"Dava Adamı Mustafa Bıyık"

Trabzon’un Yomra ilçesinde görev yapan Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık, Haber Trabzon mikrofonlarına yaptığı açıklamalarla dikkat çekti. Son dönemde “evi olmayan belediye başkanı” olarak gündeme gelen Bıyık, siyasette maddi kazanç elde edilmemesi gerektiğini vurguladı. Uzun süredir kirada oturduğunu belirten Bıyık, bugüne kadar ne Yomra Belediyesi’nde ne de Trabzon siyasetinde herhangi bir ticari ilişkiye girmediğini söyledi. Sadece maaşıyla geçindiğini ifade eden Bıyık, siyasetin zenginleşme aracı haline getirilmemesi gerektiğini dile getirdi.Türkiye’de siyaset denildiğinde insanların zihninde çoğu zaman umut değil, kuşku beliriyor. Çünkü bu ülkede siyaset, uzun yıllardır milletin derdiyle dertlenme alanı olmaktan çok, kimi çevreler için güç devşirme, nüfuz biriktirme ve servet büyütme aracına dönüştürüldü. Makamlar hizmet için değil, çıkar için istendi. Koltuklar emanet değil, ganimet gibi görüldü. İşte tam da böyle bir atmosferde, Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık’ın yaptığı açıklama sıradan bir cümle değil; doğrudan doğruya ahlaki bir meydan okumadır: “Siyasetçi zenginleşmeyecek.”

Bu söz, bugünün Türkiye’sinde öyle kolay söylenebilecek bir söz değildir. Çünkü herkesin sustuğu, herkesin görmezden geldiği, herkesin alıştığı kirli bir düzene karşı söylenmiştir. Bu söz, siyaseti bir yatırım aracı gibi görenlere karşı söylenmiştir. Bu söz, makamı şahsi servete tahvil eden anlayışa karşı söylenmiştir. Bu söz, belediye koltuğuna oturunca halktan biri olmaktan çıkıp küçük bir iktidar odağına dönüşen zihniyete karşı söylenmiştir. Mustafa Bıyık’ın farkı da tam burada ortaya çıkmaktadır.

İki dönemdir belediye başkanlığı yapıyor ve hâlâ kirada oturuyor. Türkiye şartlarında bu başlı başına bir haber değeri taşıyor. Aslında normal olan budur. Aslında olması gereken tam da budur. Ama öyle bir çürüme yaşanmıştır ki, görevde olup da servetine servet katmayan siyasetçi artık istisna gibi görülmektedir. İşini düzgün yapan, ihaleyi yandaşa peşkeş çekmeyen, imar rantını kişisel zenginliğe çevirmeyen, belediyeyi aile şirketine dönüştürmeyen biri çıktığında insanlar dönüp tekrar bakıyor. Çünkü dürüstlük sıradan olmaktan çıkarıldı; neredeyse olağanüstü bir meziyet gibi gösterilir hale geldi. Bu bile memleketin ne kadar ağır bir ahlaki aşınma yaşadığını göstermeye yeter.

Mustafa Bıyık’ın kıymeti tam da bu yüzden büyüktür. Çünkü o, siyasetçinin nasıl yaşaması gerektiğini sözle değil hayat tarzıyla göstermektedir. “Ben ticarete girmedim, sadece maaşımla geçindim” demek, bugünün siyasi ikliminde yalnızca bir kişisel beyan değildir; aynı zamanda bir karakter testidir. Bu ülkede pek çok kişi makamı görünce değişir. Dün sade yaşayan adam, koltuğa oturunca çevresini değiştirmeye, ilişkilerini değiştirmeye, hayat standardını yükseltmeye başlar. Bir süre sonra halktan biri olmaktan çıkar, halkın sırtına yük olan bir yapının parçasına dönüşür. Mustafa Bıyık ise bu yozlaşmış yolda yürümemiştir. Asıl mesele de budur.

“Dava adamı” lafı Türkiye’de çok tüketildi. O kadar hoyratça kullanıldı ki anlamı neredeyse boşaltıldı. Bir dönem bu ifade, samimiyetin ve fedakârlığın adıydı; sonra sloganların, propaganda metinlerinin ve çıkar hesaplarının içine gömüldü. Kimi insanlar “dava” dedi ama servet büyüttü. Kimi insanlar “millet” dedi ama milletin hakkını yedi. Kimi insanlar “hizmet” dedi ama kendine ve çevresine alan açtı. Kimi insanlar inancı, ahlakı, adaleti dillerinden düşürmedi ama parayı, gücü ve ayrıcalığı kutsadı. İşte böyle bir zeminde Mustafa Bıyık’a “dava adamı” demek, içi boş bir övgü değildir. Aksine, bu kavramı yeniden ait olduğu yere yerleştirmektir.

Çünkü gerçek dava adamı, nutuk atan değil bedel ödeyendir. Gerçek dava adamı, makamı sömüren değil makamın hakkını verendir. Gerçek dava adamı, siyaseti şahsi servete giden kestirme yol gibi görmeyendir. Gerçek dava adamı, saldırıya uğradığında mağduriyetini pazarlamayan; görevdeyken de dürüstlüğünü reklama çevirmeyendir. Gerçek dava adamı, kalabalıkların alkışına göre eğilip bükülen değil, ilkesini şartlara göre değiştirmeyendir. Mustafa Bıyık’ın durduğu yer tam da burasıdır.

Onun bu tavrı, sadece Yomra için değil, Trabzon için de önemlidir. Çünkü Karadeniz insanı lafa değil tavra bakar. Kim ne dediğinden çok, nasıl yaşadığıyla tartılır. Eğer bir belediye başkanı yıllardır görev yapmasına rağmen hâlâ sade bir hayat sürüyor, ticari ilişkilerden uzak duruyor ve zenginleşmeyi siyasetin doğal sonucu gibi görmüyorsa, bu halkın önüne güçlü bir örnek koyuyor demektir. Bu örnek, gençlere de çok şey söyler: Demek ki temiz kalmak mümkündür. Demek ki siyasetin içinde olup kirlenmemek mümkündür. Demek ki koltuğa oturmakla vicdanını satmak aynı şey değildir.

Bugün Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri ekonomik kriz kadar ahlaki krizdir. İnsanlar artık sadece geçim derdi yaşamıyor; kimin doğru, kimin sahte, kimin samimi, kimin fırsatçı olduğunu da ayırt etmeye çalışıyor. Toplum, sözden çok karakter arıyor. Bu nedenle Mustafa Bıyık gibi isimler sadece belediye başkanı olarak değil, siyasi ahlakın yaşayan örneği olarak da öne çıkıyor. Çünkü memleketin asıl ihtiyacı, çok konuşan siyasetçiler değil; eli temiz, dili ölçülü, vicdanı sağlam yöneticilerdir.

Mustafa Bıyık’ın verdiği mesaj nettir: Siyaset, zenginleşme kapısı değildir. Makam, servet üretme aracı değildir. Belediye başkanlığı, imar rantının üstüne oturup kendini ihya etme fırsatı değildir. Kamu görevi, kişisel hayatı lüksle donatma bileti değildir. Bunları açıkça söylemek önemlidir; ama bunları yaşayarak göstermek çok daha önemlidir. İşte bu yüzden Mustafa Bıyık’ın sözleri dikkat çekmiş, yaşama biçimi ise saygı uyandırmıştır.

Bu ülkede dürüst siyasetçiye hasret kalmış geniş kitleler var. Kendisine değil halka çalışan, yakın çevresine değil kente hizmet eden, cebini değil vicdanını büyüten yöneticiler görmek istiyor insanlar. Mustafa Bıyık, bu beklentinin boşa olmadığını gösteren isimlerden biridir. Onun varlığı, siyasetin tamamen çürümüş bir alan olmadığını; hâlâ omurgalı, ilkeli ve temiz insanların da ayakta kalabildiğini göstermektedir.

Bu yüzden Mustafa Bıyık’a sadece “başkan” demek yetmez. Çünkü bazı insanlar makam unvanından daha büyük bir anlam taşır. Mustafa Bıyık, bugün için yalnızca bir belediye başkanı değil; siyasetin nasıl yapılması gerektiğini hatırlatan bir vicdan çağrısıdır. Dava adamlığı da zaten tam budur. Davayı diline dolamak değil, hayatına taşımaktır. İnandığı şeyi sloganlaştırmak değil, yaşamaktır. Gücün başını döndürmesine izin vermemektir. Makamı cebine değil, sorumluluğuna yazmaktır.

Evet, Trabzon’un da bu ülkenin de Mustafa Bıyık gibi insanlara ihtiyacı var. Daha çok konuşana değil, daha temiz kalana ihtiyacı var. Daha çok gösteriş yapana değil, daha çok karakter gösterene ihtiyacı var. Çünkü bu memleketi kurtaracak olan şey, süslü cümleler değil; dürüst insanların sessiz ama sarsıcı örnekliğidir.

Mustafa Bıyık bu yönüyle gerçekten bir dava adamıdır. Ve bunu en çok da, hiçbir gösterişe ihtiyaç duymadan ispatlamaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.