Gençlik nereye gidiyor?

Gençlik nereye gidiyor?

Tarihte her kuşak kendisinden sonraki kuşağın “bozulduğunu” düşünmüştür.
Fark şu: 
Bugünün gençleri dijital çağın faşizanca baskısı, sosyal medya ilgisi, tüketim kültürü ve kimlik karmaşası altında büyüyor.
Bu kadar yoğun dış etkinin altında hata yapmaları, savrulmaları daha kolay hâle geliyor.
Eskiden aile ve okul çocuğun dünyasının büyük kısmını oluştururdu.
Ancak bugün şartlar değişti. Facebook, TikTok, Instagram, YouTube, içerik üreticiler, akran baskısı,kolay erişilen zararlı maddeler çocuğu eğiten, şekillendiren yeni “otoriteler” hâline geldi. Yani çocukları aile yada okul değil dışarıdaki dijital güç odakları yönetiyor. 
Modern hayat artık bireyselliği kutsuyor.
Aile içi iletişim azaldıkça, çocuklar iletişimi ekrandan, değerleri sosyal medyadan, aidiyeti akran grubundan öğrenmeye başladı.
Bu durumda saygı/sevgi dengesi kontrol edilemez hale gelerek iyice bozuldu.
Anne ve baba çocuklarının hatalarını sahiplendi. Sürekli bir anlamsız koruyuculuğa büründü. 
Benim çocuğum yapmaz, benim çocuğum çok dürüst, ona haksızlık ediliyor, lider özelliği kıskanılıyor diyerek tüm uyarıları kulak ardı ediyorlar.
Suçu ya öğretmende, ya okulda, ya çevrede yada arkadaşlarında buluyor. 
Aslında bu tutumlarıyla en büyük zararı çocuklarına veriyorlar farkında bile değiller. Hatalara göz yumuldukça, görmezden gelindikçe sorumluluk duygusunu kaybetmeye başlıyor çocuklar. 
Uyuşturucu, alkol, yalan, kolay para bunlar bir sonuç, sebep değil. 
Gençler bunlara:
Yaşadıkları manevi boşluğu doldurmak, dikkat çekmek, baş edemedikleri duygulardan kaçmak için, çevreye şirin görünmek için yanaşabiliyor.
Aslında tüm bu davranışlar, sevgi yokluğu, yönlendirme yokluğu, denetim yokluğu, amaç yokluğu, aile ilgisizliği ve manevi boşluktan kaynaklanıyor. 
Sonra mı ne oluyor;
Hayatın gerçekleriyle yüzleşip baş edemediklerinde ağır depresyon ve intiharla sonuçlanıyor. 
Gençlik nereye gidiyor?” sorusunun cevabı:
Gittiği yeri biz belirlemezsek, onları manevi doyuma ulaştıramazsak, gençliğin yolunu sosyal medya, sokak kültürü ve yanlış kişiler belirler.
Velhasılı kelam;
Bozulmuş genç yoktur; manevi olgunluğa erememiş, aile sevgisinden kopuk, sofra kültürü olmayan, aynı sofrada birbirinin yüzüne bakamayan, doğru rehberlik ve sağlam duruş görememiş gençler vardır.
Bu tabloyu tersine çevirmek mümkün: 
Ailenin işin içine girmesi, annenin evine/ailesine ait olması, sevginin öncelenmesi, manevi boşluğun doldurulması, onların anlaşılması, okul/aile iş birliği sağlandığında gençlik asıl kodlarına geri döner. 
Sonuç olarak gençlik;
aile sevgisini, yönlendirilmeyi, görülmeyi ve anlaşılmayı bekliyor. Bunu başardığımız gün Türk gençliği tekrar küllerinden doğacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.