FON VURGUNUNUN MİLLETE FATURASI

Alev Alatlı’nın şu sözünü çok değerli bulurum: “Her yasal hak helal değildir, olamaz.” Bence fon meselesine de tamda buradan bakmakta fayda var.

Borsadan hisse senedi almak, yatırım fonlarına katılmak, altın almak veya bankaya faiz karşılığı para yatırmak günümüz sisteminde suç değildir. Bunlar kapitalist sistemde piyasa ekonomisinin doğal araçlarıdır. Ancak burada şunu özellikle belirtmek gerekir ki; yatırım ve katılım fonlarında kâr da zarar da yatırımcının sorumluluğundadır. Kâr ederken “Ben kazandım”, zarar edince “Paramı millet ödesin” denmez, denemez.

Fakat burada başka bir mesele daha var: Dolandırıcılık, manipülasyon ve hırsızlık. Ortada bir fare kapanı kurulmuş ve o kapana düşürülen insanlar varsa, yalnızca kapanın içine düşürülene bakılmaz; o kapanı kim yada kimler kurdu, nasıl kurdu, kimler göz yumdu ve kimlerin gözetiminde kuruldu? Asıl bunlar sorgulanır.

Düşene “oh olsun”, vurgunu vurana da “aferin” denemez.

İnsanlar açgözlülüklerinden, bitmek bilmeyen kazanma hırslarından, bilgisizliklerinden veya kandırılarak tuzağa düşmüş olabilir. Bu onların dolandırılmasını meşru hâle getirmez. Aynı şekilde dolandırılmış olmak da her yatırım zararını otomatik olarak devletin borcu hâline getirmez, getirmemelidir. Çünkü kimse yatırımı yaparken devletin onayını almadı, devlete sormadı, devlette teşvik etmedi.

Burada hukuk ile ahlâk arasındaki ayrımı da gözden kaçırmamak gerekir. Fatma Betül Sayan’ın yaptığı işin kanunlara uygun olduğu, kendisine hukukî açıdan isnat edilebilecek bir suç bulunmadığı söyleniyor. Fakat bir davranışın kanunlara ve mevzuata uygun olması, onu ahlâken doğru, dinen helal yada toplum vicdanında kabul edilebilir hâle getirmez.

Meseleye ahlâkî cihetten baktığımızda, bazı davranışlar hukukî anlamda suç teşkil etmese dahi vicdanları ağır şekilde yaralayabilir. Finansal piyasalarda kâr ve zarar hayatın doğal parçasıdır. Suç olan; içeriden bilgi kullanmak, o kullandığın bilgiyle insanları tuzağa çekmek, manipülasyon yapmak, piyasayı organize şekilde yanıltmak, hileyle insanların parasını almak ve dolandırıcılık yapmaktır. Bu sadece suç değildir; inancımıza göre günahtır, kul hakkına girmektir.

Dolayısıyla kim olursa olsun herkes yaptığı yanlışın ve işlediği suçun bedelini ödemelidir. Hukukun herkese eşit olduğunu göstermenin en basit yolu budur. Yatırımcı kendi riskini üstlenmeli; dolandırıcı işlediği suçun hesabını vermeli; kamu otoritelerinin denetiminde kusur varsa bunun da hesabı sorulmalıdır.

Japonya Büyükelçisi Masami’den Başkan Genç’e ziyaret
Japonya Büyükelçisi Masami’den Başkan Genç’e ziyaret
İçeriği Görüntüle

Devlet, vatandaşın her yatırım zararının sigortası değildir. Ama vatandaşını dolandıranların da sığınacağı bir alan hiç değildir. Ve belki bütün bu tartışmaların sonunda bize en çok lazım olan üç haslet şunlardır:

1. Makamından güç alana değil, makamına güç katanlara ihtiyacımız var.

2. Makamıyla böbürlenene değil, makamıyla küçülene ihtiyacımız var.

3. Kibir abidelerine değil, tevazu sahiplerine ihtiyacımız var.

Yazımı bitirirken;
Büyüklerimiz, “Allah, azan karıncaya kanat takar, kuşlara yem edermiş” der. İnsan bugün elde ettiği imkânı, makamı veya kazancı kendisine verilmiş mutlak bir hak ve dokunulmazlık olarak görmemelidir. Zira güç de servet de makam da insan için bir imtihandır.
Dolayısıyla kim olursa olsun herkes yaptığı yanlışın ve işlediği suçun bedelini ödemelidir. Yatırımcı kendi riskini üstlenmeli; dolandırıcı işlediği suçun hesabını vermeli; kamu otoritelerinin denetiminde kusur varsa bunun da hesabı sorulmalıdır.