KRİZ VAR AMA İNKÂR EDİLİYOR

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Trabzon’a geldi. Milletvekili Hüseyin Örs’ün ağabeyinin cenazesi için Trabzon’a gelen Koray Aydın, İYİ Parti Trabzon İl yönetiminin de katıldığı bir basın toplantısı düzenledi. Basın mensuplarıyla bir araya gelen Aydın; ekonomi, hükûmetin Suriye politikası ve mahalli seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

ÜLKE KRİZ YAŞIYOR AMA İKTİDAR İNKÂR EDİYOR

Türkiye’nin içinde bulunduğu krizin ülke tarihinin geçirdiği en büyük kriz olmaya aday olduğunu ifade eden İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, “Türkiye’de siyasî dengeler sürekli değişim hâlinde. Türkiye şu anda, belki de Cumhuriyet tarihinin en büyük krizi olmaya aday bir süreci yaşıyor. Bunun ne manaya geldiğini önümüzdeki aylarda milletçe hep beraber göreceğiz. Söyleyeceğim sözlerin ne manaya geldiğini ekim ayında, kasım ayında ve devam eden süreçte hep beraber yaşayacağız ve göreceğiz. Üzücü olan şu: Böyle önemli bir kriz habercisi süreçte iktidar bir inkâr politikası takip ediyor. İnkâr ediyor, bir de buna yaklaşımı da kibirli. Yani inkâr ve kibir bir arada. Ama hayatın gerçekleri karşısında bu politikalar etkili olmaz. Olmayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Türkiye’nin şu anda yaşadığı sürecin adı borç krizidir. Bunu hükûmet söylemedi. Biz söylemiş olalım.” ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE BORCUNU ÇEVİREMEZ HÂLE GELDİ

Türkiye’nin 470 milyar dolarlık borcunu artık döndüremez ve çeviremez hâle geldiğini belirten Koray Aydın, “Bunun ortadan kalkmasını sağlayacak en önemli güç, bu konuda bir millî seferberlik hâlini herkesi kucaklayarak yapabilmek. İkinci olarak da hukuk sistemini Türkiye’de yeniden tesis ederek dış dünyaya, finans çevrelerine güven verecek bir adımın atılması. Bir de bugüne kadar Türkiye’de özellikle ekonomi bürokrasisi ve ekonomiyle uğraşan bu işi bilen hakikaten iyi kadrolar var. Bu tür kadrolara imkân ve fırsat vermek lazım. Ne yazık ki bunun yerine sadakatin esas alındığı bir bürokrasi yapılanması ile Türkiye karşı karşıya. Yani sadık olsun, sadakatini göstersin, liyakatin o kadar çok önemli olmadığı kadro yapılanması var! Bütün bu saydığımız unsurlar Türkiye’nin şu anda yaşadığı krizin temel altyapısını oluşturuyor.” dedi.

KİMSE KİMSEYİ KANDIRMASIN

Krizi, ABD Başkanı Donald Trump’ın attığı tivitlere bağlamanın, dış güçlerin Türkiye’yle uğraştığını söylemenin ülkeye en büyük hakaret olduğunu ileri süren Koray Aydın, “Bu bir krizdir. Kimse kimseyi kandırmasın. Bu gerçeğin bilinmesi lazım. Kalkıp da Amerika Birleşik Devletleri Başkanının attığı iki tane tivite bunu bağlamak, Türkiye’de dış güçlerin bizimle uğraştığını söylemek Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılan en büyük hakarettir. Hem de çok büyük bir hakarettir. Bir devlet başkanı iki tane tivit atacak, senin her şeyin allak bullak olacak! Öyle bir şey yok. Gelirin var, giderin var. Gelirle giderin arasındaki şu anda Türkiye’nin cari açık farkı 50 milyar dolar mertebesinde devam ediyor. Belki de yılsonuna kadar da 60 milyar dolara ulaşabilme ihtimali var.” şeklinde konuştu.

ŞİRKETLER BİR BİR BATIYOR

Türkiye’de şirketlerin kepenk kapattığını belirten Koray Aydın, artık bu şirketlerin sayılarını takip edemez olduklarını söyledi. Aydın, şöyle devam etti: “Konkordato ilan eden şirketleri takip edemez olduk. Şirketler bir bir batıyor. Ben Ankara’da yaşıyorum. Ankara OSB’de toplu işten çıkarmalar var. Bu işten çıkarmaların artarak devam edeceğini herkes biliyor. İstanbul’da da aynı durum var. Türkiye’nin her tarafını saran müthiş bir ekonomik sarmalla karşı karşıyayız.”

SURİYE HAKKINDA UYARDIM

Türkiye’yi Suriye konusunda uyardığını hatırlatan Koray Aydın, “Türkiye ekonomik olarak zor bir süreçten geçerken daha önce uygulanan yanlış politikalardan olan Suriye bataklığında şu anda verilen ayrı bir mücadele vardır. 2011 seçimlerinde Trabzon’da bas bas bağırarak bu Suriye politikasının başımızı belaya sokacağını, içinden çıkılmaz bir hâle dönüştüğünü her zaman anlattım. Onun da acı sonuçlarını yaşıyoruz. Türkiye’de resmî kayıtlara göre 3,5 milyon ama 4 milyon civarında Suriyeli var. Türkiye’de 20 kişiden biri Suriye’den gelen insanlar. Hesaplamalara göre doğurganlıklar baz alındığında 2040 yılında 13 kişiden biri Suriye’den göçmen vatandaşlar olacak. Bu da Türkiye’nin en önemli problemlerinden bir tanesi. Çünkü, millî bütünlük açısından bakıldığında bunun Türkiye tarafından hazmedilemez olduğunu görüyoruz. Zaten kriz yaşıyoruz. Almanya’da Doğu ile Batı birleştiğinde, her ikisi de Alman olmalarına rağmen, birleşme yapmalarına rağmen o zaman ki Alman hükûmeti 20 yıllık bir proje yaptı ve bunların kaynaşması için hazırladığı özel projeye bir finansman modeli getirdi. Ek vergiler koydular. Vatandaşın huzurunda alınan bu vergilerle 20 yıllık entegrasyon projesini yürüttüler. Proje 20 yılı doldu, tam istenilen sonucu elde edemediler. Kaldı ki Cumhurbaşkanı’mızın ifadesine göre 35 milyar dolar para harcanmış bir alanda Türkiye’nin bu olayı onlara Ensar muamelesi yaparak, topluma kabul etmeye yönelik girişimlerinin de doğru olmadığını düşünüyoruz. Suriye’de savaş bittiğinde o insanların kendi yurtlarına dönebileceği bir kararlılığın ortaya konulması ve bu fikrin güçlendirilmesi gerekmektedir. Çünkü o insanların ilk bayramı kendi ülkelerinde geçirebileceği bir ortamın inşa edilmesi ve ona uygun adımların atılması, ona uygun politikaların uygulanması mecburiyettir. Harcadığınızı söylediğiniz 35 milyar dolar sizin paranızdır. Bu sizin vergilerinizle ödenen, devlet bütçesinden harcanan paradır. Bugünkü kur üzerinden çarparsak ne kadar büyük gücün bu şekilde kullanıldığı anlaşıldığında Türkiye’nin bu yükü taşıyamayacağı gerçeğiyle her birimizin de ayrı ayrı yüzleşmesi gerekir.”  ifadelerini kullandı.

MAHALLİ SEÇİMLERİ KONUŞTU

2019 yılında yapılması öngörülen mahalli seçimlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Koray Aydın, İYİ Partinin seçimlere tek başına girme düşüncesi olduğunu ifade etti. Koray Aydın, “Önümüzde mahalli seçim var.  Mahalli seçimle ilgili olarak iki tane iktidar ortağı görüşme yaptılar. İktidar partisinin herhalde genel başkan yardımcıları görüşme yaptılar. Belli ki bir ittifak arayışı var. Çünkü bu göç ve ekonomik kriz büyükşehirlerde hasar yaptı. İşçi yoğunluğunun büyük olduğu illerde hasar var. Oralarda oy dalgalanmaları görünüyor. Bu illerde seçimler kafa kafaya zor geçen seçimler oldu. Büyükşehirleri kaybedebiliriz korkusuyla bu tür görüşmelerin yapılması siyasetin doğası gereğidir. Yapabilirler. Kendileri açısından ihtiyaç içindeler. Biz İYİ Parti olarak bu konuda seçimlere tek başına girme hazırlığı içindeyiz. Ekim ayından itibaren belirlediğimiz adayları kısmen açıklamaya başlayacağız. Ekim, kasım, aralık ayında açıklamaya başlayacağız. Onun dışında yeni gelişmeler olur mu ona bakacağız. Şu anda iki iktidar partisinin nasıl ittifak modeli içinde olacaklarını Türkiye’nin görmesini istiyoruz. Onun dışında seçmen birleştirmeyi sandıkta yapıyor. Süreç geliştikçe bu konuda daha farklı şeyler söyleyebiliriz.” diye konuştu.

FINDIK ÜRETİCİSİNİ TEPKİ VERMEYE ÇAĞIRDI

Demokratik ülkelerde insanların siyasilere tepki vererek çözüme ulaştığını söyleyen Koray Aydın, şöyle devam etti: “Ferrero’nun yetkilileri fındıkta ne olacağını bilir. Bizim fındıkta bir yetki ya da gücümüz yok. Ama İtalyan firmasının CEO’su bunu çok iyi bilir. Onlar fındığın ne olacağını, fiyatını bilir. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi sahadan çekildi. İnisiyatif almıyor. Almayınca belirleyici İtalyan firması olacak. Bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Biz söyleyeceklerimizi söyledik ama hayata geçmedi. İktidarın izlediği bu politika karşısında da şu anda söz onlarda, saz onların elinde… Onlar çalıyor. Onların kararları belirleyici olacak. Ama şu an itibarıyla inisiyatif bitmiştir, İtalyan firmasının eline geçmiştir. O belirleyici olacaktır. Hayırlı, uğurlu olsun! Yazık yani, üzülüyorum fındık işine. Koskoca üretici, bir İtalyan firmasına teslim edildi. Vatandaş bunun farkında değil, o da üzücü. Hükûmete karşı vatandaşın en büyük silahı tepkidir. Hak gaspı varsa, yeniliyorsa o da bunun farkındaysa demokratik yollardan tepkisini göstermesi gerekir. Demokrasi denen şeyde dengeler böyle oluşuyor.  Türkiye’de bu yok oldu. Tep parti düzeni var. Kimse de sokağa çıkmaya heveslenmesin. Polis alıp götürüyor. 2 ay sonra da FETÖ’cü olma ihtimalin var. Onun için korkudan kimsenin sesi çıkmıyor. Herkes teslim olmuş durumda. Teslim olmayan tek yer var, o da İYİ Parti. Biz iktidardan korkmuyoruz. Halkın sözcülüğünü de yapmaya devam edeceğiz.”

İlgili Galeriler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol