YİRMİ YIL SONRA GELEN KURTLAR VADİSİ SORUSU
Kurtlar Vadisi'nin bugün yeniden soruşturma konusu olması bize belki de en önemli şeyi hatırlatıyor: Popüler kültür, siyasetten bağımsız değildir.
Bu nedenle yirmi yıl önce milyonların izlediği bir dizinin bugün yeniden incelenmesi şaşırtıcı olabilir ama anlamsız değildir.
Asıl önemli olan, yirmi yıl boyunca ekranlarda duran bazı soruları bugün ilk kez ciddi biçimde sorgulamaya başlamamızdır.
Bölümler incelenecek. İddialar delillerle test edilecek. Ve sonuç ne çıkarsa çıksın, ona göre konuşulacak.
Mesele artık “Kurtlar Vadisi ne anlatıyordu?” sorusu değil. Türkiye'nin yakın tarihinde olup bitenleri biz zamanında gerçekten okuyabildik mi?
Son olarak en zor soru şudur:
Gözümüzün önünde duran şeyi neden yıllarca göremedik? Fakat burada bir başka önemli soru daha var.
Türkiye'de geçmişte işlenen tüm siyasi cinayetler tekrar incelenmeli mi? Bence bu soru da artık ciddi biçimde tartışılmalıdır. Geçmişte yaşanan siyasi cinayetler, faili meçhul olaylar, şüpheli ölümler ve karanlıkta kalmış dosyalar yeniden incelenebilir mi?
Eğer yeni bilgi ve belgeler ortaya çıkmışsa, yıllar önce kapanmış dosyaların yeniden değerlendirilmesi Türkiye'nin çalkantılı dönemlerine ışık tutabilir. Çünkü bazı olayların gerçek anlamı, olayın yaşandığı gün değil, yıllar sonra ortaya çıkan belgelerle anlaşılabilir.
Bu nedenle geçmişte işlenen siyasi cinayetlerin ve karanlıkta kalan olayların yeniden incelenmesi, yalnızca geçmişi sorgulamak anlamına gelmez. Aynı zamanda geleceği anlamak anlamına da gelir.
Çünkü geçmişte hangi yapıların nasıl ortaya çıktığını, nasıl güç kazandığını, kimlerle ilişki kurduğunu ve nasıl hareket ettiğini anlamadan gelecekte benzer yapılanmaların ortaya çıkıp çıkmayacağını da anlayamayız.
Belki de bugün sessiz sedasız yeni bir yapı kuruluyor. Belki de kurulmadı. Bunu bilmiyoruz.
Ama geçmişte yaşananları doğru okuyabilirsek, bugün yaşananları daha doğru değerlendirme şansımız olabilir. Kurtlar Vadisi tartışması da tam burada önem kazanıyor.
Çünkü mesele sadece bir dizi değil. Mesele;
devlet, istihbarat, siyaset, mafya, uluslararası güç ilişkileri, yargı, emniyet, medya ve toplum arasındaki ilişkilerin nasıl şekillendiğidir.
2003'te başlayan Kurtlar Vadisi'nin temel çatışması devlet, mafya, istihbarat, siyaset ve uluslararası güç ilişkileri üzerine kuruluydu.
2007'de başlayan Kurtlar Vadisi Pusu ise bu anlatıyı çok daha geniş bir alana taşıdı. Yıllar boyunca milyonlarca insan bu diziyi izledi. Ve bugün bazı sahneler yeniden önümüze geliyor.
Belki gerçekten bir mesaj vardı. Belki yalnızca bir senaryoydu. Belki dönemin siyasi atmosferinden etkilenmişti. Belki de bugün bize anlamlı gelen bazı ayrıntılar o gün başka bir anlam taşıyordu. Bunların cevabını zaman ve soruşturmalar gösterecek.
Belki belgeler gösterecek. Belki de hiçbir zaman kesin olarak öğrenemeyeceğiz. Ancak yapılması gereken bellidir:
Eski dosyalar varsa incelenmeli. Yeni deliller varsa değerlendirilmelidir. Tanıklar varsa dinlenmelidir.
Ve bütün bunlar yapılırken geçmişte verilmiş kararlar da yok sayılmamalıdır. Çünkü yeni bir iddia, eski bir kararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yeni delil varsa yeni değerlendirme yapılır. Yoksa sadece şüphelerden yeni bir tarih yazılmaz.
Bu olayların tamamının tek bir merkezden yönetilmiş, başından sonuna kadar kesintisiz bir plan olduğunu söylemek için hiçbir şüpheye yer bırakmadan kanıtlanması gerekir.
Aksi halde geçmişte yaşanan her olayı birbirine bağlamak, bizi gerçeğe değil başka bir komplo teorisine götürebilir.
İşte bu nedenle bugün sorulması gereken sorular çok daha önemli:
FETÖ, Kurtlar Vadisi Pusu üzerinden Türk devletine operasyon mu çekiyordu?
Türkiye'de Gladyo yapılanmasının bir ayağı FETÖ müydü?
Çözüm Süreci'yle birlikte yeni bir dizayn mı yapılıyordu?
Acaba günümüzde sessiz sedasız yeni bir yapı mı kuruluyor?
Geçmişte işlenen siyasi cinayetlerin tamamı yeniden incelenmeli mi?
Bunların cevabını belki 10, belki 20 yıl sonra alacağız. Belki de hiç cevabını bulamayacağız. Ama bugün bu soruları sormak gerekiyor. Çünkü yirmi yıl önce gözümüzün önünde duran bazı şeyleri bugün yeniden görüyoruz. Belki de mesele tam olarak budur.
Kurtlar Vadisi bize Türkiye'yi mi anlatıyordu?
Yoksa Türkiye'yi anlatırken, bizim göremediğimiz bazı gerçekleri mi gösteriyordu? Bunu bugün kesin olarak söylemek mümkün değil.
Bölümler incelenecek. Dosyalar açılacak. Varsa belgeler değerlendirilecek. Ve sonuç ne çıkarsa çıksın, ona göre konuşulacak. Çünkü gerçek neyse, sonunda onunla yüzleşmek zorundayız.
Ve belki de bütün bu tartışmanın sonunda geriye tek bir soru kalacak:
Gözümüzün önünde duran şeyi neden yıllarca göremedik? Hep birlikte takip edip göreceğiz. Kalın sağlıcakla......





