MİLLİ EĞİTİM Mİ!!!!! YOKSA FULBRİHT MI??(3)

ABD’li yetkililer tarafından 1950-1960 yılları arasında hazırlanan raporların sonuç kısmında “Osmanlı Tarihinin okutulmasının gereksizliğinden bahsediliyor” sadece liselerde 1.Dünya Savaşı sonrasının anlatılması isteniyordu. Şimdi gelelim gününmüze.Tarih derslerinin seçmeli olacağı tezinin nereden geldiğini, hangi politikaların ürünü olduğunu anlayabildik mi? 
İzmir Valiliği ile Rotary Kulübü ile “Rotary Okulda” adında bir proje düzenleniyor. Rotary Kulübünün ne olduğunu anlatmayacağım. Bilmeyen yazdıklarımı okumasın zaten. Fulbriht ile ABD tekeline verilen eğitim sistemimiz Rotary çarkıyla kimin hizmetine sunuluyor? Bu ülkenin kendi içinden çıkan milli kurumları varken neden Rotary? 
ABD’li psikolog Watson; "Bana eğitmem ve büyütmek için sağlıklı, iyi yapılanmış bir düzine çocuk verin. Atalarının mesleği ve ırkı ne olursa olsun ben onların yeteneklerine, eğilimlerine, meziyetlerine, yatkınlıklarına aldırmaksızın, onlardan size, kendi seçimime göre doktor, avukat hatta dilenci ve hırsız yapayım" diyordu. Buradan gerekli çıkarımda bulunabiliriz. 
Yol sefasını sürenlerle değil cefasını çekenlerle yürünür. Bu ülkenin millileşmesi, varlığını sürdürmesi, ülkenin yükselmesi için çırpınan onca kurumlarımız varken neden Rotary veya Fulbirht? Bu tür kurumlar senin zeki çocuklarını alır, kendi istediği gibi yetiştirir, senin kültürüne, inancına düşman eder. Bir nevi gönüllü ve maaşlı modern köleler haline getirir. Açığa çıkınca da yine sana onları harcatır. 12 Eylül’de, 28 Şubat’ta ve FETÖ olaylarında olduğu gibi. Fransızların Maraş’ı işgali sırasında yaşanan bir olayda, Fransızları davul zurna ile karşılaması karşılığında kendisine servet teklif edilen Abdal Halil Ağa teklifi yapanlara şu karşılığı verir: “Şu kasnağın içini altınla doldursanız bu tokmak bu davula yine vurmayacaktır.” İşte bu ruhta, bu imanda, bu vicdanda asla satın alınamayan nesillere ihtiyacımız var dostlar. 
İlk defa eğitimci, vizyonu olan, eğitime gönül vermiş dediğimiz bir kişi Milli Eğitim Bakanı oldu, diye sevinirken neden böylesi acemice işler yapılır?
Neden ‘Ülkü Ocakları, TÜGVA veya Anadolu Gençlik Okulda’ değil de Rotary?
Artık ezbere dayalı eğitim sisteminden düşünen, araştıran eğitim sistemine geçmeliyiz. Zeki çocuklarımızı kendi değerlerimizle yetiştirip milli olmayı, ülke menfaatini paranın üstünde tutan nesiller yetiştirmeliyiz. Kendisini ülkesine adayan nesiller yetiştirmeliyiz. Eğitimcileride buna göre seçip her Eğitim Fakültesini bitireni öğretmen veya akademisyen yapmamalıyız. Fen Liseleri ve Anadolu Liselerine göndererek harcadığımız genç nesilleri meslek liselerine yönlendirmeliyiz. Doktor, Avukattan çok teknoloji üretebilecek nesillere öncelik vermeliyiz. Bu bir bağımsızlık mücadelesidir. Gelen Milli Eğitim Bakanının temel hedefi bu olmalı. Eğer tarım ülkesi olmaktan kurtulup bilim üreten bir ülke olmak istiyorsak Milli Eğitimde bağımsız politikalar üretebilmeliyiz. 
Yazımı çok anlamlı bulduğum Yusuf Kaplan’ın şu sözü ile bitirmek isterim; “Bir toplumun başına gelebilecek en büyük felaket, başına ne geldiğini bilmemesidir. Dahada kötüsü bilemediğini de bilememesidir. En kötüsü celladına aşık olması, zihnen köleleşmesidir.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bayan Pipo 1 ay önce

Türk eğitim sisteminin içler acısı halinin özeti. Kaleminize sağlık