Trabzonspor'da bu sezon transfer edilen Aral Şimşir kulüp dergisine açıklamalarda bulundu.
Aral Şimşir, Trabzonspor'a transfer süreci ve bordo mavili takımdaki günleriyle ilgili samimi açıklamalarda bulundu.
Futbola başlama dönemini anlatır mısın? Neler yaşadın, çocukken hangi mevkilerde oynamayı seviyordun?
Aslında futbola biraz geç başladım, 9-10 yaşlarındaydım. Daha önce futbola başlamak istiyordum ama babam derslerime odaklanmam için fazla sıcak bakmıyordu. Ama bu konuda çok istekli olduğumu görünce izin verdi, sonra da en büyük destekçim her zaman babam oldu. Önce mahallede kendimden çok büyüklerle oynuyordum, sonra da okulda... Sınıfımızdan bir arkadaşımın babası bir kulüpte antrenördü. Arkadaşım beni izlemesi için babasını çağırmış, o da bir gün geldi, okul bahçesinde beni izledi ve ‘bizde oynar mısın?’ diye sordu. Futbola o şekilde, arkadaşımın da vesilesiyle başladım. O zamanlar pek mevki bilmezdik; bazen forvet, bazen kanat, bazen defans, hatta bazen kaleci oluyordum. Oynadıkça zevk aldım ve futbolu daha çok sevdim.
Danimarka Süper Ligi’nde, Oyuncular Birliği tarafından düzenlenen oylamada futbolcuların oylarıyla 2025-2026 sezonunun “Yılın Futbolcusu” ödülüne layık görüldün. Bunu öğrendiğinde neler hissettin?
Gerçekten çok keyifli bir duyguydu. Bu ödülün beni bu kadar mutlu etmesinin tek sebebi sadece yılın futbolcusu seçilmek değildi. Daha önce ciddi sakatlıklar yaşamıştım ve düzenli oynayamıyordum. Bu yüzden benim için en önemlisi sakatlanmadan bir sezon tamamlamaktı. Sakatlığım tamamen düzelmişti ve iyi oynuyordum. Ama yılın futbolcusu seçilmeyi açıkçası beklemiyordum, benim için de sürpriz oldu. Geriye dönüp baktığımda beni hem çok mutlu eden hem de motive eden bir olaydı.
Beş yıl önce Trabzonspor U19 Takımı’na karşı oynadın ve o maçtan beri ismin sürekli Türk kulüpleriyle anıldı. O maçlarla ilgili neler söylersin?
İlginç bir süreçti aslında. O iki maçtan sonra Tolunay (Kafkas) Hoca beni U21 Milli Takımı için aradı. Bu yüzden o iki maçın bende yeri çok ayrıdır; hayatımın dönüm noktası diyebiliriz. Çünkü o performansımın ardından ilk kez Ay-Yıldızlı forma giydim ve nihayetinde o süreç beni Trabzonspor'la buluşturdu.
Trabzonspor’a transfer sürecini anlatır mısın, bu kararı nasıl verdin? Trabzonspor'u tercih ederken seni en fazla etkileyen şey neydi?
Öncelikle Trabzonspor’un tarihi ve büyüklüğü tabii ki çok etkileyici ve belirleyiciydi. Ayrıca 4-5 senedir benimle iletişim kurmaları, her transfer döneminde ilgilenmeleri ve beni ne kadar çok istediklerini hissettirmeleri, karar vermemi daha da kolaylaştırdı. Yani burayı seçmek benim için hiç zor olmadı.
Seni izleyenler özellikle dripling, adam eksiltme ve yaratıcılığını öne çıkarıyor. Kendi oyun tarzını nasıl değerlendirirsin?
Dripling yapmayı, asist üretmeyi, gol atmayı ve pozisyon yaratmayı seven bir futbolcuyum. Açıkçası sahada oldukça kaygısızım; çok şeyi kafama takmam. Kazanmaktan, takımıma katkı yapmaktan başka bir şey düşünmem. Maça çıktığımda ya da antrenman yaptığımda benim için en önemlisi kazanmak ve yaptığımdan keyif almaktır. Sahadayken ne kadar keyif aldığımı insanlar da dışarıdan görüyordur.
Daha önce Messi ve Hazard'ı çok beğendiğini açıklamıştın. En çok hangi özelliklerini örnek alıyorsun?
Onlara benzemeye çalışmaktan ziyade bir şeyler öğrenmeye gayret ediyorum. Tabii ki ben de herkes gibi YouTube’a girip hem Messi hem de Hazard'ın videolarını izliyorum; ‘daha iyi ne yapabilirim, onlardan ne öğrenebilirim?’ diye bakıyorum. İkisi de harika futbolcular.
Türkiye ile Danimarka ve daha önce forma giydiğin Norveç ligleri arasında senin için belirgin farklar var mı?
Danimarka ve Norveç ligleri aslında birbirine pek benzemiyor. Danimarka Ligi çok disiplinli, defans bilinci yüksek ve kolay kolay geçiş hücumu yemeyen zor bir lig. Norveç de öyle ama Danimarka seviyesinde değil. Türkiye Ligi ile kıyaslayacak olursam; Türkiye Ligi çok daha zor. Hem tempo olarak hem de kadrolardaki dünya yıldızları bakımından Danimarka ve Norveç’ten ayrılıyor.
Trabzonspor taraftarının maça ve takıma olan tutkusu biliniyor. Papara Park'ta taraftarın önüne çıkmak senin üzerinde nasıl bir motivasyon yaratıyor?
Bunu burada olduğum için söylemiyorum; hayatımda daha önce böyle bir atmosfer ne gördüm ne de hissettim. Danimarka'da 10-12 bin kişinin önünde oynarken burada 40 bin kişinin karşısına çıkıyorsunuz. Bu atmosfer beni inanılmaz motive ediyor. Keşke bütün maçları bu statta oynayabilsek.
Midtjylland'da Franculino Dju ile harika bir ikili oluşturmuştunuz. Onunla Trabzonspor'da tekrar buluşmak seni nasıl etkiledi?
Franculino hem çok iyi bir insan hem de harika bir futbolcu. Buraya transfer olması beni çok mutlu etti. Trabzonspor benim için yeni bir ortam, yeni bir atmosferdi; onun varlığı adaptasyonumu daha da kolaylaştırdı. İnşallah burada da birlikte elimizden gelenin en iyisini yapacağız.
Üst düzey maçlar, finaller oynadın. En çok sevindiğin maç ve attığın en güzel gol hangisiydi?
En çok sevindiğim maç, Ay-Yıldızlı milli takımla çıktığım ilk karşılaşma ve 2024'teki şampiyonluk maçımızdı. Attığım en güzel gol ise iki sezon önce derbide Viborg’a attığım goldü. Kritik bir anda 2-3 kişinin arasından sıyrılıp uzak köşeye vurmuştum.
Çok zorda kaldığında veya hayatında ters giden bir şeyler olduğunda nasıl çözüm ararsın?
Önce Allah'a sığınırım, sonra aileme başvururum. Allah'tan gelen her şeye boynumuz kıldan incedir. Bir şeyler kötü gittiğinde başımı secdeye koyar, dua ederim. Ardından annemi ve babamı ararım; onlar her zaman yanımda oldukları için beni hemen motive ederler.
Pozitif bir görüntün var. Saha içinde seni en çok ne kızdırır? Bir rakibin hangi davranışı kabul edilemezdir?
Sert oynamak futbolun içinde var, ona pek takılmam ama kasıt ve saygısızlık gördüğümde hem sinirlenirim hem de rakiplerim adına üzülürüm. Ayrıca rakibin küfretmesine çok kızarım. Bir sporcu böyle yapmamalı kesinlikle.
‘Aral Şimşir yetenekli ama daha fazla çalışması gerekiyor’ şeklinde bir eleştiri gelse, buna katılır mısın?
Asla katılmam. Çok çalışmadan, sadece yetenekle bu seviyelere gelmek mümkün değil. Ben futbol için her zaman çok çalışırım ve sürekli kendimi geliştirmeye odaklanırım.
Maça çıkmadan sana iyi geldiğini düşünerek yaptığın motive edici bir şey ya da totem var mı?
Totemlerle hiç kafamı yormam. Maça çıkmadan önce sadece duamı ederim; başka yaptığım özel bir şey yok.
Futbolcu olmasaydın hangi meslekte yaşamını sürdürürdün?
Çok zor bir soru çünkü cevabını gerçekten bilmiyorum. Ben futbolu çok seviyorum. Belki öğretmen olabilirdim ama sadece bir ihtimal... İyi ki futbolcu olmuşum!
Futbol dışındaki zamanlarında neler yapmaktan hoşlanırsın? Özel bir yeteneğin veya hobin var mı?
Eve geldiğimde genelde oyun oynarım veya film izlerim. Futbol dışında ekstra bir hobim yok.
Saha içindeki ve dışındaki Aral arasında çok fark var mı?
Saha dışında biraz daha sakinimdir. Sahadayken tamamen kaygısız oluyorum; sanki kafamdaki tüm problemler, düşünceler bir anda kayboluyor. Ama maç ya da antrenman bittiğinde ise hayatın gerçekleri geri geliyor. Sahada olmak beni tüm dertlerden uzaklaştırıyor.
Geçmişten bugüne, sence dünyada tüm zamanların en iyi 11’i kimlerden oluşur?
Buffon
Dani Alves, Sergio Ramos, Virgil van Dijk, Marcelo
Xavi, Iniesta, Mesut Özil
Lionel Messi, Luis Suarez, Cristiano Ronaldo.







