Türk Kimdir?
Tarih boyunca bazı kavramlar vardır ki sadece bir kimliği değil, bir yürüyüşü, bir ufku, bir ruhu, bir şuuru ve bir yükümlülüğü taşır.
İşte “Türk” de bunlardan biridir. Bu kimlik, bu ruh, bu ufuk, bu yürüyüş Türk kimliğinde kendine bulmuştur.
Salt bir etnik tanım, kuru bir soy ağacı, sınırı çizilmiş bir coğrafya değildir Türklük.
Türk, bir kader yürüyüşünün adıdır.
Bunu en berrak şekilde anlatanlardan biri de hiç şüphesiz Seyyid Ahmet Arvasi’dir.
Türk; “milli kültürün etrafında toplanmış insanların tarihî şahsiyeti”dir; yani soy kadar, belki ondan da çok milli şuura, ideale ve iradeye yaslanan, ilahi kelimatullahın izinde kendini tanımlayan bir kimliktir. Bunun sahadaki yansımasını Anadolu irfanında görürüz.
Anadolu irfanı dediğimiz şey; bu toprakların yaşattığı ve yaşatacağı en büyük mucizedir. Oba çadırlarından tekke ocaklarına, ahi ocaklarından cephe siperlerine kadar uzanan bir mayadır. Alpereni, dervişi ve halk adamını aynı duyguda eritmiştir.
Anadolu’da “Türk” derken kast edilen; farklı köklerden gelen insanların ortak kaderde birleşmesi, iman, adalet ve vakar üçgeninde oluşan bir insan tipidir.
Yani Türk; bir soydan çok, bir medeniyet hamurudur. Bu hamur Türk isminde şeklini almıştır. Biliyorum buna itiraz edenler olacak. Ancak benim neyi kastettiğimi, hangi ideali çizdiğimi mankurtlaşan sürüler, közkamanlaşmış beyinler anlayamaz.
Arvasi “Türklük”, imanla, ahlakla ve yüksek ülküyle anlam kazanır der. Türk İslam ülkücüsünü üç temel nitelikle öne çıkar:
1. İnançlı olmak: Türk’ün bekası, ruhunu ayakta tutan inançla mümkündür. Bu inanç ilahi kelimatullahı esas edinir. Ruhu besleyen en önemli değer inançtır. Alparslan Türkeş’in dediği gibi; 'Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur. Ruhsuz beden ceset olur’
2. Ahlaklı olmak: Anadolu irfanının özü dürüstlük, merhamet ve adalettir. Buda Türk’ün örfünden, geleneğinden ve inancından gelen bir besindir. Hacı Bektaşi Veli ‘Eline, beline, diline hakim ol’ sözüyle bu irfanın yol haritasını, Mevlana ise; ‘Gel, ne olursan ol, yine gel…..’ dizeleri hoşgörü ve sevgiyi müjdeleyen Anadolu İrfanının yükselen sesi olmuştur.
3. Fedakâr olmak: Türk, kendine yüklenen tarihî sorumluluğun bilincindedir. Mazluma umut olmayı, zalime kılıç olmayı bilir. Kendinden vazgeçer ancak davasından, inancından ve değerlerinden asla vazgeçmez. Türk’ü tarih sahnesinden çekin, kan, gözyaşı, sömürge ve zulüm görürsünüz.
Türk tarihine dışarıdan bakanlar çoğu zaman şunu fark eder: Bu millet, sadece kendisi için hareket etmez. “İ’lâ-yı kelimetullah”, “adalet üzere devlet”, “kimsesizlerin kimsesi olmak” gibi idealler, Türk’ün varlık sebebi hâline gelmiştir. İşte tamda bunun için beklenen bir millettir Türk.
Mazlumun kapısını çalan,
Zulmün karşısında duran,
Dünyanın neresinde olursa olsun bir adaletsizliğe karşı içi sızlayan…
Güçten önce adaletle, silahtan önce vicdanla, devletten önce insanla tanımlanır.
Son Söz
Türk, bir etnik kategoriden ziyade, bir insan modelidir:
Vakar sahibi, merhametli, adil, imanlı, cesur…
Bazen bir Alperendir, bazen Derviş, bazen de zalime Zülfikar’dır.
Seyyid Ahmet Arvasi’nin dediği gibi, Türk olmak bir “şuur hâlidir”. Bu şuurun yakıtı Anadolu irfanı, yönü ise büyük ülküdür. Yani Kızılelma…….
Yeryüzünde yaşam gayesi iyilik, adalet ve insanlık’tır. Eğer bu ruhu taşıyorsa bir insan o zaman onurla ve gururla ben Türk’üm, Tüklük kaderimiz İslamiyet ruhumuzdur diye bilir rahatça.
Türk Kimdir?
22 Aralık 2025 Pazartesi 10:18






Son dönemde okuduğum en doyurucu fikir yazısı. Kaleminize sağlık. Ruhumuza hitap ettiniz