“Şeytanla Dans”

ABD ile yapılan “Güvenli Bölge” müzakerelerinde;

1-Türkiye’nin güvenlik endişeleri giderilecek
2-Ortak Operasyon Merkezi kurulacak
3-Güvenli bölge “Barış koridoru” görevi görecek diye ifadelere yer verilmiş. 

Suriyeliler'in ülkesine dönüşünü de kapsayan anlaşma ile demografik yapının korunması sağlanacaktır. Masa başında diplomasi yoluyla güzel bir anlaşma gibi görünüyor. Ancak;
İslam dünyasını paramparça edip kan gölüne çeviren ABD'ye kadar güvenilir?

Dost mu yoksa düşman mı?

Dost olmadığı, kağıt üzerinde stratejik ortak olduğu sahada görünüyor. Devletler arası ilişkilerde, siyasette işler dostlukla değil çıkar ilişkileri ile yürür. Devletlerin çıkarları dostlukların her zaman önündedir. Duygusallığa yer yoktur. Eskiler "Şeytanla ortaklık kuran, harmanın samanını alır!" derler.
Aynen Mümbiç gibi yeni oyalama taktiği güdülüyor ancak Türk Devleti bunun farkında. Elini güçlendirme adına operasyon için bir müddet bekleneceği kanaatindeyim.Türkiye YPG’yi vurmak zorunda, aksi bir durum meşrulaşmasını sağlar, yeni bir komşu gibi yanımızda durur. İlerleyen dönemde milli egemenliğimiz zedelenir. Devletimiz bu tuzağa düşmez. 
Türkiye ABD’ye güvenmemektedir, aynı şekilde ABD’de İsrail’in güvenliği adına Türkiye’ye güvenmemektedir. Suriye konusunda günümüze kadar bizi her daim oyaladı. ABD yüzlerce tırla silah aktardığı YPG’yi kolayca terk edecek gibi görünmüyor. Suriye’de ABD ve İsrail çıkarlarının korunması bunu gerektiriyor.
Türk Devleti bu anlaşma ile diplomatik bir üstünlük elde etti ve ileride koz olarak kullanılacak bir durumdur. Artık psikolojik üstünlük bizde. Masada eski Türkiye değil ne yaptığını bilen, güçlü bir Türkiye var. Hem masada hemde sahada güçlü bir Türkiye ve güçlü diplomasi var. 
Sözün özü, Türkiye Suriye’ye girecek, girmek zorunda, sadece zaman bekleniyor.

İlgili Galeriler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol