Bir akşamüzeri aracımla eve doğru yol alırken günün yorgunluğu üzerimdeydi. Yol kenarında, trafik lambalarının yanında bekleyen genç bir delikanlı gördüm. Üzerinde sırt çantası soğukta öylesine bekliyordu. Elini kaldırmasa da bekleyişindeki mahcupluk dikkatimi çekti. Dolmuş beklediğini anladım, yavaşladım ve yanaştım.

“Gel bakalım genç, seni gideceğin yere kadar bırakayım,” dedim. Gözlerindeki sevinç, belki de cebindeki eksikliğin küçük bir yansımasıydı. Arabanın içinde kısa ama derin bir sohbet başladı. Fen lisesi mezunuydu. Üniversite sınavında doksan binlere girmiş, “Bir yıl daha deneyeceğim,” dedi.

“Peki hedefin?” diye sordum.
“İyi bir üniversitede elektrik-elektronik okumak istiyorum,” dedi tereddütsüz.
“Peki sonra ne yapacaksın?”
Genç bir an durdu, sonra içtenlikle devam etti:
“İşsizlik çok fazla abi. Elinden tutan yoksa halin daha kötü. Akrabamın inşaat işi var, bu bölümü bitirirsem onunla iş kurarım.”

Bu cevabı duyduğum an, içimde bir sızı hissettim. Bir genç, daha yolun başında, daha hayallerini doya doya kurmadan, kendine ait bir yön çizmeden hayatı tedbirlerle kuşatmıştı. Kendisi için bir sığınak olarak hissettiği akrabasına bütün umudunu bağlamıştı.

Ona döndüm ve sessizliği bozdum:
“Kendi yolunu kendin yürüyemediğin müddetçe, başkalarının çizdiği kaderi yaşarsın. O sebeple adım atmaktan, yönünü belirlemekten ve kendi sesini duyurmaktan korkma. Her ne olursa olsun kendi hayallerini inşa etmeye çalış.”

O an sustu. Gözleri dalıp gitti; belki sözlerim içindeki saklı hazineyi araladı, belki yıllardır duyduğu tavsiyeler arasından ilk kez kendi yoluna dair bir cümleyi kalbine koydu. Tam varacağı yere gelmiştik. Teşekkür ederek indi, kapıyı kapattı, ağır adımlarla sokağın sonuna doğru uzaklaştı.

Arkasından bakarken düşündüm:
Biz gençlerimizin omuzlarına hep tedbirleri yüklüyoruz; hayalin değil, garantinin peşinden koşmayı öğretiyoruz. Oysa onlar yürüyüşlerinin ilk adımında, birinin sadece “Korkma” demesine ihtiyaç duyuyor. Sadece bir yönlendirmeye, şefkatle sırtına dayanan bir eli, başını okşayacak ona teselli verecek bir prensini arıyor.

12 Yıllık Sır Cinayet Çözüldü
12 Yıllık Sır Cinayet Çözüldü
İçeriği Görüntüle

Evet kıymetli dostlar;
Belki de bir ülkenin kaderi, yol kenarında rastladığınız bir gencin gözlerinde saklıdır. Belkide o ülkenin geleceğine yön verecek bir lideri canlandırıyordur.

O gün anladım ki:
Birine omuz vermek bazen arabaya almakla, bazen de bir cümle bırakmakla olur.
Yeter ki o cümle, onun kendi yoluna atacağı ilk adıma ışık olsun. Unutma tecrübe, hayatın en değerli öğretmenidir. Yeterki doğru zamanda doğru kişiye aktarılsın.