MIKE’LAR VE ER DOĞANLAR

Barış Pınarı Harekatı sonrasında ABD başta olmak üzere AB ve İsrail medyasında büyük rahatsızlık oluştu. Yine sahibinin sesi olan sözde Arap Birliği ve sözde Türk özde İngiliz Mustafa Akıncı’dan ses geldi. 
Türkiye’nin operasyon kararlığı sonrası ABD Başkanı Trump tarafından diplomatik teamüllere uymayan hadsiz bir mektup yazıldı. Türkiye’nin buna cevabı operasyonun gündüz saatinde başlatılması oldu. Açıkça sahada seni tanımıyoruz denilerek terör koridoruna ve direkt olarak ABD’ye hançer saplandı. 
Şimdi gelelim 17 Temmuz’da ki ABD heyetinin Türkiye ziyaretine. Bu görüşme belkide ABD tarihinde ilk olabilir. ABD’nin ne kadar aciz duruma düştüğü gönderdiği heyetin yoğunluğu ile belli oldu. Anlaşmak için bizzat ayağımıza geldiler. Gün boyu yapılan görüşmelerde monşerlere inat Türkiye için güzel bir sonuç çıktı. 13 maddeden oluşan bu anlaşmanın anlamı şudur;
1-Ateşkes ABD devleti ile yapıldı
2-Savaşın dolaylı değil direkt ABD ile yapıldığı tescil edildi. (çok önemli)
3-ABD’nin milyon dolarlar aktardığı terör projesi şimdilik çöktü.
4-Türkiye 32 km’lik güvenli bölge talebini savaşmadan masada aldı
5-Türkiye’ye yönelik tüm yaptırımlar çöpe gitti.
6-Tarihte ilkkez ABD böylesi geniş bir heyetle (Başkan Yard. Dışişleri Bk. Suriye Özel Temsilcisi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı) gelerek anlaşma yaptı. 
Bu Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanının kararlı duruşu ile oldu. ABD’nin her istediğine evet diyen, ABD’ye diz çökerek yalvaran bir ülkemiz ve liderimiz yok artık. Dünyaya şu mesaj verildi. "Bölgedeki terörün hamisini masaya çağırdım, ona seni sobeledim diyerek bölgede Türkiyesiz oyun kurulamayacağını, karizmayı kurtarmak istiyorsan dediklerimi kabul etmek zorundasın" dedi ve imza altına aldırdı. Artık terörün hamisi olduklarını imza ile kabul ettiler. En büyük başarıda budur, bence. 
Daha öncede söylediğim gibi, ABD ve Rusya Suriye’de rakip değil ortaktır. Doğu ve Batıyı paylaşan iki müttefiktir. Türkiye ise her ikisinin oyununu bozan güçlü bir oyun kurucu. Üstelik içerideki bu kadar ABD işbirlikçilerine rağmen. 
Sonuç olarak; Washington Post, Newyork Tımes, ABD’li yetkililer; Batı Medyası ve İsrail basınına baktığımızda kazanan net ortaya çıkıyor. Savaşa hayır diyen zıpırların şimdi savaş çığırtkanlığı yapmasının anlaşmayı gölgeleme girişiminden başka manası da yoktur. Türkiye Cumhuriyeti devleti şimdilik başardı.
BOP çöpe gitti, Büyük İsrail projesi şimdilik hayal oldu ve Türkiye terör kuşağına Osmanlı tokadını vurdu. Diğer bölgeler için ABD’nin diğer müttefiki olan Rusya ile gerekli görüşmeler yapılacak.
YPG’yi açıktan savunamayan içteki muhalifler, devletin Suriye politikası ve ABD anlaşması üzerinden ‘boş ses’ vermeye devam edecekler.
Özellikle anlaşmanın 6,7, 9, 10, 11, 12.maddeleri dikkatlice okuyalım. Ne yaptığımızı ve neler kazandığımızı açıkça göreceğiz. 
Bu sadece sıkışan ve patlamaya hazır olan gazı boşaltma arasıdır. 120 saatin sonunda gerçekleri göreceğiz ve olmazsa tekrar devam edeceğiz. Şuan için ABD ve terör örgütü mabadını kurtarmıştır.
Bölgede iki kazanan var, Rusya ve Türkiye. En önemli kaybeden İran’dır. Ne ABD’ye ne de Rusya’ya güven olmayacağını Türkiye biliyor. Biz ABD’ye YPG’nin terör örgütü olduğunu anlaşma ile kabul ettirdik. Yani Suriye’de ne yapmak istediysek, ABD’ye imza attırarak kabul ettirdik. Sıra içerideki manda sevicilerde. Unutmayın hem cephede hemde masada kazanan biziz.

Anahtar Kelimeler:
NewyorkSuriyeABD
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bayan pipo 2 ay önce

Her zaman ki gibi akıcı bir uslüp mükemmel bir dil ve güzel birr anlatım.