Ferrero’nun fındığı 250 TL’den alacağını açıklaması, yıllardır çözülemeyen fındık meselesini bir kez daha gündeme taşıdı. Giresun Milletvekili Sayın Ertuğrul Gazi Konal’ın fındık konusunda sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalar da bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Ancak artık konuşmanın ötesine geçip somut adımları, projeleri ve çözüm önerilerini gündeme taşımanın zamanı gelmedi mi?
Sayın Vekilim, fındık konusunda elle tutulur hangi çalışmalarınız var? Hangi projeyi gündeme taşıdınız? Özeleştiri ete kemiğe büründü mü? Söylemler, üreticinin hayatına dokunacak gerçekçi adımlarla ne zaman buluşacak?
Fındık fiyatları tüccarda ayrı, FİSKOBİRLİK’te ayrı, TMO’da ayrı. Arada ortalama 70 TL’lik bir fark var. Bu arada Ferrero’nun fındığı 250 TL’den alacağını açıklaması, üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Bu durum yalnızca bir fiyat meselesi değil; fındık üreticisinin emeğinin karşılığını alabilmesi, bölgenin ekonomik geleceği ve yerli üretimin katma değer kazanması meselesidir.
Peki, dünyanın en kaliteli fındıklarından birini üreten Giresun, kendi ürününü işleyip markalaştıramaz mı?
Giresun, kendi fındığını yalnızca ham madde olarak satmak yerine işleyip kendi markasıyla dünyaya pazarlayamaz mı? Sağra benzeri üretim tesisleri, Trabzon çikolatası benzeri yerel markalar oluşturamaz mı? Fındıktan çikolata, fındık kreması ve farklı katma değerli ürünler üreten büyük işletmeler kurulamaz mı? Fındık işleme tesisleri ve çikolata fabrikalarıyla Giresun’un üretim gücü daha ileriye taşınamaz mı?
FİSKOBİRLİK’i kendi elimizle zayıflattık. Şimdi onu yeniden güçlendirmenin zamanı gelmedi mi?
Fındık üreticisinin ortak gücü ve emeğinin güvencesi olması gereken FİSKOBİRLİK’in geçmişten bugüne yaşadığı sorunları görmezden gelemeyiz. Bugün yapılması gereken, geçmişin hataları üzerinden birbirimizi suçlamak değil; FİSKOBİRLİK’i yeniden güçlendirecek, üreticiyi daha etkin biçimde koruyacak ve fındığı işleyerek katma değer oluşturacak bir yapıyı hep birlikte hayata geçirmektir.
Çünkü dünyanın en kaliteli fındıklarından birini üretiyoruz ancak işleme, markalaşma ve pazarlama konusunda yeterince başarılı olamıyoruz. Fındığımızı ham madde olarak sattığımız sürece bu döngüyü kırmamız oldukça zor.
Artık kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız! Laf değil, icraat zamanı.
Kendi fındığımızı kendimiz işlemeli, kendi markalarımızı oluşturmalı, kendi ürünlerimizi dünya pazarlarına sunmalıyız. Fındıktan çikolata, fındık ezmesi, krema, atıştırmalık ve farklı gıda ürünleri üreten tesisler kurmalıyız. Fındığın ekonomik değerini yalnızca sözde değil; fabrikalarda, markalarda ve dünya pazarlarında da büyütmeliyiz.
Elbette bu hedefler doğrultusunda çalışmak, projeler geliştirmek ve yatırımcıları şehre kazandırmak mümkün. Bunun için siyasi parti ayrımı gözetmeden milletvekillerinin, belediye başkanlarının, ticaret odalarının, iş insanlarının, kooperatiflerin ve şehrin kanaat önderlerinin ortak bir hedef etrafında buluşması gerekiyor.
Biz; ağlayan, sızlanan, yalnızca eleştiren değil, çözüm öneren; şehrin insanını bu çözümler etrafında bir araya getiren, sorumluluk alan ve öncülük eden milletvekilleri istiyoruz. Mesele kişisel sempati ya da siyasi hesaplar değil, Giresun’un ve fındık üreticisinin geleceğidir.
Sayın Konal, mütevazılığınıza ve vatandaşlarla kurduğunuz ilişkiye değer veriyoruz. Ancak bu güvenin, üreticinin gelirine ve şehrin ekonomisine nasıl yansıyacağı da en az bunun kadar önemlidir. Vatandaş artık yalnızca açıklama değil, ortaya konulan projeleri ve atılan somut adımları görmek istiyor.
Evet Sayın Vekilim, söz sizde! Hadi, bu konuda bir öncülük yapın. Büyük fındık işleme tesislerinin, çikolata fabrikalarının ve fındıktan katma değerli ürünler üretecek işletmelerin Giresun’da kurulması için somut bir çalışma başlatın. Bulancak’ta müthiş bir organize sanayi bölgesi var. Ulaşım maliyetlerinin düşük olması da önemli bir avantaj. Tüm bunları göz önünde bulundurarak yatırımcıları şehre davet edin, ilgili kurumları harekete geçirin ve şehrin kanaat önderlerini aynı masa etrafında buluşturun.
Siyasi parti ayrımı gözetmeden oluşturulacak ortak bir iradeyle, Giresun’un kendi fındık markalarını oluşturması ve ürünlerini dünya pazarlarına sunması için bir yol haritası hazırlanamaz mı? Üreticiyi koruyan bir model neden hayata geçirilmesin?
Bu yol haritası yalnızca temennilerden oluşmamalı. FİSKOBİRLİK’in kurumsal ve ekonomik açıdan güçlendirilmesi, fındık işleme yatırımları için fizibilite çalışmalarının hazırlanması, yatırımcılarla görüşmeler yapılması, kooperatiflerin üretim ve pazarlama kapasitesinin artırılması ve Giresun’a özgü markaların oluşturulması gibi elle tutulur hedefler içermeli. İlgili kurumlar bir araya gelmeli, sorumlular belirlenmeli ve kamuoyuyla paylaşılacak bir takvim hazırlanmalı. Böylece yıllardır konuşulan hedefler ete kemiğe bürünebilir.
Ancak burada gözden kaçırmamamız gereken çok önemli bir tehlike daha var: Bugün gerekli adımları atmazsak yarın yalnızca gelir kaybıyla değil, stratejik bir tarım ürününü kaybetme riskiyle de karşı karşıya kalabiliriz.
Fındık üreticisi emeğinin karşılığını alamaz, üretim maliyetleri karşısında ayakta kalamaz ve gençler fındık tarımında bir gelecek göremezse bahçeler zamanla bakımsız kalabilir, hatta ormana dönüşebilir. Böyle bir durumda yalnızca fındık üretimimiz değil, bölgemizin ekonomik yapısı ve gelecek nesillere bırakacağımız önemli bir değer de zarar görür.
Devletin taban fiyat uygulamasındaki temel amaçlardan biri, üreticiyi korumak ve emeğinin karşılığını almasını sağlamaktır. Ancak üreticinin piyasa koşulları karşısında kendisini yalnız hissetmemesi için fiyat politikalarının yanı sıra işleme, pazarlama ve markalaşma alanlarında da güçlü adımlara ihtiyaç vardır.
Fındık bölgelerinin tüm milletvekillerine çağrımızdır: Bu meseleyi sosyal medya açıklamalarıyla sınırlamayın. Mecliste, ilgili kurumlarda ve sahada çözüm için çalışın. Üreticinin gelirini koruyacak, fındığın katma değerini artıracak ve bölgenin ekonomik gücünü büyütecek projeleri birlikte hayata geçirin.
Çünkü tarımı zayıflayan bir ülkenin geleceği de zayıflar. Üreticimizi yaşatmak, ürünümüze değer katmak ve şehrimize yatırım kazandırmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Bizim derdimiz kimseyi hedef almak değil; Giresun’un fındığını hak ettiği değere ulaştırmak, üreticinin emeğini korumak ve şehrin geleceğine katkı sunmaktır. Beklentimiz yeni açıklamalar değil, sonuç veren çalışmalar ve atılan somut adımlardır. Kaybedecek zamanımız yok.
Fındık bizimse, bu ürüne değer katmak da geleceğini inşa etmek de bizim sorumluluğumuzdur!




