Trendyol Süper Lig'in 8. haftasının kapanış maçında Trabzonspor, Papara Park'ta Beşiktaş'ı konuk etti. Hakem Cihan Aydın'ın yönettiği karşılaşmadan bordo-mavili ekip 2-0 galip ayrıldı. Thomas Reis yönetimindeki Trabzonspor, Ozan Tufan ve Muhammed Salah'ın golleriyle üç puana ulaşırken Beşiktaş, ligdeki üçüncü mağlubiyetini yaşadı.

Trabzonspor, Trendyol Süper Lig'in 9. haftasında Çaykur Rizespor ile deplasmanda karşılaşacak. Beşiktaş ise aynı haftada sahasında Başakşehir'i konuk edecek.

Spor yazarları zorlu derbiyi değerlendirdi.

Üniversitede akademik kavga davalık etti!
Üniversitede akademik kavga davalık etti!
İçeriği Görüntüle

KARTAL YİĞİT: ITALIANO GEÇ KALDI

Boşuna şu an Türkiye'nin hücum gücü en yüksek ve seyir zevki veren iki takımı demedik Beşiktaş ve Trabzonspor için. Özellikle ilk yarısı heyecan ve pozisyon fırtınası şeklinde geçen doksan dakikada Beşiktaş da kazanabilirdi ya da en azından beraberlik koparabilirdi. Beşiktaş beklediğimiz gibi yine aynı baskı ve tempo ile rakibine gözdağı vererek oyuna girdi.

Trabzonspor ise Beşiktaş'ı daha çok kendi sahasında karşılayıp geride bırakılan boş alanlarda geçiş ile gol aradı. Salah'ın attığı kritik paslar dikkat çekerken etkili oyununu golle de taçlandırdı. Beşiktaş ligde yine bir deplasmandan eli boş dönerken bu maçın ilerde nasıl etki edeceğini göreceğiz. Evet, oyun olarak Beşiktaş kötüydü diyemeyiz ama şampiyonluktaki rakibine net bir skorla mağlup olmak moral bozabilir. "Peki bu sonuç neden oldu?" diye sorarsanız…

Öncelikle Kartal'ın orta sahası Olaitan dışında hiç yoktu. Orkun'un yerine oynayan Miretti etkisizdi, Salih de ona eşlik edince bir tek Olaitan kaldı. Buna bir de sağ kanatta Cerny'nin etkisizliği eklenince Vlahovic yalnızları oynadı. Sırp golcü sahada var mıydı yok muydu belli değildi. Koca Beşiktaş'ta en dikkat çeken isimler Trossard, Olaitan belki de farkın açılmasını önleyen Nübel'di.

Bordo-mavililerde işini yapmayan isim yoktu ama Onana, Nwaiwu, Aral, Salah, Cabral, Franculino ile sonradan oyuna giren Folcarelli fark yarattı. Bir eleştirimiz de bugüne kadar hep övdüğümüz Italiano'ya. Moralli Oh ile İlhan'ı oyuna sokmakta çok geç kaldı, adeta iş işten geçmişti. Reis geldiğinden beri farkını ortaya koydu, onu da tebrik etmek lazım.

ULAŞ ÖZDEMİR: UYUTARAK YENDİ

TRABZONSPOR, Beşiktaş'ı uyutarak yendi. Evet, tam olarak bunu yaptı! Topu rakibine bıraktı, üzerine gelmesini bekledi ve kendisine açılan alanları kolladı. "Al, oyna" derken bunun savunmada doğuracağı riski de üstlendi. Trabzonspor'un Galatasaray maçında da gösterdiği önemli bir becerisi var. Rakip üzerine gelirken sabrediyor, topu kazandığında ise çok çabuk tehdit üretiyor. Beşiktaş topa sahip olmanın rahatlığını yaşarken Trabzonspor, topu kaybettiği anda rakibinin ne kadar hazırlıksız kalacağını hesaplıyordu.

2. yarı başında Beşiktaş baskıyı artırdı. Trabzonspor'un kazandığı toplarla yeterince nefeslenememesi oyunun yine kendi yarı sahasında geçmesine yol açtı. Buna rağmen Beşiktaş'ın topa sahip olma üstünlüğü aynı ölçüde pozisyona dönüşmedi. Trabzonspor bekledi. Rakibi öne yerleşip geride alan bıraktığında da Aral, Dju ve Salah ikinci golün cezasını kesti. Maç boyunca verilen davetin bir bedeli vardı. Beşiktaş o bedeli ödedi. Bu galibiyette Dju'ya ayrı bir yer açmak gerekiyor. Sırtı dönük top aldı, sakladı, arkadaşlarına servis yaptı, yüzünü kaleye döndüğünde mesafe kat etti. Salah'ın oyun aklı ve Aral'ın hareketliliği onun üzerinden daha etkili hâle geldi. Trabzonspor bu maçı risk alarak, sabrederek ve eline geçen anların değerini bilerek kazandı.

Baskı altında sorumluluk alması, oyunun yönünü değiştirmesi ve hücum hattını beslemesi onu, Beşiktaş için özel bir oyuncu hâline getiriyor. Üstelik kaptanlık sorumluluğu da bu rolü daha anlamlı kılıyor. Miretti'nin teknik kapasitesi ve bireysel yetenekleri elbette tartışılmaz. Ancak Orkun'un oyun zekâsını, tempo kontrolünü ve liderlik özelliklerini aynı şekilde sahaya yansıtmak kolay değil. Mesele bir oyuncunun diğerinden daha yetenekli olup olmaması da değil. Mesele, takımın ihtiyaç duyduğu rolü kimin ne ölçüde karşılayabildiği. Beşiktaş gibi şampiyonluk hedefleyen bir takımın, böylesine zorlu bir deplasmanda bulduğu fırsatları daha iyi değerlendirmesi gerekiyordu. Ayrıca Vlahovic rahatsızdı, güçsüzdü. Avrupa'da onun yerine oynayan Oh, iki gol attı ve çok iyiydi. Bu karşılaşmada da Vlahovic'in yerine Oh ilk 11'de olmalıydı. Sezonun ilk sekiz haftasında gelen üç mağlubiyet, elbette şampiyonluk iddiasındaki bir takım için üzerinde durulması gereken bir tablo. Ancak sezonun bu aşamasında her şeyin bittiğini söylemek de doğru değil. Sonuç olarak Beşiktaş, Trabzon'da yalnızca 3 puan kaybetmedi; Orkun'un değerini bir kez daha gördü.

Beşiktaş topa hakim oynuyor ancak 60. dakikaya kadar topa sahip olduğu anlarda tehlikeli bir gol pozisyonuna giremedi. Beşiktaş, Trossard ile gole yaklaştı ancak top direği sıyırarak dışarı çıktı. Şunu tekrar söylemek istiyorum: Beşiktaş, kazanmak için Oh'u oyuna almalı. Atamayana atarlar derler ya, adeta öyle bir ikinci yarı oldu. Bu tür maçlarda yakaladığınız fırsatları değerlendiremezseniz golü kalenizde görürsünüz. Salih Özcan topa yetişemedi, top Salah'a çıkarıldı ve Salah golü attı. Beşiktaş, ikinci golü yemeden önce değişiklik yapmalıydı. Şimdi üç değişiklik yapılıyor ama daha erken yapılmalıydı. Nübel, karşı karşıya kaldığı iki pozisyonda çok iyi kurtarışlar yaptı. Kasım ayına gelindiğinde üçüncü mağlubiyet iyi olmadı ama Beşiktaş kötü bir oyun oynamadı. Avrupa'da da iyi bir performans sergileniyor. Enseyi karartmadan yola devam edilmeli. Trabzonspor'da Onana ve Aral'ı çok beğendim. Tabii ki Salah'ı söylemeye gerek yok. Trabzonspor yönetimi, deplasman yasağının kaldırılması için gösterdiği çabadan dolayı teşekkürü hak ediyor. Beşiktaş taraftarları da Trabzon'da takımlarını çok iyi desteklediler. Aynı şekilde Trabzonspor taraftarları da Beşiktaş'ın stadına gelerek takımlarının yanında olacaktır. Futbolun güzelliği de zaten bu.