onunla vakit geçirmek hem çok keyifli hem de bana enerji veriyor.
■ Spora ilgisi var mı? Babasının izinden gidecek mi?
Özellikle top oynamaya meraklı. Ama babasının izinden gidip gitmeyeceğini zaman gösterecek. Ben onu zorlamıyorum; önemli olan futbolu keyif alarak sevmesi ve kendi yolunu bulması.
■ Evde oğlunuzla antrenman yapıyor musunuz?
Evet, evde küçük antrenmanlar yapıyoruz ama tamamen oyun havasında. Basit şut çalışmaları, top kontrolü ve eğlenceli hareketler yapıyoruz. Amacım onun sporla ilişki kurmasını sağlamak ve bunu keyifli bir şekilde yapması; hiç baskı yok.
EN ÇOK AİLE BULUŞMALARI HEYECANLANDIRIRDI BENİ
■ Küçük yaşlarda bayram denince sizi en çok heyecanlandıran şey ne olurdu; yeni kıyafetler, harçlıklar yoksa aile buluşmaları mı?
En çok aile buluşmaları heyecanlandırırdı beni. Büyüklerle sohbet etmek, akrabaları görmek ve birlikte vakit geçirmek her şeyden değerliydi. Tabii yeni kıyafetler ve harçlıklar da güzel bir bonus gibi gelirdi ama asıl mutluluk, bayramın samimi ve neşeli havasını sevdiklerimle paylaşmaktı.
■ Çocukluğunuzdaki en komik ya da unutulmaz bayram anınız hangisiydi?
Çocukluğumdaki en unutulmaz bayram anım, bayram sabahı mahallede top oynarken takılıp yere düşmemdi. Herkes gülünce ben de gülmek zorunda kaldım, o an hem komik hem de çok samimiydi. Şimdi hatırladıkça hâlâ gülüyorum; bayramın neşesini en çok o an hissetmiştim.
ROJİN TUFAN
BAYRAM HEYECANDAN UYUYAMAMAK DEMEKTİ
■ Futbolcu eşi olmak zor mu? Ozan Bey'in maçlarını izlerken ne hissediyorsunuz?
Özellikle futbolcu eşi olmanın bir zorluğu olduğunu söyleyemem, sorumluluklar ve gösterilen özveri her evlilikte olduğu gibi bence aynı, elbette karşılıklı yapılan fedakarlıklar var ama bunlar zaten olması gereken şeyler. Birbirimizi destekliyor ve daha iyisi için çabalıyoruz. Ozan sahadayken kalbim ağzımda atıyor tabii ki; bir darbe aldığında içim sızlıyor, endişeleniyorum, ama onun tutkusunu ve cesaretini görmek, bir yandan da gurur verici.
■ Eşinizin maçlarından hiç unutmadığınız bir an ya da olay var mı?
Aklıma ilk gelenler Hull City-Sheffield Wednesday maçında yaptığı hat-trick ve Trabzonspor-Galatasaray maçında attığı iki gol diyebilirim. Mücadelesini gollerle taçlandırdığını izlemek müthiş bir his.
■ Oğullar annelere düşkün olur derler...
Bizde durum tam tersi. Ozan, Aren için hem baba hem en iyi arkadaş, o yüzden onla vakit geçirmeyi daha çok seviyor, babaya daha düşkün diyebilirim.

HAMSI TAVA VE MIHLAMA FAVORİMİZ
■ Babasının izinden gidip futbolda bir kariyer yapmasını ister misiniz?
Zorlamıyorum; eğer ilgisi ve yeteneği olursa tabii ki desteklerim.
■ Karadeniz'de daha önce vakit geçirme şansınız olmuş muydu? Trabzon'a alıştınız mı?
Trabzon'a ve kültürüne yabancı değilim aslında, hem eniştem Trabzon'lu hem de burada bir aile otelimiz var. Defalarca ziyaret ettim. Karadeniz'in doğası büyüleyici ve insanı çok sıcak. Burada yaşamaktan çok mutluyum.
■ En sevdiğiniz Karadeniz yemeği hangisi?
Hamsi tava ve mıhlama favorimiz. Bayramlarda ve hafta sonları evde yapıyorum.
■ Oğlunuza bayram geleneklerini öğretmeye özen gösteriyor musunuz?
Evet, örf ve adetlerini bilmesi bizim için kıymetli. Bayramlığını bir gün önceden beraber seçeriz, bayram sabahı el öpme, sevdiklerimizi ziyaret etme ve uzaktaki sevdiklerimizi arama faslımız olur. Onun da bayramın neşesini hissetmesini istiyorum.
■ Unutamadığınız bir bayram anınız var mı?
Kalabalık ve büyük bir ailede büyüdüm. Bayram demek bizim için heyecandan uyuyamamak demekti, çünkü sevdiklerimizle bir arada oluyoruz.

■ Bu bayramı nasıl geçireceksiniz?
Aileyle, oğlumuzla birlikte bol bol vakit geçirerek.




