KURDUN DİŞİNE KAN DEĞDİ

Son bir hafta içerisinde İdlib’de iki ayrı saldırıda 13 mehmetçiğimizi şehit verdik. Süreç böyle devam ederse, istemesek şehitler vermeye devam edeceğiz gibi görünüyor. Ülkemiz, rejimin Astana ve Soçi süreçlerinde alınan karara uygun olarak, belirlenen yerlere geri çekilmesini aksi taktirde bizzat Türk Ordusu'nun bunu yapacağını belirtti. 
Bu süreci anlamak için iki sorunun cevabına ihtiyaç duyuyoruz. Ne oldu ve ne olacak/olmalı. Ne oldu?
Rusya ile Soçi ve Astana mutabakatlarını yaptık. Öncesinde Adana mutabakatı var. Bunlara rağmen Rusya, İran ve Rejim anlaşmaya uymayarak önce Halep sonra diğer bölgeleri adım adım işgal etti. Bizde taviz vere vere geri çekildik veya sustuk. 
Ne olacak?
Tavizler devam ederse, rejim askerlerimizi şehit etmeye, İdlib ile birlikte diğer bölgeleri işgale devam edecek ve büyük bir mülteci akınını kucağımızda bulacağız. Savunma hattımız çökecek, milli güvenliğimiz tehlikeye girecek.
Milletimiz her şehit haberi sonrası intikamımızı aldık, misliyle karşılık verildi, şu kadar rejim askerini öldürdük sözüne inanmıyor. Bu söylemleri kuru sıkı atışlar olarak görüyor. Beklediği, aynı saldırıyı Rus, ABD veya İsrail askerine yapsalar, bu ülkelerin vereceği karşılığın aynısıdır.
Basına düşen haberlere göre İran, Hizbullah, rejim ve Rus paralı askerleri 15 Şubat’a kadar İdlib şehir merkezine girme derdinde. Bunu gerçekleştirmek için HTŞ ile anlaştığı ve HTŞ’nin bölgeyi savaşmadan terk ettiği söyleniyor. 
Bunun yanında Suriye istihbarat sorumlusu Ali Memlük’ün YPG ile anlaştığı iddiaları ortada. 
Artık ok yaydan çıktı demek için Ankara’ya füze düşmesine gerek yok. Yıllardır devam eden örtülü savaş gerçek bir savaşa dönüşmek üzere. Şam’ı, Lazkiyeyi vuramazsan seni kimse ciddiye almaz. Aynı eylemler devam eder. Artık laf değil icraat vaktidir. Verilen zamanı beklemeden gerekeni yapma vaktidir ki öyle olacak gibi.
Sahada olan her olay sonrası diplomasi vurgusu yapıyoruz. İran daha başsağlığı dahi dilemeden sessizliğini koruyor. Rusya ikinci saldırı sonrası ‘İdlib’deki durumdan endişe duyuyoruz’ diye bildi. Adına diplomasi denen iki yüzlü politika aldatmacasına dikkat. 
Unutmayalım dostlar; ülkemize yönelik saldırıların arkasında Rusya ve İran var. Elini ovuşturan ABD var. İdlib Suriye’deki kazanımlarımızın savunma hattıdır. Geri adım bölgeden çıkmamıza savunma hattımızın çökmesine neden olur. Doğu ve Güneydoğu gider.
Siyasi saiklerle değerlendirmelerden kaçınmalıyız. Eğer bir savaş çıkarsa, bu savaşa muhalif olduğumuz kesimler değil Türk ordusu katılacak. Hedef Türkiye olacak ve o gemide hepimiz varız. 
Dikkatinizi şuraya çekmek isterim: Tüm bu saldırıların arkasında, başlangıç zamanlamasında Libya mutabakatı, Mavi Vatan savunması yani Akdenizde sondaj çalışmalarımızın başladığı zamanlar yatmakta. Geri adım atmamalıyız. Eğer geri adımı bir kere atarsak tıpkı eski Türkiye gibi olur, emperyalistlerin her dediğine evet der, teslim oluruz. Güçlü olmak istiyorsak, pastadan pay almak istiyorsak hep ileri diyerek hem sahada hemde masada varlığımızı hissettirmek zorundayız. Unutmayalım ki, masada olabilmenin yolu sahada var olmaktan geçmekte. Yani ya olacağız ya öleceğiz. Üçüncü bir yol yok gibi.
Arvasinin;’Haçlı zihniyeti, karşısında en büyük engel olarak Müslüman Türk’ü bulmuştur.’ diyor.  Kurdun dişine kan değdi bir kere. İslam’ın son ordusu sahaya çıktı mı durmak haram olur. Hedep kızıl elmadır.

Anahtar Kelimeler:
HTSAstanaSoçi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Faruk birinci 5 ay önce

Yazı güzel, ancak bizi yönetenler rüzgar nerden eserse oraya,diğer tatftan eserse o tarafa , böyle bir hereket bizi tutarsız kılar, ya cekilecegiz, ya vuracağız sonuna kadar devam