ÇUBUK OLAYI VE SİYASAL KUTUPLAŞMA

Hakkari ili Kuzey Irak sınırında Bölücü Terör Örgütü mensuplarınca yapılan saldırı sonrasında şehit olan Ankara ili Çubuklu Şehidimiz Piyade Sözleşmeli Er Yener Kırıkcı'nın cenaze törenine katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na şehidin yakını olduğu iddia edilen Osman S. ve bir grup tarafından protesto ve saldırıda bulunulmuştu. Saldırı sonrasında herkes bir şeyler söyledi. Ben olayı duyar duymaz sebep her ne olursa olsun yapılanın doğru olmadığını sosyal medya hesabından yayınladım. Özellikle sosyal medya üzerinden yoğun bir tepki yağmaya başladı. Herkes olaya tek taraflı bakıyor, sağ duyulu, empatiye ihtiyaç duyacak, birdaha olmaması için neler yapılması gerektiği konusunda kimseden bir ses çıkmıyordu.  Saldırıyı gerçekleştirenlerin neden gerçekleştirdiği, bir liderin saldırıya neden maruz kaldığını kimse sorgulamadan hükümet karşıtı protestolara dönüştürme gayreti vardı. Peki bu tür olay ülkemizde ilk kez mi oluyordu? Daha önce olmamış mıydı?
Geriye dönüp baktığımızda;

2010 yılında dönemin s’a Şırnak ilinde Şehit olan Jk.Yüzbaşı Levent Çetinkaya’nın cenazesindeki saldırıda burnundaki nazal kemiği kırılmıştı. O dönem CHP’ye yakın gazetelerden Sözcü; ‘Yumruk Terapisi’ şeklinde manşet atmıştı. 
2011 yılında Artvin ili Hopa ilçesinde dönemin Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ın otobüsüne saldırı yapılmış ve Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada; ‘Rüzgar eken fırtına biçer’ diye bir açıklama yapmıştı.
2013 yılında Nevşehir/Hacıbektaş’ta düzenlenen 24.Uluslararası Hace Bektaş-ı Veliyi anma törenlerinde dönemin bakanı Bekir Bozdağ fiili saldırıya uğramıştır. Saldırının ardından kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu olay ile ilgili kayda değer bir açıklama yapmadığı gibi CHP Milletvekili saldırgan Umut Satı’yı alnından öperek teselli etmiştir. Ancak aynı kişi Kılıçdaroğluna yapılan saldırıyı ‘Bu girişim kaos stratejisinin işaret fişeğidir’ diyordu.  
Soma’da 274 madencimizin ölümüne neden olan olayda Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik saldırı olmuş, makam aracının plakası sökülmüş, Sözcü Gazetesi ise ‘Tayyip’e Öfke’ şeklinde manşet atmış, olayı haklı göstermişti. 
Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırı sonrasında yapılan açıklamalara baktığımızda hükümet üyeleri olayı protesto ediyor, Kılıçdaroğluna destek veriyorlardı. CHP Parti sözcüleri cenazeye katılınacağından Ankara Emniyetinin haberi vardı, Çubuk Kaymakamlığı biliyordu, aileye bilgi verdik gibi açıklamalar yapılmış olsada olaya taraf olanlar tam aksi açıklamalarda bulunmuşlardı.  

 

Şunu sormak gerek;

Cumhurbaşkanı dahi bir cenazeye giderken izin aldığını, şayet gelmemden rahatsızlık duyulması durumunda gitmediğini beyan ederken, sayın Kılıçdaroğlu’nun, şehit ailesinin cenazeye gelinmesini istememesine rağmen gitmekte ısrarı doğru bir karar mıydı? Bu olay bize empatinin önemini göstermiştir. Yapılan her girişimde karşımızdakileri suçlamak yerine biz nerelerde hatalar yaptık dememiz gerekir. Bunu diyemediğimiz müddetçe kısır tartışmaların esiri oluruz. Bize oyun kuranların oyununa alet olur her hamlesine bir taş taşımış oluruz. 

Dostlar; hakikate sahip çıkmak gerek. Eğer hakikate sahip çıkamazsak yalana mağlup oluruz. Yalan ve algı öyle bir ur’dur ki; Kurtla birlikte öldürür, çobanla birlikte yedirir, sahibiyle birlikte ağlatır. Bizlerin kaderini yaradan yazar ancak nerede duracağımızın kararını kendimiz veririz. Ortalıkta ateşe benzin döken, kini, nefreti, ayrışmayı körükleyen, Soros destekli ahmaklar takımının olduğunu unutmadan uyanık olmalıyız. Vatan yoksa vatandaşta yoktur, vatan yoksa diplomada, ünvanda yoktur. Unutmayalım ki; bilgi olgunlaştırır, cehalet yorar. Cehaletin tatlı yönüne mağlup olmadan sosyal medyada dolaşan her şeye balıklama atlamayalım.

İlgili Galeriler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

Avatar
Faruk BİRİNCİ 4 hafta önce

Kardeşim seni kutluyorum, ancak sana katılmadığını yerler var,iktidar tarafından sende bakıyor olman,senle yüzyüze görüşürüz.ben AKP değilim hiç olmadım,bu dili,bu ortamı hazırlayanlar belli,