Diyadin, Gençlerbirliği’nin köklü yapısına vurgu yaparak, İlhan Cavcav dönemindeki kulüp anlayışının günümüz futbol şartlarına uyarlanarak sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Futbolun ekonomik ve yapısal olarak büyük değişim yaşadığını belirten Diyadin, geçmişteki sistemin birebir kopyalanamayacağını ifade etti.
“İlhan Cavcav bu kulüp için çok özel bir isimdi. 38 yıl boyunca bir kulübü yönetmek kolay değil. O dönemin doğruları vardı ama futbol artık çok değişti. O yıllarda sosyal medya yoktu, gelirler bugünkü gibi değildi. Ancak Gençlerbirliği’ni yıllarca ayakta tutan temel değerler bugün de korunmalı. Bunların üzerine yeni futbol düzenine uygun bir yapı eklenmeli” dedi.
Göreve sezonun en kritik döneminde gelmesiyle ilgili de konuşan Diyadin, Gençlerbirliği ile arasında çok güçlü bir bağ olduğunu belirtti. Kırmızı-siyahlı kulübe “hayır deme şansının olmadığını” söyleyen deneyimli çalıştırıcı, genç yaşta transfer olduğu kulüpte uzun yıllar forma giydiğini, kaptanlık yaptığını ve teknik adamlık görevlerinde bulunduğunu anlattı.
“Ben bu kulübe 19-20 yaşlarında geldim. Yaklaşık 10 yıl futbol oynadım, kaptanlık yaptım. Sonrasında altyapıda, rezerv takımda ve A takımda görev aldım. Gençlerbirliği hayatımın büyük bölümünde vardı. İlhan başkanla bağımız hiçbir zaman kopmadı” ifadelerini kullandı.
Diyadin, kulüp başkanı Arda Çakmak’ın kendisiyle devam etmek istediklerine dair açıklamaları hakkında da konuştu. Gençlerbirliği ile ilişkisinin sözleşmeyle değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Diyadin, “Olmamız gerekiyorsa oluruz, olmamamız gerekiyorsa olmayız. Gençlerbirliği ile bağımız sadece kontrata bağlı değil” dedi.
Takımdaki bazı transferlerden yeterli verim alınamadığını da söyleyen Diyadin, özellikle maliyetli oyuncuların beklentileri karşılayamamasının kulüp ekonomisini zorladığını belirtti. Onyekuru ve Niang örnekleri üzerinden konuşan deneyimli teknik adam, “Hiç oynayamayan bazı oyuncuların maliyeti toplam bütçenin yüzde 40’ına yaklaştı. Bu sürdürülebilir bir durum değil” değerlendirmesinde bulundu.
Transfer süreçlerinde ekip çalışmasının önemine değinen Diyadin, kulüplerin tek kişinin kararlarıyla yönetilmesinin doğru olmadığını savundu. “Transfer ya da yönetim sadece bir kişinin kontrolünde olmamalı. Teknik adam da dahil herkesin denetlenebilir bir sistem içinde olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Sezon içinde yaşanan ilk ayrılık süreciyle ilgili de konuşan Diyadin, yaşananların hem kendisi hem de kulüp adına önemli bir tecrübe olduğunu söyledi. “Bir anda ayrıldık. O süreçte yaşananlar kolay değildi ama sonu iyi bittiği için bugün daha farklı bakabiliyoruz” dedi.
Gençlerbirliği taraftarının desteğine de ayrı bir parantez açan Diyadin, doğru yönetim anlayışıyla tribünlerin daha da dolacağını belirtti. Ankara’da kulübe karşı ciddi bir ilgi olduğunu ifade eden tecrübeli çalıştırıcı, “Bugün 14-15 bin taraftar varsa doğru adımlarla bu sayı 20 binleri bulur. Herkesin kişisel düşüncesi olabilir ama şapkayı Gençlerbirliği diye koymamız gerekiyor” diye konuştu.
Kariyerinde forma giydiği kulüplerle ilgili sözleriyle de dikkat çeken Diyadin, Trabzonspor, Fenerbahçe ve Göztepe’ye karşı aidiyet duygusu taşımasının doğal olduğunu söyledi.
Trabzon doğumlu olduğunu ve Trabzonspor altyapısında yetiştiğini hatırlatan Diyadin, “Trabzonspor’a karşı her zaman vefa duygum vardır. Fenerbahçe’de iki yıl oynadım ve sevildiğimi biliyorum. Futbol oynamaya doymuştum ama Fenerbahçe’de oynamaya doyamamıştım” ifadelerini kullandı.
Göztepe’de hem futbolcu hem teknik adam olarak şampiyonluk yaşadığını belirten Diyadin, kariyerindeki kulüplerin kendisi için ayrı bir yere sahip olduğunu söyledi. “Ben çok fazla kulüpte oynamadım. Forma giydiğim takımlarda önemli başarılar yaşadım. Hepsine karşı aidiyet hissetmem çok doğal” diyerek sözlerini tamamladı.





