TRABZON KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ BENGÜ KONSERİYLE BAŞLADI
TRABZON KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ BENGÜ KONSERİYLE BAŞLADI
İçeriği Görüntüle

Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir olay, aslında Türkiye'nin yıllardır büyüyen bir toplumsal yarasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bir emekli polis memuru, uyuşturucu ve sanal kumarın pençesine düşen oğlunun, uyuşturucu ve kumar borçları için kendisine bıçakla saldıran öz evladını vurmak zorunda kaldı. Çok acı bir olay değil mi bir babanın evladını öldürmesi?
Bu olaya yalnızca bir adli vaka ya da aile içi trajedi olarak bakmak büyük bir yanılgı olur. Çünkü burada kaybedilen sadece bir insan hayatı değil; bir ailenin geleceği, bir babanın umutları ve bir toplumun vicdanıdır.
Uyuşturucu, kumar ve sanal kumar artık yalnızca bireysel bir bağımlılık sorunu olmaktan çıkmış, toplumsal bir güvenlik ve gelecek meselesi hâline gelmiştir. Bir yanda gençleri esir alan uyuşturucu maddeler, diğer yanda cep telefonları ve bilgisayar ekranları aracılığıyla evlerin içine kadar giren sanal kumar ağları, binlerce insanı ekonomik ve psikolojik çöküntüye sürüklemektedir.
Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi'nin verilerine göre ilk uyuşturucu kullanım yaşı ortalama 20'li yaşların başında görünse de, sahadan gelen bilgiler ve çeşitli araştırmalar kullanım yaşının bazı bölgelerde 10-12 yaşlarına kadar düştüğünü göstermektedir. En büyük risk grubunu ise 15-34 yaş arası gençler oluşturmaktadır. Benzer şekilde kumar ve özellikle sanal kumar bağımlılığı da gençler arasında hızla yayılmakta, kolay para kazanma hayaliyle başlayan süreçler çoğu zaman ağır borç yükleri, aile içi çatışmalar ve suç olaylarıyla sonuçlanmaktadır.
Daha da vahimi, uyuşturucunun sonuçları artık ölüm istatistiklerine açıkça yansımaktadır. Resmî verilere göre 2024 yılında uyuşturucu kullanımına bağlı 427 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu ölümlerin yaklaşık yüzde 71'i 40 yaşın altındaki kişilerden oluşmaktadır. En fazla ölümle ilişkilendirilen maddeler ise Bonzai ve metamfetamin olmuştur.
Kumar ve sanal kumarın yol açtığı yıkım ise her zaman ölüm istatistiklerinde görünmemektedir. Ancak parçalanan aileler, icralık olan vatandaşlar, artan borçlar, psikolojik çöküntüler, intihar vakaları ve suça yönelimler bu bağımlılığın toplum üzerindeki ağır etkilerini açıkça göstermektedir.
Peki bu noktaya nasıl geldik?
Okul önlerinde, park köşelerinde, metruk binalarda ve mahalle aralarında uyuşturucu nasıl bu kadar rahat dolaşabiliyor?
Gençler internet üzerinden yasa dışı bahis ve sanal kumar ağlarına nasıl bu kadar kolay erişebiliyor?
Aileler çocuklarını kaybederken, gençler bağımlılık batağına sürüklenirken ve suç örgütleri milyonlar kazanırken kimler sorumluluk üstleniyor?
Bu soru sadece emniyete ya da jandarmaya yöneltilemez. Çünkü uyuşturucu, kumar ve sanal kumarla mücadele yalnızca güvenlik operasyonlarından ibaret değildir.
Kolluk kuvvetleri operasyonlar yapıyor, uyuşturucu tacirleri yakalanıyor, yasa dışı bahis şebekelerine yönelik çalışmalar yürütülüyor. Ancak sonrasında başlayan uzun dava süreçleri, ertelenen cezalar ve denetimli serbestlik uygulamaları toplumda ciddi bir caydırıcılık tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Elbette hukuk devleti ilkelerinden taviz verilmemelidir. Ancak toplumun haklı olarak sorduğu soru şudur:
Aynı kişiler neden tekrar tekrar suç işleyebiliyor? Neden uyuşturucu satıcılarının ve yasa dışı bahis organizasyonlarının oluşturduğu ekonomik ağlar tamamen çökertilemiyor?
Bunun temelinde yasal boşluklar olabilir mi?
Uyuşturucu, kumar ve sanal kumarla mücadele; eğitim politikalarından sosyal hizmetlere, aile danışmanlığından gençlik projelerine, rehabilitasyon merkezlerinden yerel yönetim çalışmalarına kadar bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Sadece yakalamak yetmez; gençleri korumak, bağımlıları tedavi etmek, kumar bağımlılarına destek sağlamak ve suç örgütlerinin finans kaynaklarını kurutmak gerekir.
Bugün cezaevinde geçireceği yıllara üzüldüğümüz baba, aslında evladını uyuşturucuya ve kumar bağımlılığına kaptırdığı gün cezalandırılmıştı. Çünkü bir anne ve baba için evladını bağımlılığa teslim etmek, hiçbir mahkemenin veremeyeceği kadar ağır bir cezadır.
Toplum artık mazeret değil, sonuç görmek istiyor. Gençlerin uyuşturucudan korunduğu, yasa dışı bahis ve sanal kumar ağlarının etkisiz hâle getirildiği, ailelerin parçalanmadığı, sokakların güvenli olduğu ve suç örgütlerinin ekonomik gücünün kırıldığı bir Türkiye özlemi her geçen gün büyüyor.
Boşuna dememişler:
Bir babayı hayırsız evlat,
Bir yiğidi huysuz ve ahlaksız eş,
Bir şoförü hızlı sürat,
Bir esnafı asık surat,
Bir çiftçiyi kuru inat mahveder.
Ama bugün buna iki madde daha eklemek gerekiyor:
Bir insanı uyuşturucu,
Bir aileyi kumar ve sanal kumar,
Bir toplumu ise hepsi birlikte mahveder.
Ve ne yazık ki bu gerçekle her geçen gün daha fazla yüzleşiyoruz.